Buket Uzuner’in 2012 yılında yayımlanan romanı Uyumsuz Defne Kaman’ın Maceraları SU, bir dörtlemenin ilk kitabıdır. Roman, polisiye türde yazılmıştır. Türk kültürüne, yaşayışına, mitolojisine bağlı
Albert Camus'un "Yabancı" adlı romanı yüzeysel olarak bir insanın başından geçen bir olayı ele alır. Ancak roman karakteri Meursault incelendiğinde hayatın gerçekleri karşısındaki çaresizliği ve hayatı anlamlandıramayışından kaynaklı olan bir kimlik problemi dikkat çeker. Toplumdaki yerini bulamayan kahraman kendi içerisinde ciddi bir "yabancılaşma" sorunu yaşar ve varoluşunu sorgulamaya başlamaktadır. Sosyal alanda kendine uygun bir profil bulamayan kahraman birtakım buhranlarla başından geçenleri bize aktarmıştır.
YabancıAlbert Camus
Selamm, uzun zamandır şiir kitabı okumuyordum, şiir kitabı yorumuyla geldim.
Cumhuriyet dönemi edebiyatımızın en önemli şairlerinden biri de Özdemir Asaf'tır. Zira Asaf, birçok edebî akımın ve şiir topluluğunun ortaya çıktığı bir dönemde, özgün dili ve üslubuyla kendine ait bir sanat anlayışı başarmış nadir isimlerden biridir. Şiirlerini genellikle ikilik ve dörtlük şeklinde yazan Asaf, ömrünün son zamanlarında dize sayısını iyice azaltmıştır. O nedenle olması gerek ki dizeleri okurken düz yazı ile şiirin harmanlanmış olduğu hissine kapıldım.
Dokuza Kadar On isimli kitapta şiirlerini okurken Özdemir Asaf'ı yakından tanıma fırsatı buldum. Şiirlerinin derlendiği bu eserde; Asaf sevgi, aşk, özlem, umut, mutsuzluk, yalnızlık, ölüm gibi insana dair pek çok duyguyu ve düşünceyi mısralarına tane tane işlemiştir.
Dokuza Kadar OnÖzdemir Asaf
Hüseyin Rahmi Gürpınar "Mürebbiye" eserinde, Batılılaşmanın yanlış anlaşılmasının toplum üzerinde doğurduğu sonuçları işlemiştir. Mürebbiye aynı zamanda Batılılaşmayı yanlış anlayan, alafranga, züppe, geleneklerine uymayan tiplere yer veren eserler içerisinde değerlendirilir.
Romanın başkahramanı Anjel'dir. Mösyö Maksim ile olan ilişkisi vesilesiyle İstanbul'a gelen Anjel bir Rum genci ile aldatırken yakalanması üzerine beş parasız kalır. Yardım istediği aile onu konağa yerleştirir. Aslında Parisli bir hayat kadını olan Anjel, konağa ahlâklı, dindar, namuslu bir Matmazel Anjel olarak tanıtarak girer. Fransa'da kötü kadın adıyla anılmasına rağmen konakta mürebbiye olarak çalışıyor olmasına kendisi bile akıl erdiremez. Konak sahibi kendi ailesine karşı sert tavırdadır fakat Mürebbiyeye ayrı özen gösterir. Mürebbiye Anjel güzel ilgi çekici bir kadın olmasından dolayı konağın diğer erkekleri Anjel'e aşık olurlar. Anjel'in yatak odasına kadar girerler.
---------------------------------
"Zaten fizyolojik bakımdan gülmekle ağlamanın bazı durumlarda farkı yok gibidir. İkisi de sinir zayıflığından ileri gelir..." s.9
"Eğer ağlamakla ahlak düzeltmek mümkün olsaydı dünyada çocuklardan uslu kimse bulunmazdı..." s.9
"Bu hastalıklı on dokuzuncu yüzyılın zehirli ahlakını kendimize aşılarız." s.17
"Kusur yalnızca bizim mesleğimizde değildir." s.18
"Bir erkeğe aşık olmak bizim gibi kadınların yıkımına yol açar."s.18
MürebbiyeHüseyin Rahmi Gürpınar
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig
Stefan Zweig'in "Olağanüstü Bir Gece" eseri sıradan ve tasasız bir hayat yaşarken ailesinden kalan miras ile bir anda varoluşunun temelini sorgulamaya başlayan bir adamın hikayesi... Hayata karşı duyarsızlaşan, bütün duygularını yitiren ve hissetmeyi unutan adamın sadece bir gecede ruhunun derinliklerinden gelen sorgulama ile toplumunun çizgisini kabul etmeyen bir sorgulama.
İnsan olmanın ne olduğunu, üst seviyeden dibe vurmanın yoğun hissiyatını Stefan Zweig ile bir kez daha tattım diyebilirim. Hayatını sorgulayarak ruhsal bir dönüşüme giden adamın olağanüstü bir gecesini anlatmaktadır.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Tuhaftı: O hoş düşler âleminden çıkmıştım yine." s.28
"Yeniden hissetmeye başlamıştım, kurumuş dal yeniden yeşermiş tomurcuk veriyordu." s.36
"İnsanın mutlulukla yaşamış olduğu karaya limandan ayrılan gemiden bir kez daha bakması gibi arkasına baktım." s.39
"Ben yaşamı daha önce hiç bu denli arzuyla yaşamamıştım." s.67