Sizden önce tek başımaydım ve yeryüzünde uyuyor,yaşamıyordum sanki.Onlar,bana zalimlik edenler,çehremin bile uygunsuz olduğunu söylüyorlardı ve hor görüyorlardı beni,kendi kendimi hor görür olmuştum;kütük gibi olduğumu söylüyorlardı,ben de gerçekten kütüğüm ben,diye düşünüyordum,ama siz karşıma çıkınca,siz karanlık hayatımı aydınlattınız kalbimi ve ruhumu aydınlattınız ve ben ruhsal huzur bularak diğerlerinden daha kötü olmadığımı anladım;belki parıltı yok,ışık yok,renk yok,ama yine de insanım,kalbiyle ve düşünceleriyle bir insanım ben.
Halk arasında dini duyguların azaldığından yakınırlar. Böyle bir ortamda daha ne beklenebilir! Hele böyle pederleri kiliselerin başlarına gönderirlerse... diye düşünüyordu.
Her türlü zorbalığın toplum tarafından makul ve yerinde bir gereklilik olarak karşılandığı, beraat kararı gibi her türlü merhamet göstergesinin toplumda tatminsizlik ve intikam duyguları uyandırdığı bir dünyada adaleti düşünmek gülünç değil mi?