"Size yapılmasını istemediğiniz şeyi başkalarına yapmayın." bir Altın Kural'dır. Duygusal anlamda ihmal edilmiş kişiler için de Altın Kural aynıdır ancak tersine. "Kendinize başkalarına davrandığınız gibi davranın." Başka bir deyişle içinizdeki eleştirel sesin, önemsediğiniz insanlara söylemeyeceğiniz şeyleri size söylemesine izin vermeyin. Kendinizi, sevdiğiniz bir insanı cezalandırmayacağınız şekilde cezalandırmayın. O şeyi yaptı diye bir arkadaşınızı ya da sevdiğiniz birini cezalandırmıyorsanız, aynı şey için kendinize de eziyet etmeyin. Arkadaşınız arabasını park etmeye çalışırken kaldırıma çıkarsa, "Seni aptal, dandik şoför. Tam bir yüz karasısın!!" der misiniz? Hayır, demezsiniz. Bu yüzden kendinizle de bu şekilde konuşmamalısınız.
Bir çocuğun duyguları ebeveynleri tarafından kabul edilmediği ya da geçerli görülmediği zaman, çocuk kendisi için de aynı duygularla büyür. Bir yetişkin olarak, yoğun duygularına çok az tolerans gösterir ya da hiç göstermez. Bu duyguları gömebilir ve kızgın, üzgün, gergin, öfkeli ya da mutlu olduğu için kendini suçlayabilir. Duygularla ilgili doğal insani deneyimler, gizli bir utanç kaynağı hâline gelir. "Benim sorunum ne?” kişinin kendisine çok sık sorduğu bir sorudur.
Erkekler neden daha genel, kadınlar neden daha detaylı düşünür?
Erkek beyninin sol yarıküresindeki gelişim, anne karnında maruz kaldığı testosteron yüzünden bir miktar gecikiyordu. O nedenle erkeklerin sağ amigdalayı baskın kullanması anlaşılabilir bir durum.Sağ yarıküre genel anlamda olayların ana fikrine odaklanırken sol yarıküre daha çok detaylar ile ilgilenir. Özetle sağ yarıküre genelci, sol yarıküre ise detaycıdır. Bu farktan dolayı sağ amigdala olayların genelinin hatırlanmasında rol alırken sol amigdala olayların detaylarını hatırlamakta görev almaktadır.
Çocuk, devlet okuluna girdiği andan itibaren otoriteye boyun eğmek, doğal olarak başkalarının isteğini yerine getirmek yönünde eğitilir ve bunun sonucunda yetişkin yaşamında yönetici sınıfın işine yarayan düşünce alışkanlıklarına sahip
olur.
Kişiliğimiz kaderimiz midir? Hayır, değildir. Her şey değişebilir, dönüşebilir ve daha sağlıklı bir hâl alabilir. Nasıl? Kendi karakter yapılanmamıza dair daha çok içe bakışla, farkındalıkla.