Selen Sevim, Nietzsche Ağladığında'yı inceledi.
11 saat önce · Kitabı okudu · 18 günde · Beğendi · 8/10 puan

Vee bir kitabın daha kapağını kapattik. Benim için uzun bir okuma süreci oldu. Diş ağrıları yüzünden 3 5 gün hiç okuyamadım ve en nihayetinde hitama erdirdim. Kitap 19. Yüzyıl Viyana'sında yaşanıyor ve psikanalizin doğuşunu ele alıyor. Kahramanlarımız Nietzsche, Sigmund Freud, Dr. Josef Breuer, Lou Salome, Bertha Pappenheim... şeklinde gidiyor. Genel adıyla benim dahiliye diye algıladığım bir bölüm doktoru olan Breuer bir gün eşiyle Viyana tatilinde iken, otelin cafe bölümünde bir not buluyor. Genç bir kadının çok önemli bir meseleden kendisiyle görüşme talep etmesi notu. Görüşme gerçekleştiğinde Alman felfesinin isimlerinden biri olan Profesör Nietzsche'nin ümitsizlik derdine düştüğü ve intihar düşüncesi olduğu için, onu bu düşünceden kurtarmak için Dr. Breuer'den yardım isteniyor. Ancak hastanın bu sebeplerden ötürü tedavi edileceği bilinirse hasta tarafından bunu kabul etmeyeceği ile başlıyor kitap. Uzun uzun yazabilirim aslında ama kitabı özetlemiş olurum, bu da tadını kaçırabilir. Bu yüzden okuduğum kitapla ilgili sadece kendi yorumumu yazmak istiyorum. Kitap edebiyat anlamında güzeldi. Lâkin din anlamında baktığımızda tehlikeli bir kitap olduğu düşüncesindeyim. Yani islami bilgileri zayif olan kişilerin kafasını karıştırabilir, diye düşünüyorum. Kitap boyunca ümitsiz olan Nietzsche'nin psikanalizin dibine dibine vurduğunu görmektesiniz. Ümitsizce çırpınışlar, gurur, kibir... Kötü olunarak ancak bir şeylerin üstesinden gelebileceğine inandırmış kendini kitap boyunca Nietzsche. Ve fakat sonlara doğru bir çözülme yaşanıyor. Kitaptan şunu anladım: Konuşarak her şeyi çözümleyebiliriz. Icimize attığımız müddetçe kinlenir ve kibirleniriz. Ve böylece güçlü olduğumuzu düşünürüz. Peki, bu doğru mu? Evet, uygun bir dille sorunları çözmeliyiz konuşmalıyız fakat bizim inancımızda 'sabır' kavrami var. Bu kitapta Nietzsche bunu yok sayıyor. Veya ben öyle anladım bilemiyorum. Güzel bir kurguydu. Ve akıcı bir kitap. Altını çizdiğim yerlerde oldu fakat ben batı felsefecileriyle anlaşamıyorum :) Sevmiyorum, sevemiyorum. Evet, kitap güzeldi fakat bana göre çok çok çok şahane değildi. Yani defalarca okumam :) Ve yine şunu anladım ki; herkesin çok çok beğendiği şeyler beni cezbetmiyor. Okuyorum ve aynı şeyleri düşünmüyorum. Bunu kibir vs olarak algılamayın. Insanın moda ettiği şeyleri sevmiyorum. Çünkü bunu kim belirliyor? Biru bir şeye güzel dediyse de kimi de başkaları güzel dedi diye sırf o insanlarla aynı pencereden bakabilmek için sanırım güzel deyip bunu moda veya akım haline getiriyorlar. Bu yüzden bu kitap benim defalarca okuyacağım bir özelliğe sahip olamadı :)

vurkan i, Başıbozuk Sevdalar'ı inceledi.
23 May 02:09 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bilmiyorum ama bu tarz kitapları sevemedim bir türlü ve bu kitapla da yargım değişmedi.Canan Tan çokça anılan bir yazar okuyarak göreyim nasıl yazıyor , dili nasıl kullanıyor dedim.Ama bana oldukça yüzeysel ve çok çabuk tüketilebilir bir kitap olarak geldi.Bu yüzden bu kitapları sevemiyorum.Oldukça basit geliyor bana içine çekemiyor.Zaten okurken de çok çabuk ilerliyor sayfalar.Oysa ben durayım düşüneyim kafa yorayım kafama balyoz indiren cümlelerle karşılaşayım ve o balyozun etkisi ile birkaç gün okuyamadan düşüneyim istiyorum.Canan Tan muhtemelen daha okumayacağım.Tabiki bunlar benim kişisel düşüncelerim.Okuyan seven arkadaşlara saygım sonsuz.

İlyas Yalçıntaş - Sadem
Yaktığın sönmedi hala
Kimseyi sevemiyorum
Beni sana kattığın, belli değil mi?

Sebebi bilemiyorum
Aklımda bir tek sen varsın
Ben senden istediğimi
Kimseye diyemiyorum

İki işi bir arada yapamıyorum galiba
Sevilirken sevemiyorum mesela...
p.n

Ayda bir duraksama dönemlerim oluyor. Süresi değişiyor bazen birkaç gün bazen bir hafta sürüyor böyle içimden hiçbir şey yapmak gelmiyor yaptıklarımdan da verim alamıyorum. Bomboş sadece zaman kaybettiğim bir dönem oluyor böyle zamanlarda kendimi hiç sevemiyorum irademin kontrolüne hiçbir zaman tam olarak sahip olamayacağım sanırım. Yapmam gereken dünya kadar iş var hevesim olmadığı için tüm gün oturup duruyorum sadece, hiç yaşanası değil

Ben düşünmekten yoruldum, benim yerime de düşünür müsün? Benim yerime ilgilenir misin insanlarla, yalanla, ihanetle, yalnızlıkla? Geceleri birdenbire bastıran sağanak yağışlı korkuları alır mısın yamacımdan? Gündüz gözüyle sevemiyorum kimseyi. Yüreğimdeki bu düğümü çözebilir misin?

Jack Kerouac

Eda Arda Ylmz, Tuzu Uzatır mısın Hayat'ı inceledi.
27 Nis 06:06 · Puan vermedi

Kitabı henüz bitirmedim ama yorumumu yazabilirim çünkü aynı cümlelerle başladı ve bitecek gibi duruyor.Öncelikle ismini çok duyduğum için okumak istedim bu kitabı.Ama fiyasko.Neden mi?Okura hiç bir şey vermeksizin şunu yap bunu yapma diyen kitapları nacizane pek sevemiyorum.Doğru yol herkes için farklıdır.Hayat,kitaplarda yazıldığı kadar basit değil,hiç de olmadı.Bir de neden hep kadınları başrol alarak yazılıyor bu tarz kitaplar?Erkekler bu kadar ruhuna sahipken,niye hep bize ‘gözyaşını sil’..!! Efendime söyleyeyim ‘Rimelle uyuma!!’;’Gül,gülümse..!!’ vs tavsiyeleri veriyor.?Bu kitabın da tuzu fazla kaçmış bence,patates doğramak için de geç kalınmış.. :))