Nereden bileceksin, şehrin sokaklarında
Kaybolan ışıkların gözlerim olduğunu
Her seher yüreğimde açan karanfillerin
Her akşam ellerimde sararıp solduğunu
Nereden bileceksin
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ben bazı pek ileride yaşarım, bazı pek geride... Şimdi ilk defa, bu son zamanlarda, 'bugün'ü yaşamak zevkini tadıyorum. Ötekilerde mutlaka keder oluyordu. Geç kalmakla, erken gelmiş olmanın kederi.
Üzerinde hüzünlü ayın donuk ışığından başka bir renk olmayan o çehrede, bütün elem ve ıstırabın dindiği, bütün sevda ve emellerin söndüğü görünüyordu..
İnsanların gözü ve yarasaların kulağı gibi son derece karmaşık organların evrimi söz konusu olduğunda duyduğumuz doğal kuşkunun ikinci temeli, olasılık kuramının sezgisel olarak uygulanmasıdır. Piskopos Montefiore, gugukkuşları konusunda C. E. Raven'den alıntı yapıyor. Gugukkuşları yumurtalarını başka kuşların yuvalarına bırakıyor, bu başka kuşlar da istemeden sütanne oluveriyorlar. Benzeri birçok uyum biçimi gibi, gugukkuşunki de tekli değil, çoklu bir uyumdur. Gugukkuşlarına ilişkin birçok gerçek, bu hayvanların asalak yaşam biçimine uygundur. Örneğin, annenin yumurtalarını başka kuşların yuvasına bırakma gibi bir alışkanlığı vardır; yavru kuşların da ev sahibi kuşun yavrularını yuvadan dışarı atma gibi bir alışkanlığı vardır. Her iki alışkanlık da gugukkuşunun asalak yaşamında başarılı olmasına yardım eder. Raven devam ediyor:
"Bu koşullar dizisinin her biri bütünün başarısı için mutlak gereklidir. Ancak her koşul kendi başına işe yaramayacaktır. Mükemmelliğin parçalarının hepsi aynı anda sağlanmalıdır. Daha önce de belirttiğim gibi, böyle bir rastlantılar dizisinin gelişigüzel oluşmama olasılığı çok büyüktür."