• Ölmedim ama yaşamıyorum da
  • 136 syf.
    ·Puan vermedi
    TOPRAK ANA /CENGİZ AYTMATOV

    Aytmatov'un bu kadar yalın, içten adeta sayfalarda gezinirken yanı başımızda savaş oluyor gibi hissettirmesi, acıyı işlemesi; kendi ailesinin de savaşa maruz kalıp ölmesinden kaynaklıymış.Zaten yaşamadan anlatamazmış, hissettiremezmiş diye düşünüyorum.

    Tek derdinin sevdalık olduğu yıllarda Tolgonay,Suvankul ile tanışıp hayatlarını hayalleriyle birleştirip yaşamaya başlarlar.Küçük bir aile kurarlar.Bu küçük aile üç erkek evlatla genişleyip mutluluklarına mutluluk katarlar.Zaman geçtikçe Kasım da büyüyünce kendine eş, annesine kız, ailesine de gelin getirmeye karar verir.Aile iyice genişler."Mutluluk birbirini tamamlayan ufak tefek şeylerin birikmesinden doğuyor" (S.22) ya hani sanırım tamamlama evresini geçip stabil bir şekilde mutlu ve huzurlu aile olarak hayatlarına devam ederler.Tabii hayat bu mutluluğu kıskanıp "Kader" ile birlikte hüznü eksik etmez.Bir sabah rutin olarak çalışma yerleri olan tarlada çalışırken zorlu günler kapıyı çalar."Zaman akıp gidiyor ve hiçbir saat bir öncekine benzemiyor" (S.8) anın anı tutmadığı dakikalar başlıyor.Asla sonu tükenmeyen savaşlar..Her evden birer ikişer erkek giderken Tolganayın dört erkeği birden savaşa katılır.Ne kadar istemese de mecbur sessiz kalır.Sonunda sulhu getiren,büyük küçük tanımadan canlar alıp can yakan savaşlar..Ve bir evden dört kayıp.Daha onların acısını yaşamadan gelinini,en sevdiği komşusunu kaybetmesi.Hayata tutunacak sadece iki şeyi kalır artık onun için. Biri kanından olmayan torunu, diğeri ise Toprağı.Hikaye bu.

    Bir ana bin dert.Bir ana bin kayıp.Bir ana bin hüzün.Yani bir ananın üstesinden gelemeyeceği bir şey yoktur,vazgeçmez,zamana bırakır.

    "İnsanın canı çıkmadıkça umudu da yok olmazmış" (S.44)
  • Antroposen
    Dinozorların yaşadığı Triyase, Jurasik ve Kretase dönemlerini muhtemelen biliyorsunuzdur ama şu an içinde yaşadığımız dönem Eski Yunancada "tümüyle yeni" anlamına gelen Holosen. Bu dönem 11.700 yıl önce, son buzul çağından sonra başladı ve görece stabil bir iklim sundu. Bu da bizim ileriye dönük planlar yapmamıza ve tarımı icat ederek, yeni enerji biçimlerinden faydalanarak ve şehirler inşa ederek yaşam standartlarımızı yükseltmemize fırsat tanıdı.
    Ne var ki bazı bilim insanları tüm bu insan etkinliğinin gezegen üstündeki büyük etkisinin bizleri yepyeni bir jeolojik zamana ya da devreye götürdüğünü öne sürüyorlar: Antroposen. Yunancadan kabaca "insan çağı" olarak tercüme edebileceğimiz bu terim ilk defa 2000 yılında, Nobel ödüllü kimyager Paul Crutzen tarafından türetildi.
  • 464 syf.
    ·5/10
    Her Jojo Moyes kitabında olduğu gibi bu kitaba da büyük bir hevesle başladım. Yazar bu kitabında kendi çizgisinin biraz dışına çıkmış diyebilirim. Akıcı ve yalın bir dili olduğu için hızlı okunuyor. 5/10 puanlamamın nedeni ise sonunun tahmin edilebilir ve konunun stabil ilerlemesi. Onun dışında her zaman olduğu gibi sımsıcak bir Moyes kitabı... ️
  • 204 syf.
    ·17 günde·Beğendi·10/10
    Başta aile , ardından çevre , toplum ve
    devlet nezdinde damgalanan bu
    kadınlar , hem dışlanıyor hem de yeri
    geldiğinde “ sen orospu değil miydin ”
    diye geçmişleriyle kabul
    edilmiyorlardı . Yeni bir sayfa açmak
    cezaevinden çıkan eski bir mahkum
    için bir zorluksa , hayat kadını için en az
    üç katı zorluk demekti . .

