(...) Ben bu hâdiseyle ilgili, bunun neden böyle olmuş ve neden Salih Mirzabeyoğlu‘nu hedef seçmiş olabileceğini düşündükçe -inanır mısınız- başlıca şu sebebe bağlıyorum: Tilki Günlüğü…Gerçekten de, bu roman çıktığından beri, bu tür olaylar hiç eksik olmadı. Ona edebiyat çevrelerinden önce istihbarat servisleri yoğun ilgi gösterdi. Her sorguda, her gözaltına alınana “Tilki Günlüğü’nden ne anlıyorsun?” diye ince ince soruldu ve cevabları rapor edildi. Böyle bir şeyi düşünebiliyor musunuz? Ne demek olduğunu? Üzerinde hiçbir kanunî kovuşturma olmayan bir roman, hiçbir edebiyat çevresinin ilgisini çekmemiş, sıradan okuyucuya ilk okuyuşta tatsız tuzsuz gelebilecek bir roman… Ve bütün olayların, sorguların, araştırmaların merkezinde!
Ben hem sorgu dairesinde, hem çok emarelerden kat'î bildim ki, bana karşı ellerinden geldiği kadar müşkilât yapmağa ve fikren onlara galebe etmemden kaçmağa çalışıyorlar ve resmen de onlara iş'ar var. Güya ben konuşsam, mahkemeleri ilzam edecek derecede ve diplomatları susturacak bir iktidar-ı ilmî ve siyasî göstereceğim diye benim konuşmama bahanelerle mani oluyorlar. Hattâ sorguda bir suale karşı dedim: "Tahattur edemiyorum." O hâkim taaccüb ve hayretle dedi: "Senin gibi fevkalâde acib zekâvet ve ilim sahibi nasıl unutur?" Onlar Risale-i Nur'un hârika yüksekliklerini ve ilmî tahkikatını benim fikrimden zannedip dehşet almışlar. Beni konuşturmak istemiyorlar.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bazen birkaç hafta, birkaç gün fazla yaşamak işleri nasıl da altüst ediyor. Ahmet geçen hafta kalp durmasından ölmüş olsaydı, vatansever bir arkadaş gibi gömülecekti. Şimdi, sorgu yargıcının odasındaki o iğrenç haliyle anılacak...
Grivas çok sayıda Rum asıllı sivil Kıbrıslıyı da, ( sorguda çözülmüş bile olsalar) emniyet güçleriyle konuştukları ya da siyasi inançları yüzünden öldürttü.
Artık hepimiz biliyoruz: bu ülkede, siyasi tutuklu ve hükümlüler için cezaevi demek, duvarların içinde duvarlar, daraldıkça daralan, bir tabuta dönüşen duvarlar demek... Şiddetin en kara, derin, kanlı çukurunda yok oluşa karşı ölümüne direnmek demek... Devletin yakaladığı yerde ya da sorguda öldürmemeyi bir lütuf saydığı, canı çektiği an gövde gösterisine girişeceği, öç alacağı, ruhunu ve bedenini yağmalayacağı bir düşman gibi görülmek demek... İktidarın yaşamınız ve ölümünüz üzerinde, yasa tanımayan, mutlak, koşulsuz, sınırsız karar verme ayrıcalığı demek...