Bu kızın da bana çektirmediği kalmamıştır hani? Doğalı dokuz yıl oldu olmadı, yakalanmadığı hastalık kalmadı... Sonra sümsük mü sümsük, çirkin mi çirkin, imkanı olsa benden de çirkin diyeceğim hani! Velhasıl, yamru yumru bir mahluk! Ne yaparsınız? Zaten benim işim gücüm, karikatür yapmak...
Sayfa 105·Kitabı okuyor
Ne var ki, hatıra, rüzgarda bir an fısıldaşan ve sonra sesi hiç duyulmayan bir güz yaprağından başka nedir ki!
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
17. yüzyıldan itibaren Batı, Rönesans, Reform ve Aydınlanma süreçlerinin sonunda kilisenin egemenliğini yıkarak akıl ve bilim çağını başlatırken; Tanrı / İnanç merkezli bilgi anlayışını yerleşik ve tartışılmaz bir değer haline getiren , içtihad kapısını kapatarak Müslüman aklını mühürleyen Doğu-İslam dünyası ise yarattığı kutsal kısır döngü ile kendi ortaçağını yeniden ve yeniden üretmeye devam etmiştir. Böylece, önce İslam dünyasının yaklaşık yüzde 70’ini içeren Osmanlı Devleti Sanayi Devrimi’ni kaçırarak yarı sömürgeleşme sürecine girecek, sonra da bütün Müslüman ülkeler Batı’nın adeta sömürgesi haline gelecekti.
Din
''Ne kaba saba adam!'' dedi annesi yüksek sesle, ve kız, insanın yabancı bir kelimenin zaten tahmin ettiği anlamını sözlükte bulduğunda duyduğuna benzer bir hoşnutluk duydu. ''Gerçek insan değil,'' değil diye devam etti annesi kızgın bir şaşkınlıkla. ''Ne biçim şey öyle. Kesinlikle gerçek insan değil. Bana madam diyor, sadece madam, tezgâhtarlar gibi. Tanrı bilir neyin nesi bu adam. Eminim Sovyet pasaportu vardır. Bolşevik, sadece bir Bolşevik. Orada öylece aptal gibi oturdum. Ya havadan sudan konuşması...! Bu arada kolyenleri kirli. Dikkat ettin mi? Kirli ve yıpranmış.'' ''Havadan sudan konuşma neymiş?'' diye sordu kızı, eğik kaşların altından. ''Evet madam, hayır madam.'' 'Burada güzel bir atmosfer var' Atmosfer! Ne kelime, değil mi? Ona -konuşacak bir şey olsun diye- Rusya'dan ayrılalı çok olup olmadığını sordum. Sadece sustu. Sonra senin 'meşrubatı soğutmayı' sevdiğini söyledi. Meşrubatı soğutmayı! Ne ahmak adam, ne ahmak adam! Yok, yok böyle tiplerden uzak duralım...''
Umarım
Yağmur ve fırtına gecelerinden sonra gelen taze sabahlar gibi.
Käinatın Efendisi, Ümm-ü Eymen'e, ileride şöyle hitap edeceklerdir: «- Annemden sonra annem sensin!» Artık, Nur Çocuk ayağını nereye basarsa, orada Ümm-ü Eymen'in yumuşak elleri var...
Sayfa 78 - Büyük Doğu Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı