Hava Pilot Tümgeneral İbrahim Uyanık anıları
Paraşütçüleri uçaklara bindirirken, örneğin şunları söylüyorduk: Haydi artık daha fazla vakit kaybetmeyelim. İkinci sorti çok daha rahat olacak. Aşağıda korumalı bir bölgeye ineceksiniz. Kıbrıs halkı sizleri bekliyor bir gün onların kurtarıcısı olacaksınız.....
Sayfa 157·Kitabı okuyor
20 Haziran günü Hava İndirme Tugayı 3 sorti yaparak günün sonunda Kırnı ve Gönyeli'ye yaklaşık 2100 personel ile 140 ton malzeme attı. Tugay'ın hemen hemen tamamı yerden açılan uçaksavar ateşine rağmen Kıbrıs'a indi...
Sayfa 68·Kitabı okuyor
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dünyada yalnız olduğumu biliyordu...
Sayfa 20·Kitabı okudu
PKK ile mücadelede Türk ordusunun ilk subay şehidi 1963 doğumlu, Mustafa oğlu, Ankara nüfusuna kayıtlı Piyade Üsteğmen Adnan ŞEN'dir. 30 Ağustos 1984'te Hakkâri Yüksekova ilçesinin Yürekli Yaylası'nda şehit düşmüştür. Gene Türk ordusunun ilk toplu şehitleri Hakkâri Çukurca ilçesinde, Zap Suyu üzerindeki Şorti Köprüsü'nde olmuştur. Biri çavuş sekizi er, dokuz asker şehit düşmüştür. Tarih 9 Ekim 1984'tür. PKK'nın Hakkâri bölgesinde gücünü ve şiddetini her geçen yıl nasıl artırdığını göstermesi bakımından ilk baskından itibaren Hakkâri'deki şehit asker miktarı; 1984'te 11, 1985'de 12, 1986'da 1, 1987'de 6, 1988'de 1, 1989'da 15, 1990'da 6, 1991'de 71 ve 1992'de 122'dir. Mücadelenin başladığı 1984'ten itibaren 1992 dahil dokuz yılda, Hakkâri'deki şehit miktarı 245 askerdir. 1993-1995 arasında ise 365 subay, astsubay ve asker şehit olmuş; 804 subay, astsubay ve asker yaralanmıştır. 1993-1995 arasında 60 geçici köy korucusu ve 2 polis şehit düşmüş, 48 geçici köy korucusu ile bir polis yaralanmıştır. Sonuç olarak, 1993-1995 döneminde Hakkâri'de 427 şehit verilmiş, 853 yaralanma olmuştur. PKK 1993-1995 yıllarında Hakkâri'de 37 vatandaşı öldürmüş (dördü çocuk ve kadın), 39 vatandaşı yaralamış, 76 vatandaşı da kaçırmıştır. Aynı dönemde PKK, 28 karakola eylem düzenlemiş, 148 kez karakol, üs, kışla, köy ve mezraya ağır ve hafif silahlarla saldırmıştır. Yüzlerce mayına basma ve yol kesme olayı yaşanmıştır. Yüksekova ve Çukurca ilçelerinde ikişer defa ayaklanma girişiminde bulunmuştur.
