• 128 syf.
    ·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Sahi, sesiyle sarılabilir mi insan ?
    diyor yazar .
    Sarılabilir ...Hem de çok uzağındakyen sımsıcak,sevgi dolu....

    Ben de,
    Hayatta ki ilk tercihiniz,
    Heyecandan avuçlarınızın terleyerek tuttuğunuz ‘İlk’ El mi?
    Yoksa;
    Güven duyarak sımsıkı tutunup mezara girdiğiniz ‘ondan ötesi’ olmayan ‘Son’ El mi
    Olmalı ? diyorum.

    Sahi,
    Sevgi Neydi ?

    Belki de en içten sevgi melonkolik olandı...
    Hiç unutamadığın, her anını içinde ölümsüzce yaşadığın....
    Gelecek diye her an umut ettiğin. Bir hayale sığınır gibi ,aşkın bin bir türlü halini yüreğinde yaşadığın...
    Kimi gün acıdan öldüğün ,ama kimsenin canını yakmadığın...
    Sevginin hüznünde boğulduğun...
    Gidenle kaybolduğun...
    Sevmek güzel, ama sevilince başka bir güzel ....

    Bu hikayede hepimiz tek taraflı aşkın tanıklarıyız.

    Sevilen gidince, tek başına sevmek ağır bir yük.Her yerde onu görmek, her güzel şeyde onu bulmak, hatıralara sığınmak yorucu....

    İnsan özler, hem de çok özler.
    Bir seste,bir gün batımında,açan her çiçekte onu arar. Hüzün en çok sevene yakışır..Her şeye rağmen sevmeye devam edene .

    Hiç bir aşk sonsuz değildir.
    Bazen yorulur insan sevmekten. Vazgeçer...Gömer içindeki sevgiyi kalbinin en ücra köşesine.
    Unutulur mu hayır !...
    Arada bir sızısı duyulur yürekte ...
    Canın acır .En çok da Özlersin ....

    Ben özledim galiba seni
    Bu yüzden bu kadar sitemlerim
    Sen üzülme acıdan bu sözlerim
    Karşımda görsem dolar gözlerim....

    https://youtu.be/TOq4RCoLWpk

    Gönül istiyor ki her aşk ,karşılıklı olsun. Her aşk ölümsüz olsun .

    Yunus Emre : “Ölen hayvan imiş ,âşıklar ölmez...”
    derken,
    “Ölen nefistir, heva ve hevestir...” diyordu.

    Şemsi -i Tebrîzî ise,
    “Kır kalemin ucunu bundan sonra yolculuğumuz aşk yolculuğudur...”diyordu.
    Demek ki aşk, kalem ile yazılmaz, dil ile söylenmez, göz ile görülmezmiş.

    Öyleyse kıralım mı kalemin ucunu ?
    Belki vakti gelmiştir....!

    Beni hep güzel hatırla .
    Hoşçakal canımın canı ...
    Yüreğimde nasıl sevdiysem, öyle kal...

    Aşk’a ,sevenlere selam olsun...
  • Verda Rençberoğlu
    Verda Rençberoğlu Yıldızın Değerini Belirleyen Gece Değil Kendisidir'i inceledi.
    104 syf.
    ·Puan vermedi
    Kalbimi bıraktığım bir kitapla geldim. Her bir sayfası her bir satırı bu kadarım huzurlu olabilir. Anlatım dili o kadar sade ve şiirsel ki sanki karşı karşılasanız ve size kendini anlatıyor. Kitap konu bakımından sevgi ve yalnızlık üzerine kurulmuş olda da daha çok bir iç hesaplaşma gibi geldi. Kapağı roman gibi duruyor ama tam bir kişisel gelişim motivasyon karışımı.
    ۰
    Kitapta yaptığı madeleine ile yaptığı konuşmak bana küçük prensi hatırlattı ve sürekli tebessüm ederek okudum. Sahi sevgi gerçekten neydi?
  • ....Herkes sanır ki ''Selvi boylum Alyazmalım ''bir aşkın filmi !
    Oysa İlyas'a aşıktı Asya ,
    Cemşit' i sevdi !
    Aşk ömürde bir defa olur ,
    Ama insan iyiyi güzeli hep severdi !
    Asya aşıktı İlyas'a ama Cemşit'i sevdi !
    Hayat hani o Asya'nın dönüp bakarsam gidemem dediği çizgi !
    Sevdi ama Aşk başka ,dönüp baksa gidemezdi !

