• Ben aşkı şiirlerde, romanlarda olduğu gibi bir parlak yaz gecesinin mehtabında başlayıp sabahında biten bir rüya addedenlerden değildim. Benim için sevmek bir başka insanın vücudundan, ruhundan bir parça hükmüne girmek, onunla beraber gülüp ağlamak, ıstıraplarını paylaşmak demekti..
  • Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
    Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
    Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında
    Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
    Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
    Uzatma dünya sürgünümü benim
    Güneşi bahardan koparıp
    Aşkın bu en onulmazından koparıp
    Bir tuz bulutu gibi
    Savuran yüreğime
    Ah uzatma dünya sürgünümü benim
    Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil
    Ayaklarımdan belli
    Lambalar eğri
    Aynalar akrep meleği
    Zaman çarpılmış atın son hayali
    Ev miras değil mirasın hayaleti
    Ey gönlümün doğurduğu
    Büyüttüğü emzirdiği
    Kuş tüyünden
    Ve kuş sütünden
    Geceler ve gündüzlerde
    İnsanlığa anıt gibi yükselttiği
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim

    Bütün şiirlerde söylediğim sensin
    Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin
    Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome'nin Belkıs'ın
    Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin
    Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
    Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
    Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
    Ey gönüllerin en yumuşağı en derini
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim

    Yıllar geçti saban olumsuz iz bıraktı toprakta
    Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında
    Çatı katlarında bodrum katlarında
    Gölgendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba
    Hep Kanlıca'da Emirgan'da
    Kandilli'nin kurşuni şafaklarında
    Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında
    Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında
    Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
    Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
    Ey çağdaş Kudüs (Meryem)
    Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha)
    Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim

    Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında
    Köle gibi satıldım pazarlar pazarında
    Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında
    Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında
    Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında
    Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda
    Verilmemiş hesapların korkusuyla
    Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
    Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim

    Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
    Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
    Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır
    Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır
    Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
    O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
    Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
    Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
    Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
    Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
    Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
    Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
    Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
    Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Sezai Karakoç
  • 48 syf.
    ·7/10
    Yalnızlığın ilmek ilmek işlendiği şiirlerle karşınızdayım. Bu yalnızlık kendi tercihiyle değil hayatın ona sunduğu bir yalnızlık...

    Kitabın ismi de kırılan birinin yazdığı şiirlerden oluştuğunun en büyük kanıtı. Dost kötü günde belli olur. Belki de o da karanlığının içinde onunla olan dostlarını bulmak istiyordur.

    Şiirlerde ölüm, aşk, yalnızlık temalarını işlemiş. Beni en çok etkileyen şiirler ise babasının ölümünden sonra yaşadıklarını yani ölüm ile tanışmasını anlattığı şiirler oldu.

    "Hasretini, hatırlarla tırmalar oldum
    Günleri geceye seni yıldıza koydum.
    Toprağında yeşeren çiçeğe seni sordum,
    Kokundan başka bir şey vermedi
    Gidişinden sonra gülüşüm eksik kaldı baba..."

    Şiirlerinden birinde;

    "Yaş mıdır yaşamın ölçüsü,
    Yaşanılan mıdır hayatın döngüsü?" diyerek aslında hayatın kişinin yaşadıkları olduğunu belirtmek istemiş.

    Peki sizce hayat nedir?

    "Her şeyi alıyorum hayattan
    Gündüzünden bir parça ışık çalıyor,
    Gece gözlerime sürüyorum.
    Suyun soğunun bulup,
    Kül etmeden yetişip yangınımı söndürüyorum.
    Bir gülden öğrendim,
    Parfüm kokmayı.
    Denizden aldım,
    Akıntı olup yaşamayı
    Kalemle bildim,
    Kelam taşımayı.
    Ölümle gördüm,
    Gerçek ayrılığı.
    Kahveden bildim
    Acı tadı.
    Çayın soğuğundan öğrendim en çok da
    Beklemenin, bekletmenin manasını..."

    Şiirlerin dile anlaşılır okuyucuyu yoracağını düşünmüyorum. Eğer şiir okumayı seviyorsanız bu kitaba bakabilirsiniz.
  • 104 syf.
    ·Beğendi·4/10
    Ne desek, ne etsek de Ursula sevenlerin kalbini kırmasak? Böyle desem bile ben de bir Ursula severim. Yine de böyle bir kitaba ihtiyaç var mıydı, emin değilim.

    Metis Yayınları tarafından dilimize kazandırılan, çevirisi Gökçenur Ç. tarafından yapılan Ursula K Le Guin’in 2014-2018 yılları arasındaki şiirlerinden oluşan bir derleme. Editörlük bakımından bir sorun gözümüze çarpmadı açıkçası.

    Kitabı büyük bir heyecanla elime aldım ve aynı anda heyecan balonum “puf” diye sönüverdi. Çeviri şiirlerde yapaylık oluştuğunu birçoğumuz deneyimlemişizdir. Okuduğum her kelime, her satır bana yabancı geldi bu sebeple. Şiir ne anlatıyor, buralara nasıl geldik gibi sorular belirdi kafamda. Bir saat içinde bitecek bir kitap olmasına rağmen keyif vermiyor. Bunun sebebi şiirlerinin hikayesinin olmaması sanırım. Buram buram kokan “ben çeviriyim” kokusu da cabası. Satırların kesildiği yerler, anlatmak istediği şeyler konusunda oldukça eksiklik hissi yaratıyor. Ursula okuyorsanız şiirlerinin geldiği yerler de önem kazanıyor ister istemez.

    Kendi canımı bile sıkmış olsa da objektif olmak konusunda takıntılı olduğum düşünülürse puanım: 4/10