1804'te Sırp isyant, Osmanlı topraklarında bağımsızlık yo lunda ilk ateşi yaktı. Görünürde Yeniçeri taşkınlıklarına karşı çıkan bir ayaklanmaydı ancak hızlı bir şekilde bağımsızlık yoluna evrildiler. Artık Osmanlı tebaasını bir arada tutmanın yolu kalmıyordu. Kısa zaman sonra Yunan isyanı baş gösterdi. İngiltere ve Rusya'nın da desteği ile isyan başarıya ulaştı. Tabii ciddi miktarlara ulaşan Türk katliamlarıyla. 1821'de Navarin'de 3000, Atina'da 1200, Tripoliçe'de 32000 Türk katledildi. Aynı yıl Mora'da yapılan katliam öl-dürecek kimse kalmayıncaya kadar devam etti. Bu seri katillik, Sırp ve Bulgar isyanı ve Balkan harpleri sırasında da devam etti.
Hepimizin bildiği gibi beynimizin sağ ve sol lobu var. Sağ lobun temel olarak çalışması sola göre farklıdır. Beynimizin bir lobu matematikseldir, bencildir, har vurup harman savurmak ister; diğer lobu duygusaldır, insancıldır. Birisi paralel çalışırken, diğeri seri çalışır. Paralel çalışan elektriği veya gücü aynı anda tüketmek ister, eşit dağıtır; seri çalışan öyle değildir, yarını düşünür, idareli kullanır. Sağ ve sol beyin farklı düşünse de ortalarında yer alan korpus kallozum³, ikisini birbirine bağlar. On milyar nörondan, liften oluşur, sinir ağıyla birbirine geçer ve ortak karar verip ortak hareket etmelerini sağlar. Aralarında çatışma olsa da sonucunda sağ ve sol beyin ortak kararla hareket eder, hiçbir zaman kendi başına fikir yürütmez. Korpus kallozum, kadınlarda erkeklere oranla daha kalındır, bu kalınlıktan ötürü iletişim daha hızlı devam eder ve kadınlar bu yüzden, bir işi yaparken başka işlerle de uğraşabilirler. Oysa erkekler böyle değildir, sadece tek işe odaklanabilirler.
Sayfa 34·Kitabı okudu
Reklam
Seri devam eder :
"Kırlangıç yapar yuvayı Çamur sıvayı sıvayı "
Sayfa 7 - Anavarza Ovası·Kitabı okuyor
Edebiyat
Allah Rahim’dir
EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Elhamdulillahi rabbil âlemin esselatu vesselamu aleyke ya seyyidel evveline vel ahirin ve ila cemiil enbiyayi vel murselin ve ila cemiil evliyayi vel hamdulillahi rabbil âlemin. Hep beraber Allah’ın isimlerini anlamaya çalışıyorduk. Allah’ın isimlerini anlamak; Allah’ı, Allah’ın kendini tanıttığı gibi tanımaya çalışmak demektir. Bu yüzden Allah’ı tanımaya çalışırken Fatiha’daki isimlerle tanımaya başladık; ama Fatiha’daki isimleri anlamaya çalışmadan önce temel olan, öz olan, anlaşılması gereken, yaratılışın sebebi olan ismi; yani Allah’ın sevmesiyle ilgili olan Vedud ismini anlamaya çalıştık. Vedud isminin; seven, sevilmeyi isteyen, sevilmeye layık olan anlamına geldiğini söyledik. Sonra nüzul sırasına göre Fatiha’daki isimlere başladık. Fatiha tam olarak inmiş olan ilk suredir. Alak Suresi’nin ilk beş ayeti ilk inen ayetlerdir; ama tam olarak inen ilk sure Fatiha Suresi’dir. Bu yüzden işe Fatiha Suresi’yle başladık. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz; “Fatiha ümmül kitaptır (kitapların anasıdır), Kur’an’ın özetidir, özüdür”(Darekutni, Salat, Babu Vucubi Kıraati Bismillah) buyurur. Kur’an’ın anlaşılması için önce Fatiha’nın anlaşılması gerekir. Biri Fatiha’yı öz olarak bilir, öğrenirse Kur’an’ı özetle anlamış olur. Bunun için biz de Allah’ı isimlerinden tanımaya çalışırken Fatiha’yla, Allah’ın Fatiha’daki isimleriyle tanımaya başladık ve önce onları kısaca öğrenelim, dedik. El hamdu lillâhi rabbil âlemin:(Fatiha /1) “Hamd, âlemlerin rabbi olan Allah’a aittir.” Rabbimizi Fatiha’daki isimleriyle tanımaya çalışırken ilk önce bu ayette geçen, Hamid ismini, devamında Rab ismini, sonra da “er rahmânir rahîm”(Fatiha /2) ayetinde geçen Rahman ismini anlamaya çalışmıştık. Şimdi biraz da Rahim ismini anlamaya çalışacağız