    Çünkü Cemşit gibi severse bir adam !
    Öyle sevilirse Asya gibi bir Kadın !
    Dönüp bakmazdı ölse bile !
    Dönüp bakmadı ve gitti !
    O filmde sevgi aşkı yendi !

    Sahi neydi sevgi ''sevgi emekti ''
    Aşk mı !
    Kaybedenler konuşulmaz
    Aşk kaybetti
  • Sahi, neydi sevgi? Bir çuhayı ipek görebilmek miydi; toprağı amber niyetine koklamak mı? Sureti sîrete, arazı cevhere, bedeni ruha köle eylemek miydi sevgi? Sevgi bir iyilik miydi, şefkatli bir cümlecik mi? Neydi sevgi? Dış mıydı, yoksa iç mi; zahir miydi, yahut bâtın mı; kalıp mıydı, ya ki can mı? Var olmak mı, varlıktan geçmek mi? Dünyaya gülmeye mi gelmiştik; ağlamaya mı; ölüyor muyuz, yoksa doğuyor mu? Sevgi neydi?
  • Herkes sanır ki ''Selvi boylum Alyazmalım ''bir aşkın filmi !
    Oysa İlyas'a aşıktı Asya ,
    Cemşit' i sevdi !
    Aşk ömürde bir defa olur ,
    Ama insan iyiyi güzeli hep severdi !
    Asya aşıktı İlyas'a ama Cemşit'i sevdi !
    Hayat hani o Asya'nın dönüp bakarsam gidemem dediği çizgi !
    Sevdi ama Aşk başka ,dönüp baksa gidemezdi !

    Çünkü Cemşit gibi severse bir adam !
    Öyle sevilirse Asya gibi bir Kadın !
    Dönüp bakmazdı ölse bile !
    Dönüp bakmadı ve gitti !
    O filmde sevgi aşkı yendi !

    Sahi neydi sevgi ''sevgi emekti ''
    Aşk mı !
    Kaybedenler konuşulmaz
    Aşk kaybetti ....!!!
  • 840 syf.
    ·62 günde·Beğendi·9/10
    Mia hayat zor dediğinde insanlar daha zor demeyi çok istedim ve bunu benden duymanı diledim. Ancak bunu sana ne yüzyüze ne de yazılıyla dile getirebilirdim. Benim dünyamda canlılar her zaman hareket halindedir. Durmadan bir şeylerden ya da bir yerlerden bir yerlere gider ve gelirler. Bunun en altına indiğimde ise iki durumla karşılaşıyorum: Korku ve merak. Evet Mia bütün canlıların hareketi bu iki durumla meydana gelip eyleme dönüşmektedir. Ancak korkunun bir üstü ise meraktır ve korkuyu yenebilen tek durumdur.

    Uzunca gecelerden düşünceme aksedenler bunlar Mia. Merak konusunu kendimce bertaraf ettim ve romanlarda dahi karşılaşmadığım bir estetikle kendi özyaşam hikayesini kaleme alan Goethe’yi merakla okudum. Hani bir gece fundalığın ay ile aydınlandığı anda tesadüfen karşılaşıp merakımıza yenik düştüğümüz, dakikaların saatlerle yarıştığı o anda sabah güneşinin sıcaklığıyla kendimize geldiğimizde hissettiğimiz o heyecanı unutmamışsındır. İşte öyle bir duygu durumuydu bu eserle geçirdiğim zamanlar. Sanki bir keman içimin nehirlerine Taghtam Deh notalarını döküyor ve dilimdeki kelimeleri israf ettiğimi hatırlatıyordu. Konuşmasakta olurdu dercesineydi Mia.

    “Çocuk, ey çocuk! Dur! Sanki görünmez hayaletler kamçılamış gibi, zamanın güneş atları yazgımızın hafif arabasıyla geçip gider, bize düşen, cesur bir azimle dizginleri sıkı sıkı tutmaktan, oradaki taş, şuradaki uçurumdan tekerlekleri geri çekmek için bazen sağa bazen sola yönelmekten başka bir şey değil. Onun nereye gittiğini bilen var mı? Nereden geldiğini kendisi hatırlar mı?” (Alıntı #57619106 )


    Seni sevmenin bir merakla başlaması böyle bir zamana denk gelmesi çok garip değil mi? Yukarıda dedim ya korkuyu ancak merak yener diye, aldanmışım Mia... Sana olan merakım umman olup sevgi nehirlerinin yataklarından taştı ve kaybetme korkusuna yenik düştü. Unutma Mia en çok sevdaya olan umuttan vazgeçilmez. Johann Wolfgang Von Goethe de içerimizden biri gibiydi, çok tanıdık. Eserleri aşklarının önüne geçmiş ya da ülkesi tarafından geçirilmişti. Sansasyon yaratacak kadar şaşılacak bir aşklar serisi vardı. Bu aşkların kendisini bu kadar yücelttiğini ve bu duygu durumlarıyla adını göklere yazdırdığı kanısındayım. 71 yaşındayken olmayacağını bilerek 17 yaşındaki bir kıza görücü gitmesi ise gerçekten hayatın her anında umuda yer vermesinin örneğidir Mia.

