İş bu inceleme dostlarıma bir ince sitemimdir.
Merhabalar,
Bu incelemeye kendimi kınamakla başlamak istiyorum, yıllar var bu kitabı alalı ve Peyami Safa’nın kişiliğinden pek hoşnut olmadığım için önyargılı davranıp hiç okumaya niyetlenmedim, he neden aldın derseniz o zaman ismini ve içimde geçen bi alıntıyı beğenmiştim. (evet kapağına, ismine bakıp kitap almayı severim)
Neyse, ne diyorduk, önyargılar. Hayatta belki de gözden, elden kaçırdığımız her şeyin müsebbibi önyargılarımız, he kimi filozof bunu iyi yorumluyor, kimi tükaka diyor, bakışaçısı size kalmış. Ben önyargılarım yüzünden Peyami Safa gibi, bence Türk edebiyatının en iyi edebiyatçılarından biriyle bu yaşımda tanıştım. Bu nasıl bir dünyevi bakış açısı kuvvetidir, bu nasıl bir edebi kalem kuvvetidir, bu nasıl bir insan, ruh, felsefe, metafizik tasavvurudur, ben okurken büyülendim. Dedim ya hiç ummadığım bir yazarın beni böylesine çılgına çeviren, ruh halimi deveran eden satırlarını okumak bende kısa bir şok etkisi yaratmadı değil. Hayatımın karmaşık bir döneminde hayatımın en güzel eserlerinden birini okudum. Yani bıraksanız burda sabaha kadar kitabı övebilirim ama konumuz bu değil.
Bir ay kadar sonra bu sitede 3. yılımı dolduracağım, hiç hakkını yiyemem çok güzel insanlar tanıdım. Sıradan hayatımda karşılaşamayacağım kadar iyi okurlarla oturdum, kalktım, hasbihâl ettim. Yalnız bu sitede ve hayatın genelinde karşıma okurların bir noktadan sonra, en çok, en iyi, en edebi, en sular seller gibi, en, en, en.... dalgasına kapılıp kibirden burnunun ucunu göremez hale geldiklerine şahit oluyorum. Önceleri inanın bu umrumda olmazdı çünkü ben pek insanları umursamam. Ama iş öyle bir raddeye ulaşmış ki, sevdiğim insanların bazı yorumladığını gördükçe gittikçe anlamsız bir kaygıya dönüşmüş okuma hallerine şahitlik