Qoy O, Bizimlə Qalsın | Maqsud İbrahimbəyov
10/10
·218 syf.··
2026 3. kitabı
·
111 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 12:43
Hər bir kitab, öz doğru zamanında oxuduğunduğuna inananlardanam. Lakin, düzünü desəm, çox təəssüfləndim bu kitabı oxumağa gecikdiyim üçün. Oxuduqca sanki öz məktəb illərimi xatırladım, məktəb və ətrafında baş verən hadisələri isə qəribə şəkildə öz oxuduğum məktəb fonunda xəyalımda canlandırdım. Eləcə də, sirkə getdiyim ilk zaman anidən ağlıma gəldi. Kitabı oxuduqca unutduğum, amma beynimin bir guşəsində tozlanıb qalmış xatirələrin gün üzünə çıxması ayrı xoşbəxtlik gətirdi.
Qoy O, Bizimlə QalsınMaqsud İbrahimbəyov · Teaspress Nəşriyyatı · 202015 okunma
Kadın sünneti İslamda yoktur!
Puan vermedi·256 syf.··
2026 611. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 13:09
Kitap ünlü siyahi bir kadın modelin otobiyografisi. Kitabın ilk kısımlarını okurken arka fonda Sezen AKSU - Ünzile çalıyor resmen. Şarkıyı bilenler çocuk yaştaki Ünzilenin bizim topraklarda bir kaç koyuna değişildiğini bilir. Gelelim kitaba. Waris Afrika çöllerinde 5 yaşında sünnete maruz kalıp, babasının arkadaşı tarafından ne yaşadığını bile anlamadan tecavüze uğramış, 14 yaşında bir deve karşılığında yaşlı bir adama eş diye satılmış milyonlarca talihsiz Afrikalı kız çocuğundan yalnızca biri. Kitapta beni en çok sarsan bu kadın sünneti ve tecavüz olayı oldu. Afrika’da bir çok müslüman ülkede kadın sünneti uygulamasının yaygın olduğunu, kadınların eşlerine sadık ve uysal olmasının amaçlandığını öğrendim. Dünyanın farklı bölgelerinde İslamiyetin farklı yaşanış şekilleri ile karşılaşınca insanın “Bunlar Müslümansa ben değilim o zaman!” diyesi geliyor. Allah isteseydi kadını zaten o şekilde yaratırdı. Bu sünneti yapan erkeklerin özgüvensizliğinin altındaki zulüm yaratıcıya şirk koşmak değil mi? “Sen böyle yaratmışsın, ama bilememişsin!” diyip kızları ilkel şartlarda kesip dikmek, çoğunun ölümüne sebep olmak da ne demek! İster istemez öfkeleniyor insan. Bir yandan da bencilce “İyi ki bu topraklarda doğmuşum.” diye utanarak geçiriyor içinden. Kitaba dönersek Somali’deki Waris bu yaşlı adamla evlilik fikrini kabullenemeyip, çöldeki göçebe hayatından kaçıp, annesinin ailesine sığınıyor. Akrabalarının çocuklarına bakıp, evlerinde hizmetçilik yapıyor. Londra’ya oradan Amerika’ya gidip gözünün açıklığı ile model olmayı başarıyor. Bu süreçte sünnetinin sonuçlarını bir parça düzeltmek için ameliyat olup, oturma izni için iki farklı adamla sahte evlilik yapıyor. Kendi hayatını kurtarmak için ne gerekiyorsa onu yapıyor. Güçlü, azimli kadın nasıl olur gösteriyor hayatıyla bizlere.