    Sayın Goethe gizli kalmış ya da saklanılmış ancak varlığından söz edilen bir Hz. Muhammed kitabına da sahip. Aşırı doğu düşkünlüğü ve küçük yaşta ibraniceyi sökmesi ve yine küçük yaşta bir yaratıcı arayışına girmesi yaşına göre olağanüstü bir seçim. Şarkın değilse de Avrupa’nın Mevlanası demek çokça mümkündür. Gravür ve resim sanatıyla yakından ilgisi ileri derecede mimariye merak saldırmış, Jean Jacques Rousseau, Denis Diderot gibi bilimi, bilgiyi doğayla harmanlamış onlar kadar varolan şeylerin batmakta olduğunu dillendirmese bile çok iyi başarılara merak saldırmıştır. Asıl öğrenimi ise hukuktur. Kitabın en mükemmel yanı ise içeriğinde yüzlerce kendinden önce ya da çağdaşı olan kişiler hakkında bilgi vermesidir. Eserleri olsun, kurmuş olduğu enstitüsü olsun kesinlikle alkışlanmayı ve sonsuza kadar unutulmamayı hak ettiriyor. Adam Alman edebiyatına yön vermiş bir ya da ikinci kişi. Çocukluğunda başladığı kelime oyunlarına 20 yaşlarında küçük kitap diye adlandırdığı Werther’i kaleme almış, kaleminin gücünü bütün Almanya ve dahası bütün Avrupa’ya tanıtmıştır. Bizim ülkemizin Goethe ile tanışıklığı ise Namık Kemal’in bir dergide ondan bahsetmesinden ileri gelmektedir.

    “İnsanın ruhunu çok mutlu eden iki şey vardır: Seyretmek ve düşünmek. Fakat seyretmek için her zaman bulunamayan değerli bir konu ve sıra dışı önemli bir eğitim gerekir. Oysa düşünmek için gerekli olan şey duyarlılıktır; düşünce içeriği kavrar, eğitimin aracı da budur.” (Alıntı #54675568 )

    Edebiyatta amaç gerçeği edebileştirmektir. Ancak sıklıkla yapılan yanlış ise düşsel olanı gerçekleştirmeye çalışmak yanılgısı edebiyatı köreltir ve sığ bir sanata dönüştürür. Düşünce yapısı bu cümleyle çok bağdaşıktır. Özellikle Mia hep sorulan bir soru vardır ya çok okuyan mı yoksa çok gezen mi bilir diye işte bu sorunun cevabı bu adamda gizlidir. Antik Yunan ve Roma düşkünlüğü nedeniyle genç yaşta Homeros ile tanışması yine kendinde bir dönüm noktası yaratmış ve Tanrı’yı sorgulamasına sebebiyet vermiştir. Aşırı derece Lutherci bir protestandır. Prometheus ve Roma Ağıtları adlı eserleri de bu vesile ile meydana çıkmıştır.

    Savaşların arasında geçen çocukluğu, ailesinden aldığı özel dersler ve çağdaşı olan bütün önemli şahsiyetlerle olan yakınlığı sayesinde insan ve doğa sevgisi pekişmiş, hayata ve insana bakış açısı değişmiştir. Aşırılıkları da yok değildi elbet ancak başarılarımız başarısızlıklarımızın toplamı değil midir Mia? Ren kıyısını onunla adımlamayı çok isterdim Mia... Muhtemelen sana iletmem için söyleyeceği kelimelere aracı olmam çok hoşuma giderdi. İçerimde hinlik var ya kesin o anlar kulağımızdaki melodi Sugar Plum Fairy’den başkası olamazdı.


