Yolun yolumuzdur şeyhim sgfghdh
8/10
·320 syf.··
2026 6. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2026 16:23
Malafat'ül Şakşakiye koleksiyonumun arasına üst sıradan girmeyi başaran bir kitap oldu. Zira lezzetli, şehvetli, erotik, oldukça yaramaz ve biraz da pornografik bir eser. Doğal olarak böyle "ilmi" yönleri olan bir kitaba açıklama getirmeseydim şeyhimin emeğine hakaret etmiş olurdum fdaggfa. Dönemin Kamasutra kitabı diyebilirim ama Arap ve İslam kültürüyle yoğrulmuş karışıma sahip bir yaklaşım getiriyor ve ayrıca büyük cinsel organlara sahip olmanın önemine biraz daha fazla vurgu yapıyor. :( asdassd Seks pozisyonları, seks tavsiyeleri ve bolca müstehcen cinsel ilişki öyküsü içeriyor. Tarihsel bir bakış açısıyla bakıldığında, bazı tavsiyeler gülünç -özellikle sağlık ve ilaç tavsiyelerine şüpheyle yaklaşmanız lazım- ve tamamı kadınları nesneleştiriyor, yüzyıllar önce ataerkil toplumun kökenlerine ait bir kitaptan bekleneceği gibi ama bazı kısımları da şaşırtıcı derecede doğru. Kadın için ön sevişmeye ve yakınlığa büyük önem veriliyor. Erkekleri "işini bitirdi, döndü kıçını yattı" tarzında davranışlardan kaçınmaya teşvik ediyor. Kitabın en sevdiğim kısmı, sırasıyla erkek ve kadınların cinsel organlarına verilen çeşitli adlandırmalar üzerine olan bölümlerdi. Keşke bu kitap günümüzde daha popüler olsaydı, ne bileyim belki günümüz neandertal erkekleri bir iki şey öğrenebilirdi. Kitabın bazı bölümleri ne kadar saçma ve eski de olsa, bence eşinizle seks hayatınızı daha eğlenceli hale getirmek için iyi bir kaynak, başka da bir şey değil. Dünya tersine dönmez, kafama saksı düşmezse yolum yine şeyhimin “ilmi meclisinden” geçer. Bunu da siz zındıkları aydınlatmak için not düşeyim agfgf. #296883731
Cinsellik
BahnameŞeyh Muhammed el-Nefzavi · Chiviyazıları Yayınları · 2002185 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2026 23:02
"Fuat Sezgin Hocayı tanıyorsunuz artık. Zaten onu tanımayanı bırak icazeti, sınıfta bırakıyorum fakültede. Modern zamanlarda Fuat Sezgin, klasik dönemden Taberi'yi duymamış olan öğrenciyi bırakıyorum söyleyeyim yani. Klasik dönemdeki şeyhim Taberi, modern Fuat Sezgin." "Fuat Sezgin hocadan size bir şey söyleyeceğim... Galiba bir dindar camianın bir televizyon kanalının spikeri hocaya soruyor, kendi anlatmıştı hoca. Yani müzik helal midir haram mıdır diye. Hoca şu cevabı verdim demişti: 'Müzik olmasa o kadar da güzel duyulmayabilirdi dedim' diyor." "Fuat Sezgin hocanın bir kere İstanbul'a giden herkesin gezmesi vacip olan, hadi farz demeyeyim, Gülhane Parkı'nda İslam Medeniyetleri Müzesi var orijinali Frankfurt'ta, onun taklidi biliyorsunuz Cumhurbaşkanımız tarafından açılmıştı. Fuat Hoca da hemen onun yanında