Çöl ÇiçeğiWaris Dirie · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 201411,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
birey olabilmek zordur toplumda
6/10
·69 syf.··
2026 74. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 11:17
"Hiç kimse gece gündüz, sürekli olarak açlık sanatçısını izleyemezdi. Bu yüzden de hiç kimse açlığın çok sıkı ve sürekli olduğuna dair ilk elden bir kanıt sunamazdı; bunu yalnızca açlık sanatçısı bilebilirdi." Dünya klasiklerinden Franz KafkaFranz Kafka kaleminden Açlık SanatçısıAçlık Sanatçısı kitabı koridor yayıncılıktan Ahmet Arpat çevirisi ile hikaye türünde kitap. Açlık Sanatçısı, insanın varoluşsal yalnızlığını ,modern bireyin kendini anlama ve ifade etme arayışını, toplumun bu çabayı anlamaktaki yetersizliğini ve sanatın doğasına dair derin bir alegori sunar. Hikayede, sanatçı şehir meydanlarında ve sirklerde insanlara bir kafesin içinde günlerce, hatta haftalarca hiçbir şey yemeyerek aç kalarak izleyicilerine ve kendisine ruhsal doyum sağlayan bir gösteri sunmaktadır. Hayatını sadece bu yolla idame ettiren sanatçı kafeste aç kalmayı büyük bir tutkuyla yapar. İnsanların, sanatçı üzerindeki ne zaman yemek yiyecek düşüncesiyle yaptığı psikolojik baskı ve merak duygusu gece-gündüz yorulmak bilmeden sanatçının başında acaba yemek yer mi düşüncesiyle deyim yerindeyse nöbet tutma süreçlerini de kitapta aktarılır. Ancak zamanla merak ve ilgi de azalır halkın eğlence anlayışı değişir. Açlık sanatçısı bir sirk köşesinde, unutulmuş kafeste yapayalnız kalır. Açlık sanatçısının yerine panter konur. Panteri izlemeye gelen seyirciler açlık sanatçısına göre daha fazladır. Bunun nedeni de panterin hayattan daha fazla keyif almasıdır. Hikâyede ayrıca panterin canı ne isterse verildiğinden bahseder. Bu da okuyuculara birçok açıdan yorumlanabilecek bir ipucudur. Sanatçılara verilen değeri gösteren Açlık Sanatçısı, Kafka’nın ölmeden önce yayımlanan son eseridir. "Birey büyük ölçüde toplum tarafından yalnız bırakılır ve mağdur edilir." Dönemin ve toplumun dişlileri arasında sıkışmış, kendini bulmayı
1000Kitap
Açlık SanatçısıFranz Kafka · Altıkırkbeş Basın Yayın · 20007,5bin okunma
8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 175. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 09:35
Merhaba sevgili dostlarım Bugün Beyaz yakalılar için bir kitap önerisiyle geldim. Nedir beyaz yaka ? Beyaz yakalı, fiziksel güçten ziyade zihinsel emekle, genellikle ofis ortamında yönetim, planlama, analiz ve idari işler gibi görevlerde çalışan kişilere verilen genel bir tanımlamadır.Onun karşısında mavi yakalılar terimini görüyoruz. O ise daha çok beden gücüyle çalışanları temsil ediyor .Bu şekilde çalışanlar genelde önlük giydiği için mavi yakalı ,diğerleriyse daha prezantabl,şık .. Evet her dönemde insanların en büyük hedefi iyi okulları bitirip ,güzel bir işe başlayıp ,belki evlenip hayatını kurmak ..Ama iş hayatı tam bir sirk çadırı diyorum ben .Her türden insan var ,İyisi, kötüsü, fesatı, kıskancı, dostane,sahtesi ...Tiyatrolar dönüp duruyor.Nerden bildiğimi sormayın Bu kitapta dört mevsime benzetilmiş çalışma hayatı .Öyle diger kitaplarda ki gibi beş adımda yönetici olun,on adımda iyi sekreter olmanın yolları gibi hedefler yok .Ama samimi bir dil var .Anlatılan kısa pasajlar var. Mesela beni Ikea hikayesi çok etkiledi .Ikea İsveç te 1960 lı yıllarda kurulmuş büyük bir dünya devi .Ben de çok seviyorum ,tarzıma çok yakın. Evimin nerdeyse herşeyi Ikea dan .Biliyorsunuz onların sistemi demonte mobilyalar .Kendin alıp evde kendin monte edersen çok ucuza geliyor .Mağazaya gittiginde insanlar pesinde dolaşmıyor satış yapmak için .1970 lerde Japonyada mağaza açıyor. Ama orda iş yapamıyor. Çünkü Japonların evleri küçük. Ikea mobilyaları ise kocaman. Ayrıca Japonlara monte etmek falan saçma geliyor .Onlar hizmet bekliyor .Ve mağaza kapanıyor . Yani herkese aynı muameleyi yapamazsın.Iş hayati da tam da böyle bence .. Hayata yeni atılacak gençlere bir başucu kitabı bu .Kapatıp rafa koymadan, el altında bir rehber ... Kitapla kalın dostlar... Beyaz Yakanın Dört MevsimiBeyaz Yakanın Dört Mevsimi Eren GülseverEren Gülsever
