6/10
·240 syf.··
2026 7. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 13:01
O isyanların içinde birini sevmiş midir diye merak etmiştim. Sevmişse de sevdası, yarım kalmış hayalleri gibi eksik kalmış sanki… Bu da ayrı dokundu bana Belki de en çok, içinde sakladığı ve hiç anlatamadığı duygular için üzüldüm. Yıllarca saklı kalmış anıları okumak çok güzeldi….
Sırlarım İpte Asılı Kaldı BalımAygün Kevrina · Kor Kitap · 2025131 okunma
Bu manto değil, bildiğin insanın ruhuna mantolama yapıyor
9/10
·168 syf.·
2026 2. kitabı
Bak şimdi Kürk Mantolu Madonna, gel şöyle karşıma otur. Seninle iki çift lafımız var. Bir kere şunu söyleyeyim. Sen öyle uslu uslu ben bir aşk romanıyım diye dolaşacak kitap değilsin. İçinde bildiğin iç yangını var. Hem de kibritini kimse çakmamış gibi duran adamlardan çıkan cinsten. Raif Efendi… Gel buraya kardeşim. Bu kadar susulur mu? İnsan sevmişse bari bir kere masaya yumruğunu vurur. Ama yok. Sen aşkı bağırarak değil, içine gömerek yaşamışsın. Dışarıdan bakınca silik bir memur, içerideyse devrik bir imparatorluk. Koca bir Berlin hatırasını cebinde mendil gibi taşıyorsun. Sıkınca gözyaşı damlıyor. Maria Puder, sana da iki sözüm var. Bu kadar güçlü durup da bu kadar kırılgan olmak nedir? Beni olduğum gibi sev diyorsun ama insanın yüreğini de sınava çekiyorsun. Aşkı şeker niyetine değil, ilaç niyetine veriyorsun. Acı ama iyi ediyor. Ve sen Sabahattin Ali… Ne yaptın bize? Öyle büyük büyük laflar etmeden, insanın içine oturan bir hikaye bırakmışsın. Cümlelerin bağırmıyor ama susmuyor da. İnce ince işliyorsun kalbi. Ben bu kitabı bitirdiğimde şunu anladım. Aşk dediğin şey kavuşmak falan değilmiş. İnsan bazen bir hatıraya aşık olurmuş. Bazen bir bakışa. Bazen de hiç gerçekleşmemiş bir ihtimale. Kürk Mantolu Madonna, sen bana şunu öğrettin. İnsan en çok sustuğu yerde kaybediyor. Ve bazı aşklar mutlu sonla değil, içimize çöken bir ağırlıkla tamamlanıyor. İyi ki canımı biraz yaktın. Demek ki hala hissedebiliyorum. 1. “Raif Efendi, Bir Sus da Konuşalım” Çünkü adam bütün roman boyunca susuyor, ben onun yerine söyleniyorum. 2. “Maria, Kalbimizi Neden Sınava Aldın?” Aşk mı bu, mülakat mı belli değil. Ama geçemeyen biz oluyoruz. 3. “Aşk Dediğin Şey Bir Hatıra mı Yoksa Yara mı?” Kitabı kapatınca insan bunu kendine soruyor. 4. “Ey
Edebiyat
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bekleyişin ve Vazgeçişin Kırılgan Dansı
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2025 315. kitabı