mezarı. Oraya gidip o müzeyi gezmek hadi farz değil vacip diyeyim." Yukarıda yazdıklarımı Mehmet Akif hoca noktası virgülüne aynı böyle söyledi. Mıh gibi diyelim. Onun böyle dediği birini okumak bana "hadi farz demeyim vacip" deyip okudum. Tabi ki hiç tanımadığım birini okumak ve görüşlerini duymak kolay olmadı. Yine de Bitlis'te doğmuş olması bile bir tanıdık geldi. Bir sınıf arkadaşım bana demişti ki hocam sen bu hocayı bu kadar seviyorsun ya bir gün seni hayal kırıklığına uğratacak bir şeyini duyarsan görürsen. Ona dediğim gibi, ben onu yüz puan üzerinden puanlamadım. O sıfırdan binlere çıktı. Hep diyorum ki Allah onda beğenmediği hiçbir şey bırakmasın, yanına almadan önce. Daha iyi bir dua bilmiyorum. Ayrıca benim bu halimin farkında da değildir büyük ihtimalle, olmasını da istemem. Bu hayranlık değil. Ben ona gıpta ediyorum. Öyle yetişmiş öyle öyle. Maşallah. Allah sevdiklerine bağışlasın, ayrıca bana nihavend yaptırmak istediğinde ben sadece serence
Edebiyat
İslam Bilimler Tarihi Üzerine KonferanslarFuat Sezgin · Timaş Yayınları · 2018194 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Evliyalığa götüren kitap
10/10
·112 syf.··
2026 2. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2026 21:59
بسم الله ارحمان اراحيم Prof. Dr. Mahmud Es'ad Coşan ın dili o kadar duru ki kendisinin halini, adabını, tevazusunu okurken alıyorsunuz adeta. Bir profesörüm, bir şeyhim, dünyayı gezdim nice hizmetler ettim değil de eh sizden biriyim, aciz bir kardeşinizim edasında konuşuyor. Ama bu duruluk, benim gibi dikkatsiz okuyucuların, yazarın söylediği çok manalı ve derin cümleri çok sonra anlamasına da sebep olabiliyor, pişmanlık sarıyor sonra bedeni, ah ediyor insan. Bu kitap bir dervişin nefis terbiyesi, kullukta yükselişi, adeta evliyalığa gidişindeki kestirme yol olan 3 ayların önemini ve nasıl değerlendirilmesi gerektiğini ayet ve hadislerle, örneklerle açıklıyor. Kitabın vurucu noktalarından biri de orucu "ahlaklı" yani takvalı tutmak gerekliliği vurgusu. Sadece yemek yememek değil, tüm azaları haramdan sakınarak bir oruç tutmak. Gece ibadetinde yalnız ve gösterişsiz olarak, gözyaşı dökmek. Sadece dil ile edilen tevbeyi (yalancıların tevbesi) değil de hatalarından dönen bir daha işlemeyen kullukta yükselenlerin tevbesini anlatıyor. En yoğun özet; Receb de tevbe(günahı terk),oruç-namaz-kuran-zikir, Şaban da sünnete uygun yaşantı ve selavat düzene girmeli, alışkanlığa dönüşmeli, Ramazanda alışkanlıklar kardeşlik şuuru ile yaşanıp, has imanın tadı zevk edilmeli. Hocaefendi'nin muhteşem örneklerini, yaşadığı hatıraları, islama hizmet ederken aldığı lezzeti hatırlamak, kendinizi manevi mevsime hazırlamak için her 3 ayların girişinde okumanızı tavsiye ederim.