Sayfa 113·Kitabı okuyor
Hep ‘Son Söz’ derdim ama bu kez ‘Martin’in Son Sözü’ diyorum :’(
Sükunetle parıldayan yıldızlara bakmak için kafasını yukarı kaldırırken ciğerlerindeki havayı boşalttı. El ve ayaklarının güçlü ve seri hareketleriyle omuzlarını ve göğsünün yarısını su seviyesinin üzerine kaldırdı. Aşağı iniş için gereken ivmeyi kazanabilmek içindi bu. Sonra kendini bıraktı ve hiçbir harekette bulunmadan, bembeyaz bir heykel gibi denizin içlerine doğru battı. Bilinçli bir hareketle, sanki narkoz alan birisi gibi suda derin bir nefes çekti. Su boğazına dolunca kolları ve bacakları tamamen gayriiradi bir şekilde suda çırpınarak Martin'i tekrar yukarı, yıldızların berrak görüntüsüne çıkardı. Kolları ve bacakları yorulana, artık kıpırdayamayacak hale gelene kadar daldı, daldı. Çok derinlerde olduğunu biliyordu. Su basıncı kulak zarlarını acıtıyor; kafasının içi cızır cızır ötüyordu .Dayanma gücünü kaybediyordu, ama iradesi kırılana ve içindeki hava büyük bir patlamayla birIikte ciğerlerinden suya püskürünceye kadar bacaklarını ve kollarını zorlayarak dalmaya devam etti. Su kabarcıkları küçücük baloncuklar gibi yanaklarına sürtünüp geçerek, gözlerinden sekip sıçrayarak yukarı kaçışlarına başladılar. Sonra acı çekme ve boğulma aşaması geldi. Bu acı ölüm değildi, sersemlemiş bilincinde bocalayarak dolaşan düşünceydi. Ölüm acı vermezdi. Hayattı, hayatın sancısıydı bu feci, bu insanı boğan his. 𝘏𝘢𝘺𝘢𝘵ı𝘯 𝘔𝘢𝘳𝘵𝘪𝘯'𝘦 𝘷𝘶𝘳𝘥𝘶𝘨̆𝘶 𝘴𝘰𝘯 𝘥𝘢𝘳𝘣𝘦𝘺𝘥𝘪. Direngen elleri ve inatçı ayakları savrulmaya, kasılmaya, çırpınmaya başladı. Martin ise hem bu uzuvlarıyla hem de onların savrulup çırpınmalarını sağlayan yaşam arzusuyla dalgasını geçiyordu. Çok derinlere inmişti. Kollarıyla bacakları artık onu yukarı çıkaramazdı. Durgun bir hülyalar denizi içinde dalgalanmaya bırakılmış gibiydi. Renkler ve parlak ışıklar onu kuşatmış, yıkıyor, onun üstünde başında geziniyordu. O da ne?
Sayfa 479 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 34. Basım·Kitabı okudu
Sihirli Halı Operasyonu
“1950'lerin ilk yarısından itibaren İsrail’e yerleşen ve bugün sayıları 400 bin civarında tahmin edilen Yemenli Yahudiler ise, sadece sahip oldukları geçmiş nedeniyle değil, İsrail tarihinin en utanç verici skandallarından birinin nesnesi oldukları için de özellikle dikkate değer. "Sihirli Halı Operasyonu" ismi verilen seri uçuşlarla, 1949 ve 1950'de 50 bin dolayında Yemen Yahudisi İsrail’e taşınmıştı. Bundan sonraki birkaç yıl içinde, yaklaşık 8 bin çocuk, hastane ve dispanserlerde ortadan kayboldu. Ailelerine öldüğü bilgisi verilen bu çocukların, İsrail içindeki ve dışındaki çocuksuz Diode aileleri evlatlık olarak verildiği yıllar sonra ortaya çıktığında, büyük bir skandal patlak verecekti. Günümüzde binlerce İsrailli hem çocuklarını hem de anne-babalarını aramaya devam ediyor.”
Sayfa 171 - 17. Tez
Reklam
Reklam