İnsan, her insan, eğer insansa, her gün, her gün tanyerleri ışırken yeniden doğuyor. Toprağa düşen her tohum, toprağı yaran her filiz yenidir. Gökyüzü her ışıyışında yeniden kuruluyor, dünya yeniden kuruluyor her tan atışında, tohum yepyeni uçuyor, su yepyeni akıyor, ışık yepyeni akıyor. İnsan yüreği yepyeni atıyor. Çiçek sevgiye duruyor, yürek sevgiye duruyor, şırlayıp gelen ışık sevgiye duruyor. Ölüm yok, diyordu Dursun Dede... İnsana ölüm yok. İnsan sevgiye doğuyor. İnsan sevgiye doğmuyorsa insan olmazdı, o zaman ölürdü işte... İnsan insana doğuyor.
Yaşamın çiçekleri birer görüntüden ibaret! Çoğu ardında hiç iz bırakmadan yok olup gidiyor, çok küçük bir kısmı meyve veriyor ve bu meyvelerden çok azı olgunlaşıyor ama yine de hepsinden yeterince var; üstelik olgunlaşmış meyveleri görmezden gelebilir, küçümseyebilir ve tadına varmadan çürümeye terk edebilir miyiz?
Eğitimli müreffeh toplumu övmek için ne söyleniyorsa kurallar lehine de aşağı yukarı benzer sözler söylenebilir. Kendini onlara göre eğiten birinin ürettiği herhangi bir şey asla yavan ve kötü olmayacaktır; tıpkı yasaları ve görgülü olmayı dikkate alan birinin asla katlanılmaz bir komşu ya da aklı kötülüğe çalışan biri olmayacağı gibi.