“ Ah, ben hayvanları çok severim. Bütün canlı mahlukları, hayatı, güzelliği, saadeti severim. Bahtiyar bir köpek bile benim içimi sevinçle dolduruyor. Ben karanlık şeylerden bahsetmek için dünyaya gelmemişim. İçim tatlı, sıcak, neşeli şeyler anlatmak isteğiyle yanıyor.
Hele cümle âlem bu köpeğin onda biri kadar rahata kavuşsun, bakın ben bir daha acı şeylerden söz açar mıyım?"
Şunu iyi biliniz, gösterişli sözlerden, gösterişli konuşanlardan ve el etek öpenlerle çıtkırıldımlıklardan hiç hoşlanmam ve nefret ederim.İkincisi çapkınlıktan ve çapkınlardan, özellikle çapkınlardan nefret ederim. Üçüncüsü ise gerçeği, içtenliği ve dürüstlüğü çok severim.
«Hayvanları çok severim. İnsanın arkasından gülmezler. Aynı sebepten ötürü, ağaçlan da severim; bu sabah, hazırlamakta olduğum doğa albümüne ekleyeyim diye, ev sahibemin bahçesindeki küçük kiraz ağacının resmini çektim. Patronum, adı geçen albümün bana bir Onur Madalyası kazandırabileceğini belirtmektedir. Bir ölünün umutlanması olmayacak şey ama ben de bunu umut etmekteyim.»
Bir dâhi olmadığını, sadece tutkuyla çalıştığını söyleyen Einstein’ın bir konuşmasında geçen şu sözü çok severim: “Posta pulları; gideceği yere varıncaya kadar mektuba yapışıp kalırlar. Onun için çok değerli oldukları söylenir… Posta pulu gibi olun; başladığınız işi bitirin.”
Sayfa 104 - Alfa Yayınları, 19-20. Basım: Mart 2021·Kitabı okudu