Sabahattin Ali’nin kullandığı sade dil kitap boyunca devam ediyor. Betimleme yerine karakterlerin aldığı kararlarda çevresinin ve psikolojik durumlarının etkisini derinlemesine anlatır.
Her gün yanımızdan geçen, kendi halinde, yüzlerinde en ufak bir belirti olmamasına rağmen içlerinde ne fırtınalar koptuğunu; dünyada kendi yerlerini bulmak için nasıl savaşlar verdiklerini anlatır. Kitapta geçen; "Muhakkak ki dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamında bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruh vardır!" cümlesinde buna değinir. Kitapta; kendi halinde, yaşını almış, dışarıya en ufak bir merak uyandırmayan ve toplum tarafından görünmeyen Raif Efendi'nin gençliğinde yaşadığı yarım kalmışlıkları anlatıyor.
Maria ve Raif, birbirleri için birer kurtarıcı gibidirler. Raif, Maria sayesinde hayatta bir "anlam" bulur; Maria ise Raif sayesinde "gerçekten sevilebileceğine" inanır.
"Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamında bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruh vardır! Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insanı, meçhul tarafları hiç yokmuş gibi, sadece dış görünüşü ile tanıyıp hakkında hüküm vermeye yelken açıyoruz?"