Regaib KandiliMahmud Es'ad Coşan · Server Yayınları · 2022119 okunma
Bizim Yunus
Puan vermedi
Bizim Yunus Hemrâhım dedin bu yolda ey mâh / Hemrâhı koyup gider mi hemrâh? Yunus Emre zamanında derlerki büyük bir kıtlık oldu .Öylesine büyük bir kıtlıkta Yunus vardı Hacı Bektaş Velinin huzuruna bir çuval buğday için. Söyledi efendim ben isterim anama ve kendime buğday ! Hacı bektaşı Veli evladım sana nefes verelim buğday yerine dedi.. Yunus dediki olmaz efendim ben nefesi neyleyim isterim buğday Hacı Bektaşı Veli dediki öyleyse her tanesine yüz nefes verelim ! Olmaz dedi Yunus ben neylerim nefesi evde anam aç bekler . Peki dedi Hacı Bektaş Veli veriniz Yunus ‘a buğdayı ! Yunus aldı buğdayı evin yoluna varırken bir hamamda durdu hem zahiri temizledi hem batını anladı heyhat! Ben ne yaptım nefesi buğdaya tercih ettim diye !Bir vâveylâ ile vardı Hacı Bektaş dergahına ancak artık hüküm verilmişti. Söyledi Hacı Bektaş Yunus artık senin kilidin Tabduk Emre’de ! Yunus vardı Tabduk Emre’ye dediki hocam bana himmet ! Tabduk dediki önce hizmet sonra himmet ! Böylece Yunus dergaha 40 yıl taşıdı odun ! Hemde odunların herbiri düzgünce … Söyledi Tabduk Yunus neden bu odunların hepsi düzgün ? Dediki Yunus hocam dergaha getirmezem eğri odun yakışmaz adamında odununda eğrisi mekana! Heyhat ! Tabduk gördü ve tasdik etti ancak bekledi seyri süluku Yunusta ! Gönderdi onu başkaca yerlere ve gösterdi ona şeriatı,tarikatı,marifeti ve hakikatı Birgün Yunus döndü dergaha basgözü görmeyen Tabduka halini sunmaya, dervişler dedi hocamla nasıl görüşürüm? Dervişler dediki yat eşiğe sabah namazına kalkınca belki kabul eder seni makama! Yattı o gece Yunus Eşik taşına,başına yastık eyledi. Altında çamur üstünde yağmur yağdı ama yine gönlü hoş idi bir Erzurum türküsünde söylendiği gibi! Huzura geldi Tabduk ve bastonu Yunusta durdu kimdir bu ey erenler dervişler dedi cevabını bilerek
1000Kitap
Bizim YunusNevin Erdem · Cinius Yayınları · 20181 okunma
Bu sayı “Yarası Yarasına Denk Düşenlerin Sayısı”
8/10
·50 syf.··
2025 35. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2025 11:29
Sevgili Kitap Dostlarım, Bu mektup, sancıları sancılarımıza, yalnızlığı yalnızlığımıza dokunan bir derginin 100. sayısına dair... KafkaOkur, tam da Franz Kafka’nın dediği gibi, “edebiyattan ibaret” olanların sığınağıydı hep. Bugün, Haziran-Temmuz 2025’te 100. kez dalya diyor ve bu kutlu yorgunluğu, kırılganlığı, kafkaeski varoluşu bizimle paylaşıyor. Bu sayı “Yarası Yarasına Denk Düşenlerin Sayısı” diyebiliriz. “Yalnız değildir o, sadece tek başınadır” diye fısıldıyor Haydar Ergülen, bu sayının ilk sayfalarında. Altı kafkaesk roman, bir çığlığın altı farklı tonu gibi dizilmiş: Katip Bartleby’nin direnişi, Tatar Çölü’nde bekleyişin çürümesi, Körlük’te insanlığın döküntüleri, Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz’ın trajikomik çıkmazı ve hepsi, Gregor Samsa’nın “ Bir sabah uyandığımda böcek olsaydım” dehşetini yeniden yaşatıyor . Kafka’nın babası Hermann’a yazdığı mektuptan bir cümle düşmüş sayfaların arasına: “Aile denen vazgeçilmez cehennem.”