Kur’an Allah’ın Ziyafet Sofrasıdır
Kurʼân-ı Kerîmʼi, ashâb-ı kirâmın idrâki üzere, âdeta gökten inen bir ziyafet sofrası gibi görerek ondan lâyıkıyla istifâde etme gayretimiz hangi seviyede? Abdullah ibn-i Mes’ûd (ra) buyuruyor ki : “Bir sahâbî, (akşam) evine geldiğinde hanımı ona ilk önce şu iki suâli sorardı: - Bugün Kur’ân’dan kaç âyet nâzil oldu? - Allah Rasûlü Efendimiz (sav)’in hadislerinden ne kadar ezberledin?»” KENDİMİZE SORMALIYIZ Bizim Kur’ân-ı Kerîm ile ünsiyetimiz ne durumda? İlâhî hakîkatler bize nasıl bir ufuk açıyor? Onu ne kadar duygu derinliği içinde okuyabiliyoruz? Bütün âlemleri yoktan var eden Yaratıcımız’ın bizlere gönderdiği bir hidâyet mektubu olan Kur’ân-ı Kerîm’e karşı merak ve alâkamız, fânîlerden gelen mektuplarla kıyaslanamayacak derecede yüksek bir seviyede mi? Onu ne kadar okuyup anlama ve hikmetine erebilme gayretindeyiz? Anlayamadıklarımızı bilenlere soruyor, onun muhtevâsıyla yeterince alâkadar oluyor muyuz? İşte bu nevî suallere tatminkâr cevaplar verebildiğimiz zaman, Kur’ân’ın şifâ ve rahmetinden lâyıkıyla istifâde edebiliriz.
(Abdülhamid Keşk, Fî Rihâbi’t-Tefsîr, I, 26)·Kitabı okuyor
Bir davranış değişikliğine ister birey, ister ebeveyn, ister koç, ister lider olarak yaklaşıyor olalım, kendimize hep aynı soruyu sormalıyız: "Doğru olanı yapmanın kolay olduğu bir dünyayı nasıl yaratabiliriz?" Hayatınızı en önemli eylemlerin aynı zamanda en kolay eylemler olacağı şekilde yeniden düzenleyin.
Acıya hemen kaçınılması, korkulması ya da uyuşturulması gereken bir yaşantı olarak değil, doğru anlaşılıp yönetildiğinde, önemli bir dönüşüme kaynaklık edebilecek bir tecrübe olarak bakabilmeliyiz. "Ruhum benden ne istiyor?" Sorusunu yolların tıkandığı her an, her yerde kendimize sormalıyız. Bir amaç, bir anlam doğrultusunda ruhsal enerjimizi seferber etmeliyiz.
Psikoloji
SON...
Geçmişte sansür bilginin akışını engelleyerek işliyordu. 21. yüzyıldaysa insanları gereksiz veriye boğarak işliyor. Dikkatimizi neye odaklayacağımızı bilmiyor ve zamanımızın çogunu tali konuları araştırarak ve tartışarak geçiriyoruz. Kadim zamanlarda güç sahibi olmak, veriye erişim yetkisine sahip olmak demekti. Bugünse güç, neyi görmezden geleceğini bilmek demek. Kaotik dünyamızda olup biten tüm bu olayları göz önünde bulundurarak aynı soruyu bir kez daha sormalıyız; dikkatimizi neye odaklayacağız?
Sayfa 414·Kitabı okudu
Bir eylemi, niyeti ya da neticeyi bilebilmek için öncelikle kendimize iki soru sormalıyız. Birincisi, herkes bizimle aynı şeyi yapsa ne olur? İkincisi, bu karmaşıklığa doğru olan yolculuğa yardımcı mı olacak, yoksa onu engelleyecek mi?