Dünyada kitaplardan daha tuhaf satış metalarında rastlamak galiba imkânsızdır: Anlamayan kimseler tarafından basılır, anlamayan kimseler tarafından satılır, anlamayan kimseler tarafından okunur, hatta tetkik ve tenkit edilirler; ve şimdilerde artık onları anlamayan kimseler tarafından kaleme alınmaktadır.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Çünkü insanın kelimelerini emanet edebileceği bir yüzün var senin," dedi. "Kendi uğultusunda kör olmamış bakışların, hala taze bakıyor dünyaya, içinin çıplağını yankılarken bakışları kör olmuş yüzlerce insan var sokaklarda hayalet gibi dolaşan. Birbirlerinin yüzlerinde kaybolmuşlar. Birinin yüzünden diğerinin yalnızlığına geçiliyor. Bazı insanlar bir kelime darbesiyle ölürler. Şimdilerde ise değil ölmek, kimseye tek bir mana bile söylemiyor kelimeler."
Birlikte sık sık dinlendikleri bir albümde yer alan bu şarkının bu zamana dek sözlerini hiç dikkatlice dinlememişti. Bu kez dikkatlice dinleyince, kendi hikâyelerinden bahsediyormuş gibi geldi:
"Gözyaşını gösterme,
Sadece gülümse ve kısa bir elveda de,
Film sahnesi gibi, sakince, biz de öylece bitirelim.
Artık hafta sonları biraz daha sıkıcı,
Bu yüzden galiba,
Arkadaşlarla daha sık görüşüyorum.
Artık düzenli takip ettiğim bir dizi var,
Şimdilerde hayatım böyle geçiyor.
Seni düşündüğümde...
Ne yapacağımı bilmiyorum.
Aydınlık gülümsemen, parlayan gözlerin,
Seviyorum diyen halin...
Çokça gülen,
Ama bir o kadar da ağlayan,
Aşkı her şey sanan sen,
Neredesin şimdi?"
Şarkının "Seni düşündüğümde... ne yapacağımı bilmiyorum," kısmında gözlerinden birer damla yaş süzüldü.
Şimdilerde insanların en büyük sorunu buydu işte: Sahip olduklarının kıymetini bilmiyor, her zaman daha fazlasını istiyorlardı. Hem de çalışmadan. Emek harcamadan. İstedikleri olmadığında şımarık veletler gibi sızlanıp duruyorlardı. Çoğu insan dünyanın onlara borçlu olduğuna inanıyor, hayatta yaptıkları yanlış seçimlerden başkalarını mesul tutuyorlardı. Ve herkes işler planladığı gibi gitmezse öylece bırakıp kaçabileceğini sanıyordu.