Bazı hikâyeler vardır; sessiz başlar ama kalbin en derinine dokunur. Beyaz Geceler tam da böyle bir hikâye. Sıradan bir adamın sıradışı birkaç gecesi… Bir rüya kadar kısa, bir ömür kadar iz bırakan bir karşılaşmanın romanı. Hikâyenin merkezinde isimsiz bir genç adam var. Hayatı boyunca yalnız kalmış, insanlarla arası mesafeli, sokaklarda başını eğerek yürüyen bir hayalperest. Hayatı yalnızca izleyerek, uzaktan severek geçirmiş. Onun için şehir sessiz, kalabalıklar yabancı, günler birbirinin aynı. Ta ki bir gece, sokakta ağlayan bir genç kızla karşılaşana kadar. Nastenka… Güzel, saf, duygulu ve kırılgan. O gece ağlıyor, çünkü beklediği kişi dönmemiş. Bu tesadüf, iki yabancının yüreğini birbirine dokundurur. Dostoyevski, bu karşılaşmayı bir mucize gibi işler. Sanki karanlıkta çarpışan iki yalnız ruh, bir anda birbirini görür. Aralarındaki bağ birden kurulmaz. Ama konuşmaya başladıkça, kelimeler ısınır, yürekler açılır. Her gece buluşurlar. Yalnız adam, o güne kadar anlatmadığı her duyguyu bu kıza döker. Ve Nastenka da kendi hikâyesini paylaşır. İşte o geceler, “beyaz geceler”dir. Gecenin tam karanlık olması gerekirken, gökyüzü aydınlıktır. Tıpkı bu hikâye gibi. Aslında iki yaralı insanın buluşması, bir umut olur her ikisi için. Ama umut kırılgandır. Sevgi, bazen sadece paylaşmakla yetinir. Ve her şey güzel giderken, birden geçmiş geri döner. Nastenka’nın beklediği adam gelir… Ve bizim isimsiz kahraman, o anda gerçek dünyayla çarpışır. Dostoyevski burada kalbin en zayıf ama en güzel yanına dokunur. Birini gerçekten sevmek, onun mutlu olmasını istemek değil midir? Bu genç adam tam da bunu yapar. Kendi kalbini kırarak, sevdiğini uğurlayarak… Ve sabaha, tek başına uyanır. Yine yalnız, ama artık içinde bir şeyler değişmiş. Çünkü bir insan bir kez bile sevmişse, artık asla
Edebiyat
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102,2bin okunma
Mutlu sonla biten maceralı bir aşk öyküsü
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2025 10. kitabı
Egalité Patricia Highsmith, çok başarılı ve benim de çok beğendiğim bir yazar. 1952'de yayınlanan bu kitabının arkasına eklenen 1989 tarihli yazısında belirttiği gibi, bu maceralı hemcins aşk ilişkisinin her şeye rağmen mutlu sonla bitmesi ve kahramanlarının geleceğine dair umut vermesi zamanında takdir görmüş. Hakikaten bu mutlu son ve geleceğe dair umut insanın yüreğine su serpiyor. Bağımsız - yani karışma ihtimali olan ana-baba yok, evlilik yok, vb- iki kişi birbirini sevmişse ve bu sevgi yoğun bir şekilde kabararak gerçek bir aşka dönüşmüşse, mutluluktan uçuruyorsa, bu iki insanın biri kadınmış diğeri erkekmiş ya da bu kitapta olduğu gibi hemcinsmiş, arada yaş farkı çokmuş, bundan kime ne? Önemli olan bu iki insanın mutluluğu, dünyanın en kıymetli şeyi olan aşk tılsımına çarpılmış olmaları. Yazarın kitaplarını yayınlamaya başlayan dünyaca ünlü yayınevi bu kitabı yayınlamak istememiş, yazar da bunu küçük bir yayınevinde kendi ismini ve kitabın adını değiştirerek yayınlatmış. (Bu olayın ve yıllar sonra yazarın ve kitabının asıl isimleriyle yayınlanma öyküsünün ayrıntıları kitabın başındaki tanıtım yazısında var.) Amerikan toplumu bile 1950lerin başlarında muhafazakârken, yazarın haksız yere damgalanmayı göze alarak böyle bir kitap yayınlaması takdire şayan.
