Okul, “öğrenme” vaadi taşısa da çocuk açısından bu çoğu zaman amansız bir tempo, sürekli bir ölçülme hâli ve ısrarlı bir uyum baskısı olarak yaşanıyor. Müfredat sınıfın ortalamasına göre akarken hazır bulunuş durumları ayrışıyor; öğretmenle kurulan bağ zayıfsa çocuk önce kendini geri çekiyor, sonraysa dikkatini. Bir yanda hız ve yetiştirme telaşı; öte yanda güven, merak ve oyunla açılan öğrenme ihtiyacı; bir yanda ciddiyet adına yüzlerin asıldığı sınıf iklimi...
Sonuçta okul, bilginin kapısı olmaktan çok bir sınav labirentine benziyor; çocuk da kendini korumak için ya görünmezleşiyor ya da direnç üretiyor. İlişki kurmadan onlardan bilgiyi taşımalarını, hazır olmadan üretmelerini, güven oluşmadan risk almalarını nasıl bekleyebiliriz? Okulu sevmeyen bir çocuktan öğrenmeyi sevmesini nasıl talep edebiliriz?
hüzün
yalındır-dağdan
aparılmış kar topakları gibi
yel ki ince
ipince bir teldir kopmuştur
insan
azar azar kopmuştur
yalnız hüznü vardır kalbi olanın
hüzün öylece orta yerdedir
tuhaf bir yarma yaşanıyordur
çepçevre şeytan kilitleri
sınav
Birine, bir çocuğa "Ne akıllısın!" demek korkunç bir şey. İnsanı ömrü billah sersem etmenin en etkin yolu... Böylece rahat ve sıradan şeyler yapabilme şansı tümüyle elinden alınmış olur. Benden yaşça büyük bir ablam vardı. Evin akıllısı söylene söylene yaşamı zehir edilmişti. Bugüne dek ne bir mektup yazabildi ne dolu bir sınav kağıdı verebildi ne de orta zekâda bir kimsenin bile ister istemez gelebileceği bir yere geldi. Akıllıydı ne de olsa... Saçma sapan, hatta bırakın saçma sapanı; eli yüzü düzgün, normal bir mektup, onun gibi birine yakışmazdı. Sanatsal bir şeyler olmalıydı -
Hayatta kolay yol diye bir şey yoktu. Hangi yolu seçerlerse seçsinler, karşılarına daima engeller ve engebeler çıkacaktı. Evet, her patikanın kendine göre sınavları vardı...
Önemli olan yapabileceğinin en iyisini yapmaktı. Üstelik her zaman kazanmak gerekmiyordu. İnsan kaybederken de çok şey öğreniyordu. Ve öğrenmek bir kazanımsa, demek ki insan kaybederken de kazanıyordu.
Evet, her yenilgi bir kazanımdı aslında.