Sayfa 18·Kitabı okudu
Menderes'in Hıristiyanlara silah göndermesi
Görünen o ki; 1958 yılı Türk dış politikası açısından hayli hareketli geçiyordu... Ankara Etimesgut'taki 12. Üs'te hava kararmaya başlarken, C-47 uçaklarına büyük bir gizlilik içinde sandıklar yükleniyordu. Malzemelerin yüklenmesine DP iktidarının Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu bizzat nezaret ediyordu. Bazı pilotlar uçaklara ne yüklendiğini merak edip sorsalar da hep "yiyecek içecek taşındığı" yanıtını alıyorlardı. Yüklenen uçakların uçuş yönü Lübnan'ın Beyrut Havaalanı'ydı: Tam 85 sorti yapıldı, malzemelerin hemen hepsi Lübnan'ın Beyrut Havaalanı'na götürüldü. Bir seferinde merakımızı yenemedik ve sandıkları açtık. Sandıklarda Kırıkkale yapımı silahlar, toplar ve binlerce mermi vardı. Ben beş kez gittim Lübnan'a. Kıbrıs üzerinden gittik hep. O zaman Kıbrıs, İngiltere kontrolünde. Hava sahalarından geçmek zorundayız. Biz havalanmadan önce, "Korkmayın, İngilizler size uyarıda bulunurlarsa parolayı söyleyin" derlerdi. Parola, Viktorya'ydı!.. Kıbrıs üzerine geldiğimizde İngiliz uçakları bizi çevirdi. Ancak Viktorya deyince bırakırlardı. Silahları Beyrut Havaalanı'nda Müslümanlarla çarpışan Hıristiyan milislere teslim ederdik. Müslümanlar o yıllarda giderek güçlenen Nasır taraftarlarıydılar. Arap milliyetçiliği çığ gibi büyüyordu. Ankara bize hep uyarıda bulunurdu: "Aman dikkatli olun, Hıristiyanların içinde Ermeniler var. Uçağınızın başından ayrılmayın, yakıtın içine şeker koyarlar." Silahlar boşaltılırken uçağın yanında sandviç ve kolalarla karnımızı doyurup hemen Ankara'ya dönerdik. Emekli pilot Albay Hüseyin Avni Güler, 27 Mayıs Hareketi'nden sonra kısa bir süre MAH ile Milli Birlik Hükümeti arasındaki koordinasyonu sağladı. 1992 yılında Soner Yalçın'la yaptığı görüşmede tarihi bir olayı ilk kez açıklıyordu: Türkiye'nin Lübnan'daki Hıristiyanlara silah yardımı
Sayfa 65 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı yarım bıraktı
Siyasi Tarih
Bir mitolojik düzenin bizi hazırlaması gereken son bir geçiş evresi daha var: karanlık kapının ardına yolculuk. Barnum & Bailey Sirki hakkında bir hikâye duymuştum. Ucube gösterileri için özel bir çadırı varmış. Elli sent civarı bir şey ödeyerek içeri girdiğinizde karşınıza birtakım yön tabelaları çıkıyormuş: "Sakallı Hanımefendi'ye Gider", "Dünyanın En Uzun Adamı'na Gider", "Canlı İskelete Gider" ve benzeri. Görülecek o kadar çok şey varmış ki insanlar çadırdan çıkmıyor, içerisi tıklım tıkış oluyormuş. Bu da sorun olmaya başlamış. Çıkmayan insanları ne yapacaklardı? Birilerinin aklına çıkış tabelasını indirip üzerine, "Büyük Sorti'ye Gider" yazmak gibi parlak bir fikir gelmiş. Elbette herkes Büyük Sorti'yi görmeye gitmiş. İşte bizim de ölüme yolculuklarında insanlara yardım etmek için böyle küçük bir hikâyemiz var. Kapıdan çıkıyorsun ve karşında tek kelimeyle harikulade bir yer buluyorsun. Arpler çalınıyor, sevdiklerin seni karşılıyor, vesaire. Bir vakit gelip de toplum, "Burada sana pek ihtiyacımız kalmadı, şurada da sana ihtiyaç yok" demeye başladığında, enerjiler de yeniden psişeye döndüğünde ne yapacaksınız? Yakın zaman önce Los Angeles'tayken, bir köşede dikilmiş bir sürü ihtiyara rastladım. Yanımdaki kişiye, "Ne bekliyorlar öyle?" diye sordum. "Disneyland otobüsünü bekliyorlar” dedi. Bu da insanlara göz kulak olmanın bir yolu. Disneyland aslında hayal gücünün fenomenolojisinin dışa yansımasından ibaret, anlayacağınız. Eğer insanlar kendi hayal güçlerine kapılıp gidemiyorlarsa, Walt Disney'inki ne güne duruyor? İşte dinlerin bunca zamandır yaptığı da bu. Size ilahi varlıklar, melekler ve bunların sizi beklediğine dair birtakım düşünceler veriyorlar. Bu da sizi epeyce oyaladığı gibi aynı zamanda gelininize ya da artık sizi nasıl eğleyeceğini dert eden her
Sayfa 47·Kitabı okudu
Kişisel Gelişim