    Şu an Werther kitabının yarısındayım ve Lotte’ye nasıl bir sevgi beslediğimi buraya aktarmam pek mümkün gözükmemektedir. Mia sakın bana kızma bu sevginin tek sorumlusu kitabı kaleme alan yazarın ustalığındandır. Kendi aşklarını yaşayamayanlar Mia hayallerindekini gerçeğe dökermiş, öğrendim. Belki başka bir zaman bu kitap hakkında da konuşabiliriz. Ancak şu an sadece ruhumdaki kuzey ışıklarının sebebinin bu sanatçı olduğunu bilmen yeterlidir.

    Hep mutluluğumuzu kalbimizle ilişkilendiririz ya Mia, bilmem doğru mu yapıyoruz. İnsan önce kalbinden mi güler Mia? Ya da gözyaşı kalbin terlemesi midir bilmem ama çok yükleniyoruz kendimize... Büyük umutlar besleyip küçük sevinçlerle avunamıyoruz. Ne acı! Ne kadar yükseğe çıkarsan düşüşün o kadar ağrı yaratır ruhunda, çağın vebası melankoli sırdaşımız oluyor sonra... Ticari bir tevatür vardır ya hani sürümden kazanmak diye küçük hayaller ya da umutlar besleyip mutluluk toplasak olmaz mı? Mutluluk sahip olmak değildi Mia sahip olmaya giden yolda çekilen veya hissedilen şeyler toplamıydı? Sahi Mia sende mutluluk neydi?

    “İnsan yerde olsun gökte olsun, yaşadığı dönemde ya da gelecekte olsun, yüce yazgısını aramalıdır, bu yüzden insan, doğru olanın kendine uygun olan olduğunu açıklama kararını zorunlu verinceye kadar, iç dünyasında sonsuz bir belirsizliğe, dış dünyanın kendini sürekli rahatsız eden etkilerine maruz kalır.” (Alıntı #55511064 )

    Eseri okurken içlendiğim anlar, yaşa Goethe dediğim zamanlarda oldu. Akıcı dili ve çıkmaza asla girmeyen bir uslüp ile yazar 840 sayfayı heyecanla okutturdu. Bir keresinde ise çokça sinirlendiğimde oldu. Muhtemelen yayınevi kaynaklı bir hata çünkü kitabın şu an satışı yok. Sinirlenmeme sebep olan husus ise onuncu sayfadan yirmiyedinci sayfalar arasında bulunan bölümlerin kitap içerisinde bulunmaması. Şimdi tam metin olarak Faust’u okuma heyecanı ile beklemekteyim. Egmont’ta güzel bir çeviri ile yayımlanırsa çok mutlu olacağım Mia.

    Kitabım Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’dan ve çevirisi çok mükemmel Mia. Toplamda 20 bölümden oluşuyor ve çocukluğundan başlayarak yaklaşık 22 yılda tamamlanıyor. Yukarıda dedim ya kitap içerisinde önemli şahsiyetlerden kesitlerde vardır. Bu şahsiyetler o kadar fazladır ki okurun daha hızlı ulaşabilmesi için kitap sonunda bu önemli kişilerin isimlerinin tanında sayfa numaraları da yazılıp, kolayca ulaşım sağlansın istenilmiş. Sayfa kalitesi yerinde okurunu asla üzmeyecektir.

    Sözün özü Mia; sanatsal anlamda çok iyi bir kitapla beraber vakit geçirdim. Chopin notaları nasıl insanı alıp götürüyorsa Goethe’nin yazımı, şiirleri ve oyunları da öyledir Mia... Akılla mı yazıldı kalple mi bilmem ama okurun hem aklına hem de kalbine vereceği çok güzel esinler olacağına eminim. Bu sebeple hem okunulası ve şiddet ile tavsiye edilesi.

    Hoşçakal Mia.
    Mia..
  • Herkes sanır ki;
    "Selvi boylum al yazmalım "bir aşkın filmi!
    Oysa ilyasa aşıktı asya,  cemşit'i sevdi!
    Aşk ömürde bir defa olur.
    Ama insan iyiyi güzeli hep severdi !
    Asya aşıktı ilyasa ama çemşit'i sevdi
    Hayat hani asyanın dönüp bakarsam gidemem dediği çizği.  Sevdi ama aşk başka
    Dönüp baksa gidemezdi !
    Öyle sevilirse asya gibi bi kadın !
    Dönüp bakmazdı ölse bile !
    Dönüp bakmadı ve gitti
    Bu filimde sevği aşkı yendi.
    Sahi neydi sevgi "Sevgi emekti"
    Aşk mı ?
    Kaybedilenler konuşulmaz
    Aşk kaybetti.