Beyaz Yakanın Dört MevsimiEren Gülsever · Ceres Yayınları · 20262 okunma
9/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 16:53
László Krasznahorkai'nin Direnişin Melankolisi ilk bakışta benim için anlaşılması zor bir romandı. Uzun cümleleri, sürekli ertelenen olayları ve kapalı anlatımı nedeniyle beni zaman zaman hatta sıklıkla yoran bir yapıya sahip. Ancak romanın asıl gücü de burada yatıyor olsa gerek. Çünkü yazar, okura yalnızca bir hikâye anlatmak istemiyor; onu çöküşün ve huzursuzluğun içine yerleştirmeye çalışıyor diye yorumladım. Romanın merkezinde küçük ve isimsiz bir kasaba bulunuyor. Kasabaya gelen sirk, sergilenen dev balina ve etrafında dolaşan gizemli "Prens" figürü, zaten kırılgan durumda olan toplumsal düzeni tamamen sarsıyor. Fakat romanın asıl konusu ne balina ne de Prens. Asıl mesele, insanların düzen ortadan kalktığında nasıl davranacakları sorusu. Bu noktada Thomas Hobbes'a bağlanabilsek cevap bellidir: Düzen yoksa insanlar dağıtır. Bu noktada balina önemli bir sembole dönüşüyor. Roman boyunca herkesin ilgisini çeken balina aslında hiçbir şey yapmıyor. Sadece orada duruyor. Ancak insanlar ona kendi korkularını, beklentilerini ve anlam arayışlarını yüklüyorlar. Bu yönüyle balina, modern insanın boşluk karşısındaki çaresizliğini temsil ediyor gibi görünüyor. Romanın en ilginç karakteri ise şüphesiz Valuska. Çevresindeki insanlara göre saf, hatta biraz tuhaf biri olarak görülen Valuska, aslında romanın vicdanı konumunda. O, evrende bir düzen olduğuna inanıyor ve insanların da bu düzene uyabileceğini düşünüyor (garibim, çok saf). Ancak roman ilerledikçe bu inanç giderek daha fazla sarsılıyor. Valuska'nın yaşadığı hayal kırıklığı, aynı zamanda romanın da temel trajedisi haline geliyor. Yazarın en çarpıcı başarısı ise şiddeti açıklamaya çalışmaması. Romandaki kalabalıklar belirli bir ideoloji uğruna hareket etmiyor. Onları yönlendiren şey çoğu zaman öfke, korku ve yıkım
Edebiyat
Direnişin MelankolisiLászló Krasznahorkai · Can Yayınları · 2023168 okunma
İslam’ın Özüne Dönüş Çağrısı
10/10
·78 syf.·
2026 42. kitabı
Modern Türkiye'deki din algısına karşı köklü bir itirazımız var. İnsanların büyük çoğunluğunun İslam'ı gerçek anlamıyla tanımadığı, kendilerine aktarılan ve zamanla gelenekselleşen bir din anlayışını İslam zannetmekte maalesef. din sadece namaz, oruç, hac ve dua gibi bireysel ibadetlerden oluştuğu anlayışını İslam'ın özüne aykırıdır. Bu yaklaşım, dini hayatın merkezinden çıkarıp yalnızca vicdanlara ve camilere hapseden bir anlayıştır. Kur'an'ın sadece ibadetlerden değil, ticaretten, hukuktan, aile düzeninden, toplumsal ilişkilerden, adaletten, yöneticilerden ve ekonomik sistemlerden de bahsettiğini, İslam'ın hayatın tamamını kuşatan bir nizam olduğu unutulmamalıdır. "Hüküm yalnızca Allah'ındır" ilkesini hayat merkezimize yerleştirmemiz gerekiyor. İslam sadece bireyin Allah ile ilişkisini düzenleyen bir inanç sistemi olmadığını, aynı zamanda toplumun nasıl yönetileceğine, hangi ilkeler doğrultusunda yaşayacağına dair hükümleri içeriyor. İslam sadece bireyin Allah ile ilişkisini düzenleyen bir inanç sistemi değildir; aynı zamanda toplumun nasıl yönetileceğine, hangi ilkeler doğrultusunda yaşayacağına dair hükümler de içerir. Bu nedenle İslam, yalnızca ahlaki ve bireysel bir öğreti olarak değil, hayatın bütün alanlarını düzenleyen kapsamlı bir yaşam nizamı olarak ele alınmalıdır. Türkiye İslam inanışında, özellikle "tağut", "hâkimiyet", "şirk", "cahiliye" ve "tevhid" kavramlarının arka planda tutuluyor. Yazarın zihninde tevhid yalnızca Allah'ın varlığını kabul etmek değildir; Allah'ın hükmünü hayatın her alanında tek ölçü olarak kabul etmektir. Bu yüzden Allah'ın hükümlerinin yerine insanların veya ideolojilerin hükümlerini koymak “şirk ve kulluktur”. Yazarın Diyanet ve resmî din anlayışına yönelik eleştirileri de kula kul olmaya, beşerin hğkümlerinin tasmalısı olmaya
Din
Din Gerçeği ve İslamMehmed Alagaş · İnsan Dergisi Yayınları · 199495 okunma