7 özel ve ilginç bir sayıdır ama bu şekilde değil...
Sihirli sayı yedi. Tılsımlı sayı. Kadınlar şiddet gördükleri erkeklerden ortalama yedinci denemede kurtulabiliyorlar. Bunu bir gece uyumadan önce Kate'e de söylemiş ve Kate'in duraksayışından, nefesini çok da sessiz denemeyecek şekilde alarak tuttuğu elini sıkışından, ne düşündüğünü anlamış: Ama bu ortalama bir sayı. Aşırı uçtakiler de vardır. Asla başaramayanlar ve başaramadan ölenler.
Keskin bir dilin şiddeti de fiziksel şiddet gibi olumsuzluk üzerine bina edilmiştir çünkü bir şeyden yoksun bırakır, yaralar hedefini: İftira atar, itibarsızlaştırır, aşağılar veya hakaret eder. Bir olumsuzluk şiddetidir.
Psikoloji
Reklam
Saldırganlık kader değildir, sonradan kader hâline getirilir- özellikle de bizimki gibi saldırgan dürtülerin serbestçe hüküm sürdüğü toplumlarda.
Sayfa 36·Kitabı okuyor
Şubat 1988: Azerbaycan
Sovyet yetkili­lerin ilk tepkisi, olaylar haqqında çıxan haberleri engel­lemek oldu. Sovyet medyasında olayların hiç ele alınmamış olması, Gorbaçov’un glasnost politikasının basın özgürlüğünü kapsamaktan çok uzak olduğunu gösteriyor. Hafta boyunca, Sovyet kanallarında İsrail, Güney Afrika, Panama’daki gösteriler haqqında haberler yayın­landı, fakat Azerbaycan’da olan bitenlere dair tek bir habere bile yer verilmedi. 28 Şubat Pazar akşamı, Sumgayit’teki şiddet olaylarının en yoğun yaşandığı anlarda, Sovyet akşam ana haber programı Vremya, yalnızca Ermeni işçilerin geçen hafta yapılan grev sırasındaki yaşanan iş günü kaybını telafi etmek için ek çalışma günü taahhüdü verdiğini bildirdi.²⁵ Olaylar sona erdiğinde, Sovyet liderleri katliamların Erme­ni­karşıtı doğasını küçümsemeye karar vererek, onları “holiganların eylemleri” olarak adlandırmayı tercih ettiler.
ARTIK HİÇBİR ŞEY YOK. HEPSİ HÂLÂ ORADA VE ARTIK HİÇBİR ŞEY YOK
Artık bir araya gelebileceğimiz sokaklar yok, her yer kalabalık ve kimse orada değil, artık köyler yok, toplu konutlar var, artık sokaklar yok, otoyollar var, şehirler yerde silinip gitmiş, dümdüz yukarı uzanıyorlar, sokakları duvarlarla çeviriyorlar, artık denize, şehre, ormana açılan pencereler yok, kaçıp kurtulacak bir yol yok, tüm kapılar korkunun üzerine kapanıyor, siyasi korkunun, atomik korkunun, yağmalanma korkusunun, şiddet korkusunun, bıçakların korkusunun, ölüm korkusunun; ölüm korkusu hayata karar veriyor; yiyecek korkusu, yol korkusu, tatil korkusu, devlet adamlarının ve alçakların korkusu, polis korkusu tıpkı devlet adamlarının korkusu gibi, devlet adamlarının korkusu tıpkı alçakların korkusu gibi, artık nereye gideceğimizi, kendimizi nereye koyacağımızı bilmiyoruz, bir otomobil altı ila yedi insanın yerini alıyor, otomobil nüfusumuz kabaca üç yüz milyon, Hindistan nüfusu hızında artıyor, yeni bir absürtlük baş gösteriyor, gözlerimizin önünde gerçekleşiyor, orada, dışarıda, her tarafta; onun varlığı öyle deşifre edilemez ki, insan tarafından değil de ilahi bir güç tarafından üretildiğini söyleyebilirsin; sınırlar artık değişmiyor, artık nüfus hareketleri yok, iş gücü hareketleri var, Japonların hareketleri var ama artık savaş yok, çok az şey var, çok, çok, çok az, şimdiki gerçekliğin ve benlik ile dünyanın yakınlaşmasının yetersizliği giderek daha fazla elle tutulur hal alıyor; bazen, doğru, insan değişiyor, ama bu oldukça nadir, ve üstelik artık neyi değiştirdiğimizi de bilmiyoruz, bir çamaşır makinesini, insanlar artık kendileriyle birlikte neyin var olduğunu bilmiyorlar, ve bu kendi ülkelerinde, hâlâ futbolları, rock müzikleri, sinemaları, sonsuz beklentileri var, sinemaya sadece bir filme hapsedilmiş korkuyu görmek için gidiyorlar, çoğunlukla
İnsanlar habire bunu söyler. Anlamsız bir şiddet eylemi. Anlamsız bir cinayet. Anlamlı bir cinayet işlenebilirmiş gibi.
Sayfa 151
Reklam
Reklam