“Sayısız yol arasından, gitmek istediğim için seçtiğim yol eğer çıkmaz bir yolsa, bu seçime katlanabilir miyim ?
Sırf yapmak istediğim için devam etmem doğru mu? Kendime sonuna kadar güvenebilir miyim?
Bu sorular,fark etmeden kendime zarar vermeme neden oluyordu.”
“Bu alemde niye varız?” , “hayatta ne yapmalı?” gibi sorular soruyorum kendime. Bu sorulara cevap aramanın en iyi yolunun da yazı ve roman yazmak olduğunu aklımın bir yanıyla aslında biliyordum.
kendi hayatımın bulmacası ise öylece kaldı. bir sürü boş kutu, bir sürü cevapsız soru… soldan sağa, yukarıdan aşağıya bütün kareleri tek tek doldurabileceğim, bir kucak hüzünlü kelime…
Bu yüzden seni din dersi saatine yazdırmadım. Bundan da hiç pişmanlık duymadım. Sen çocuksu merakınla bana bu konuda sorular sorduğunda her birimizin içinde olan gize saygı duyarak doğrudan ve basit yanıtlar veriyordum. Ve bana artık soru sormaz olduğunda ben de anlatmayı kestim. Bu tür şeylerde zorlama ya da soğutma olamaz. Yoksa seyyar satıcıların yaptığına benzer. Üzümlerini ne kadar çok överler, reklamını yaparlarsa bu işte bir hile olduğu o kadar çok düşünülür. Ben senin içinde olan ışığı söndürmemeye çalıştım yalnızca, geri kalan için bekledim.
Modern solcu düşünürler, akıl, bilim ve nesnel gerçekliği reddedip her şeyin kültürel olarak göreceli olduğunda ısrar etme eğilimindedirler. Bilimsel bilginin kökenleri ve nesnel gerçekliğin —eğer tanımlanabiliyorsa— nasıl tanımlanabildiği konusunda ciddi sorular sorulabileceği doğrudur. Ancak, modern solcu düşünürlerin, bilginin kaynaklarını sistematik bir biçimde çözümleyen, aklıselim birer mantıkçı olmadığı da açıktır.
Onlar, hakikate ve gerçekliğe yönelttikleri bu saldırıya gönülden bağlıdırlar. Bu kavramlara, kendi psikolojik ihtiyaçlarından ötürü saldırırlar. Bir kere, onların saldırıları düşmanlıklarının dışavurumudur ve başarılı olduğu ölçüde de, güç dürtülerini tatmin eder. Daha da önemlisi solcu, bilimden ve akılcılıktan nefret eder; çünkü bunlar bazı inançları doğru (yani başarılı, üstün) olarak, diğerlerini ise yanlış (yani başarısız, aşağı) olarak sınıflandırırlar.
Solcunun aşağılık duygusu o derece derindir ki, bazı şeylerin başarılı veya üstün, diğerlerinin ise başarısız veya aşağı olarak sınıflandırılmasına tahammül edemez. Birçok solcunun akıl hastalığı kavramını ve IQ testlerinin yararını reddetmesinin temelinde bu yatar. İnsanların yetenek ve davranışlarının genetik açıklamalarına solcular karşıdır; çünkü böyle açıklamalar, bazı insanları diğerlerine karşı üstün veya aşağı gösterir. Solcular bir bireyin yeteneğinin veya yeteneksizliğinin faturasını topluma çıkarmayı yeğlerler. Yani, eğer bir insan "aşağı" ise, o kişi iyi yetiştirilmediğindendir; bu kendi hatası değil toplumun hatasıdır.