Şükrü Erbaş’ın “Anne gam yükü, baba bir boşluk fotoğrafıydı” sözü, tam da bu yaraya basıyor. Dergi, Kafka’nın fabrikada çalışma ile intihar arasındaki o ünlü ikilemini (Fabrikada iki hafta mı yoksa intihar mı?” hatırlatıyor: Bir yanda disiplinli bir babanın gölgesi, diğer yanda yazmaktan başka tutunamayan bir ruh . “Yanımda yürüyordun Milena, düşünsene, yanımda yürümüştün.” Arka kapakta, mavi gözlü Milena Jesenska’nın fotoğrafı – Kafka’nın “Paltom ağır gelirken, nasıl taşırım koskoca dünyayı sırtımda?” dediği kadın... Onunla Filistin’e kaçıp garsonluk yapma hayali, gerçekleşseydi belki de “kafkaesk” doğmayacaktı. Ama hayat, gerçekleşmemiş hayallerin mezarlığı değil mi? Zeynep Kahraman Füzün’ün itirafı çarpıyor yüreğe: “Erkenden bakışlarım solmuş, erkenden yüzüm çürümüş. Konuşmaya konuşmaya konuşmaz olmuşum.” Yağmur Arat ise
KafkaOkur - Sayı 100 (Haziran-Temmuz 2025)KafkaOkur Dergisi · KafkaOkur Dergisi Yayınları · 2025300 okunma
Kafka sevenler buraya! 100. sayı üzerine ilk inceleme!
9/10
·50 syf.··
2025 66. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2025 17:16
Yarası yarasına denk düşeni sever insan, Acısı acısını anlatanı, Yüreğinde yüreğini bulduğunu…”Bazı ruhlar evvelden aşinadır birbirine.” Bundan belki de Franz Kafka’yı böylesine sevişimiz. Varoluşşsal sancılarımızla, aile yaralarımızla, tutunamayışımızla ve kalabalıklar içerisinde kimseye dokunmadan geçip giden ruhlarımızla onda buluyoruz kendimizi. “Çok kalabalıktı, ancak insanlar birbirlerine çarpmadan geçiyorlardı. Bu çağın insanının yeteneği bu olmalıydı.” Öyle bir buluş ki bazen Gregor Samsa, bazen K. oluyor, kendimizi yitiriyoruz. Yitirişlerin en anlamlısı başka bir bedende var olmak değil mi? “Benimkisi edebiyata ilgi değil, ben edebiyattan ibaretim.” Oysa herkes öldürür sevdiğini, diyor Oscar Wilde bir şiirinde, “Kimi yeterince sevmez kimi fazla sever.” Var olduğumuz gün başlıyor varoluşşsal sancılarımız. İlk katili de babası oluyor Kafka’nın. –Bir defa ölmüyor insan neticede, bir kez doğduğunu bilsek de.- “Aile denen vazgeçilmez cehennem. Üç kız kardeşi Yahudi soykırımında ölüyor da hiçbirinin ölümü babasının “varlığı” kadar dokunmuyor ona. Ne der Şükrü Erbaş, “Anne gam yükü, baba bir boşluk fotoğrafıydı.” “Hayatla giriştiği mücadele onu anlayışşsız, otoriter, bağırıp çağıran birine dönüştürmüştü.” Halil Güneşli gelmesin hemen aklınıza, bir yandan “işine, ailesine son derece bağlı, disiplinli, toplumda saygı gören biri.” youtube.com/shorts/hJQr-AOB0zk “Sık sık intiharı düşündüğü için bir mektubunda Brod’a şöyle sordu: Fabrikada iki hafta mı yoksa intihar mı yazmama daha çok engel olur?” Çoğumuz okuyarak tutunabiliyoruz hayata değil mi? Onu hayatta tutan da yazmak… Bedenen güçlü babasının altında ezilen, zayıf, hasta bir bedene ve ruha sahip bir karakter. Belki de o hasta değil, onu hasta gören diğer insanların normal olduğunu düşünen ve kendince bir
Dergi
KafkaOkur - Sayı 100 (Haziran-Temmuz 2025)KafkaOkur Dergisi · KafkaOkur Dergisi Yayınları · 2025300 okunma