Son günlerde dilime pelesenk olan o şarkı:)?
Bazı insanlar hayal gibidir, varlığını en derinden hissettiğinizde yok olup giderler sessizce... youtu.be/EQYC-81SwsM?si=...
Haziranın son mısralarındayız, günlerden ne bilmiyorum. Ama ben bugün de seni seviyorum.
SEN YOKSUN Bugün on sekizindesin sana geldim Yokluğunun üzerinden yıllar geçse de sen dün gibisin kalbimdesin, Sana özlemlerimi kucak dolu hasretlerimi getirdim, Son bakışında ki masumiyetinle izliyorum, Ömrümdeki tüm gülüşlerim, senin masum bakışlarında arıyorum. Sen yoksun! #MelekKızım #CennetKuşum #BiricikKızım
aynı tuzu yemek
Uzun zamandır birlikte oturulan sofralar üzerine düşünüyorum. İnsan ömrünü yıllarla değil de sofralarla ölçse, sanırım kim olduğumuzu daha iyi anlardık. Çünkü bir ömrün en hakiki tanıkları, birlikte yemek yenilen masalardır. Kiminle ekmek böldüğünü unutmaz insan. Kimin tabağına son lokmayı bıraktığını, kimin çayını soğumadan doldurduğunu, kimin sessizliğini bile yanında taşımaktan yorulmadığını da… Bir sofraya oturmak, birinin hayatına misafir olmaktır. Herkes evinin kapısını açmaz, herkes açsa bile sofrasını açmaz. Çünkü sofra, insanın en savunmasız hâlidir. Açlığını, yokluğunu, bereketini ve bazen de yorgunluğunu ortaya koyduğu yerdir. Bu yüzden birlikte sofraya oturduğun insanlar tesadüf değildir. Onlar, ömrünün bir yerinde kalbine uğramış ve oraya bir lokma kadar bile olsa kendilerinden bir şey bırakmış insanlardır. Tasavvufta "aynı tuzu yemek" diye bir söz vardır. Aynı tuzu yiyenlerin arasında görünmeyen bir bağ oluştuğuna inanılır. Belki de bu yüzden bazı insanlarla yollarımız ayrılsa bile içimizde onlara ait bir yer kapanmaz. Çünkü birlikte yenilen ekmek, sadece bedeni doyurmaz; ruhu da birbirine emanet eder. İnsan bazı insanları sevmekten vazgeçebilir ama aynı sofraya oturduğu günleri unutamaz. Ne tuhaf… Kimi sofralarda saatlerce konuşulur ve hiçbir şey paylaşılmaz. Kimi sofralarda ise iki kişi sessizce oturur ama bir ömürlük yakınlık kurulur. Çünkü mesele yemeğin ne olduğu değildir; mesele, o yemeğin yanında kalbinin kendini emniyette hissedip hissetmediğidir. İnsan bazen bir çorbanın içinde şefkati, bir bardak çayın buharında merhameti bulur. Sonra hayat gelir, sofraları dağıtır. Bir zamanlar aynı masanın etrafında gülen insanlar birbirlerinin hikâyelerinde bir hatıraya dönüşür. Sandalyeler boş kalır, tabaklar eksilir, bazı isimler artık dualarda anılır.
Son ra can yücel abimizin o sözü gelir aklıma , Yüreğimi korkak büyütmedim ! kaybettiklerim dağıttiğı servetimdir..
"Haziranın son mısralarındayız, Günlerden ne bilmiyorum. Ama ben bugün de seviyorum seni."