Edebiyat
CarolPatricia Highsmith · Can Yayınları · 2018180 okunma
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
" Uzaklaşmakla vazgeçmek arasında bir ip duruyordu ki öyle pek de ince değildi.Bahar vazgeçilendi ." 🅴🅺🆂🅸🅺 🆈🅽🅻🆁🅸🅼🅸🆉 Kalabalık bir ailenin kimsesiz evladıydı Bahar.Beş yaşında teyze ve eniştesiyle çıktığı evden bir kere bile aranmamış, aramamıştı ... Aile nasıl olunurdu ? Bu soru koca bir boşluktu onun için .Yıllar sonra yaptığı bu ziyaret boşluğu doldurabilir miydi ? Farklı otobüslerle ,bilmeden aynı yöne seyahat eden bir yabancı çıktı karşısına dönüş yolunda. İkisinin de içinde kopan fırtınalar olsa da en sessizi ,en içine gömüleni Bahardı .Sonraki karşılaşmalar merhem olur muydu yaralara ? Özgür'ün bir çift yeşil gözü ,sevgisi tam merhem oldu derken ayrılık gelip çattı bu güzel çifte .Karşılıklı mektuplara dökülen aşk bir başkasının yarım kalmışlığını kanattı bu kez . O kişi yeni bir hayat kurma planlarıyla Bahar'ın yanına giderken bütün hayatının,ailesinin yıkıntıları altında kaldı malesef . Güzelim Asu ise az önce okuduğu haber ile hayatının yalanlar üzerinde kurulu olduğunu anlayıp ,hikayesinin başladığı izbe bir bahçede geçmişini sorguluyordu ? Asu kim mi ? Okuyunca öğreneceksiniz tabii Yarım kalışları vardır çoğumuzun .Bazıları gelir merhem olur içimizdeki bu yaraya .Ama en yarım bırakanı belki de bir şehit haberidir. .Bazıları ise başkalarının sardığı yaralardan beslenmek ister .Ama nafile Bir bütün olacak kadar sevmişse iki kişi birbirini araya girene ne kadar derman olunur ki .Yarım kalmış bütün hayatlara derman olması dileğiyle okuyun canlar.Tavsiyemdir
Eksik YanlarımızGizem Öncelen · Dorlion Yayınları · 20242 okunma
9/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2024 105. kitabı
Merhaba Kitaptan alıntılar; Eskiler dermiş ki:Gitmek isteyeni kırk düğümle bağlasan tutamazsın;kalmak isteyene saç teli yeter. En büyük kaybeden hiç gelmeyecek birini ömrünün sonuna kadar her an gelecekmiş gibi bekleyendir. Sabır sadece bekleme becerisi değildir,beklerken doğru davranışı sergileme becerisidir. En büyük hatayı kalbimizi kıran insanları affetmek için kendimize bahane aramakla yaptık. Mesafeler aşka engel değildir.Taraflar birbirlerini gerçekten tanımış ve büyük bir aşkla sevmişse,ortada yaşanmışlıklar da varsa uzak mesafe onlar için sorun değildir.Çünkü elbette kavuşmak için çözüm ararlar ve bulurlar. Çok güzel bir kitap kesinlikle. Sanki karşınızda biri oturmuş sohbet ediyorsunuz gibi hissediyorsunuz. Yazarın dili anlaşılır sizi yoracağını sanmıyorum. Kişinin kendine duyması gereken saygıyı çok güzel açıklamış. Eğer kendinize saygı duymazsanız başkası da size saygı duymaz. "Kendine saygı duydukça, hak etmediğine inandığın, değersiz hissettiğin yerden kalkıp gitmeyi öğrenirsin. yürümeyi öğrenmek böyle bir şey..." Her hatayı affedersiniz karşınızdaki kişi hata yapmaktan kormayacaktır. Bu da sizin üzülmenize neden olur. Kendinize saygı duyun ve "Dur." denilecek noktada kendi hayatınızda uygulayın. "Eğer hala nefes alıp verebiliyorsan hayatta bir şeyleri değiştirebilme şansın var demektir." Yazarın okuduğum ilk kitabıydı.Akıcı,oldukça güzeldi.Tavsiye ederim
1000Kitap
Beni Unutma Ben Sana Sevmeyi ÖğrettimHakan Özkan · Olimpos Yayınları · 2020369 okunma