-"Comment vous défendezvous contre la solitude?"(Fr.)
Yalnızlığa karşı kendinizi nasıl koruyorsunuz?
-"Monsieur, je suis devenue la solitude même."(Fr.)
Bayım, ben yalnızlığın kendisiyim.
Uzun zaman önce İngilizce'deki alone (yalnızlık) sözcüğü, ayrı iki kelime olarak ele alınırdı: All one (hep bir). All one olmak, temelli ya da geçici olarak tamamen bir bütün olmak, birlik içinde olmak demektir. Yalnızlığın amacı tam olarak budur, hep bir olmaktır.
Yalnızlık, bazılarının inandığı gibi bir enerjisizlik ya da eylemsizlik hali değildir, tersine, ruhun vahşi erzaklardan alarak bize ilettiği bir nimettir. Hekim-şifacıların, dindarların ve mistiklerin gösterdiği gibi, eski zamanlarda bir amaç taşıyan yalnızlık hali, hem rahatlatıcı hem de koruyucuydu. Yorgunluğu gidermek ve bıkkınlığı önlemek için kullanılırdı. Kehanet amacıyla da kullanılırdı, günlük koşuşturmacası içinde aksi halde duyulması olanaksız olan ve öğüt ya da rehberlik istenilen iç benliği dinlemenin yoluydu.
İngilizler yalnızlıktan söz ederken iki farklı sözcük kullanıyorlar: Loneliness, "kişinin kendi seçimi olmadığı halde yalnız olması" ile Solitude, "kişinin kendi seçiminin sonucu olarak yalnız olması"
The first step of the estranged spirit is to recognize that he or she shares such estrangement with all human beings. Rebellion therefore takes the individual out of solitude: ‘I rebel, therefore we are.’
İngilizler yalnızlıktan söz ederken iki farklı sözcük kullanıyorlar:
Loneliness, "kişinin kendi seçimi olmadığı halde yalnız olması" ile Solitude, "kişinin kendi seçiminin sonucu olarak yalnız olması"