Şöyle yanıtladı: “Psikanaliz sırasında, hastanın divana uzanıp, bazen söylenmesi hiç hoş olmayan şeyleri anlatması gerekir." Bunun üzerine şu açıklamayı yaptım: “Logoterapide ise hasta dik oturabilir, ama bazen duyulması hiç hoş olmayan şeyleri duyması gerekir."
Ama yükselen sulara rağmen annenin sesini duyuyorum. Şöyle fısıldıyor kulağıma:
" Ama bir görselerdi sevgilim.
Sahip olduklarının yarısını.
Bir görselerdi.
O zaman daha nazik olurlardı, elbette."
Rasûlallah (sav) şöyle buyurdu: "Bana çok güzel cevap verdiniz ve doğruyu söylediniz. Ancak, Allah'ın dini onu her yönüyle koruyanlarla ayakta durabilir."
İnsan aklı vahdete âşıktır. Sanki bir gizli ses daima insanın vicdanına, gönül kulağına şöyle seslenmektedir: "Vahdet, akıl ve eşyanın en yüce kanunudur."
Muaviye şöyle dedi: "Ali'yi yendim çünkü o elini açık ederken ben belli etmedim. Nitekim Suriyeliler bana itaat ederken, onun taraftarları ona itaat etmedi. Çünkü ben zenginliğimi cömertçe harcarken o çevresindekilere cimrice davrandı.
Sayfa 21 - Vakıfbank Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Saddam Hüseyin 1990 yılında Kuvveyt’i işgal ettiğinde, Birleşik Devletler harekat hazırlığı yapıyorlardı. Türkiye’nin bu durumda duruşu merak ediliyordu. Dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal, kendisine bu durumla ilgili soru yöneltilince, başarılı istihbarat çalışmalarına dayanarak şöyle cevap verdi:
“Kavga bittiğinde ve konuşmalar başladığında, galip tarafının masasında olmak isteriz ve orada misafir listesinde olmak isteriz, menüde değil.”