    #kitapyorum

    Bu kitapla ilgili söylenilecek o kadar çok şey var ki .. boğazım düğüm düğüm okudum . Daha 9 yaşındayken hayatı öz amcası tarfından parçalanarak ellerinden alınmış bu kadının yıllarca yaşadığı acı , işkence , gözyaşının yanında küçücük bir mutluluk yaşayamaması beni mahfetti . Bu yoğun hayatımda boşluk bulduğum an elimden bırakmadığım kitabı okurken dedim ki “ ya bi insanın hayatı bu kadar kötü nasıl olabilir ? bir aile evladına nasıl bu kadar hem fiziksel , hem psikolojik şiddet uygulayabilir ? Bir insanın hayatında her seferinde tam evet diyip umud ettiğinde nasıl hayattan her seferinde bir tekme daha yiyebilir ? Ya da hayattaki bütün kötülükler ya da kötü insanlar bir insanın başında toplanabilir ? Bu ve bunun gibi birsürü soru sordum . Ama bunca kötülüğe rağmen savaşan sürekli ve sürekli bir Umut ışığı arayan ve sonunda bu kötü hayattan kurtulan Ayşe ‘ nin savaşına hayran kaldım . O kadar stabil ve sıradan hayatlar yaşıyoruz ki kimler neler yaşıyo , hayat nasıl gencecik kadınları genel eve ya da sokaklara düşürüyo , oralarda neler çekiyo hepsinden bihaber yaşıyoruz . Allah herkese öncelikle herdaim arkasında duran güzel bi aile nasip etsin , ve insanlara akıl , fikir ve en önemlisi “vicdan” dan yoksun bırakmasın
  • 266 syf.
    ·Puan vermedi
    "Tüm şartlandırmaların amacı budur: İnsanlar, kaçınılmaz toplumsal yazgılarını sevdirmek Siz mutsuz olma hakkını istiyorsunuz."

    Adını Shakespeare’in Fırtına eserinden alan  ve orjinali Brave New World olan Cesur Yeni Dünya eseri Shakespeare’in zamanında "brave" kelimesi "güzel" anlamına geliyor olası sebebiyle eserin asıl adının "Güzel Yeni Dünya" olduğunu düşünülebilir ve bu halini sanıyorum ki esere daha uygun düşmekte.

    Düzen ve istikrar konusunu üzerinden şekillenen eser bu iki ideal uğruna herşeyin nasıl feda edilebileceğini gösteriyor. Bireysel her türlü özgürlüğü sınırlandıran bu sistem toplumun devamlılığını sağlamak için toplumun bireyden vazgeçişini bireyleri yalnızca görevleri olan ve bu görevlere şartlanmış toplumun bir hücreleri haline getiriyor.

    Yapmak zorunda olduğun şeyi sevmekle insanın mutlu olmasını göreve bağlayan ve şartlandıran bu totaliter toplumda herkesin mutlu olduğu varsayımı kabul ediliyor. Yoksulluklar, savaşlar, ve baskılar gibi insanı mutsuz eden şeylerin olmadığı bu toplumda mutluluğun bedeli olarak insanların vazgeçmesi gereken şeyler arasında aile, felsefe ve sanat gibi insanın duygu ve düşünce ihtiyaçlarını karşılayan temel şeyler bulunmaktadır. Ayrıca toplumda  mutlu olmayan insanlar için ise yapay mutluluğu sağlamak için "soma" adı verilen uyuşturucu ilaçlar ile istenilen her an mutlu sağlanabilmektedir.

    Mutluluğun insanın seçimlerine bağlı olduğunuve mutsuzluğun da bir seçim olduğunu düşünürsek bu totaliter toplum bireyden en insanı özelliklerini alıp stabil ve steril bir toplum sunarak mutlu olmasını beklemekte ve bu sterilliği ve stabilliği bozacak yapan olan farklı bireyleri toplumdan dışlamaktadır. Aslında farklılaşma ve mutluluğa karşı günümüz toplumu ile benzerlik gösteren bu toplum ona zaman ayırmanızı çokça hakediyor.

    Bir sonraki postum olacak #kadınlarülkesi kitabının tam zıttı olarak doğum yapmayan kadınlar, bunu tiksindirici ve utanç verici bulurlar, üreme maksadı aradan çıkınca cinsellik salt seks, zaman geçirme aracıdır ve herkes herkese aittir. Aile olma, evlenme gibi kavramlar artık anlamsızdır. Birbirinin zıddı bu iki topluma yakından bakmanizi ısrarla tavsiye ederim.

    Benimde yazımda kullandığım ayrıntılar ve daha fazlası için #barışözcan 'in #okuyorum hastagı doğrultusunda oluşturduğu videoya da mutlaka bakmaniz gerektiğini söylerek keyifli okumalar dilerim.

    #cesuryenidünya #bravenewworld #güzelyenidünya #aldoushuxley #ithaki