Derin düşünce no10
Sabahları müzik çalıyor olmam çok da orijinal bir şey değil; ne de olsa günü üslubunu veren odur. Çok basit ama aynı zamanda açıklaması biraz güç: sanırım kendi mizacımızı seçebiliriz çünkü çok katmanlı bir bilincimiz var ve bunu erişmenin yolda tek. Örneğin, derin bir düşünce yazmak için çok özel bir katmana yerleşmem gerekiyor yoksa ne fikirler ne de sözcükler bana gelir. Yani kendimi unutmamalıyım hem de aşırı konsantre olmalıyım. Ama bu bir isten sorunu değil. Bu mekanizmayı işler ya da işlemez. Burnu kaşımak ya da geriye doğru hızlı Heceleme gibi. Mekanizmayı işletmek için ise küçük bir müzik parçasından daha iyisi olamaz. Örneğin gevşemek için, nesnelerin bana gerçekten erişmediği, sanki bir filme bakar gibi onlara baktığın bir tür mesafelendiriilmiş mizacı erişmemi sağlayacak bir şeyler çalmam gerekiyor. Kopuk bir bilinç katmanı. Genellikle bu katmana uyancağız oluyor ya da süre bakımından daha etkili olsa da etki yaratması daha çok vakit alan Dire Straits.
Sayfa 137·Kitabı okudu
What the nationalists failed adequately to appreciate was the fact that the Schleswig-Holstein question was swiftly becoming an international affair. In St Petersburg, Tsar Nicholas was furious to find his Prussian brother-in-law working, as he saw it, hand-in-hand with the revolutionary nationalists. He threatened to send in Russian troops if Prussia did not withdraw from the duchies. This energetic Russian démarche in turn aroused the disquiet of the English government, which feared that the Schleswig-Holstein question might serve as a pretext for the creation of a Russian protectorate over Denmark. Since the Danes controlled access to the Baltic Sea (the Danish straits of Sund and Kattegat were known as the ‘Bosporus of the North’), this was a matter of great strategic concern to London. The pressure for a Prussian withdrawal began to mount. Sweden soon joined the fray, along with France, and Prussia was forced to agree to a mutual evacuation of troops under the terms of the Armistice of Malmø, signed on 26 August 1848
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Dost Kitabevi son hız girmiş hayatımıza. Orası sadece bir kitapçı değil de buluştuğumuz, şahane vakit geçirdiğimiz bir çeçit kulüp sanki. Aklıma başka bir tarif gelmiyor doğrusu. Çünkü oraya gitmek bir dükkâna girip çıkmak değil. Saatlerce vakit geçiriyoruz içeride. Çok güzel müzik çalıyor bir kere. O yıllarda hepimizin sevgilisi Dire Straits. Bütün kaset bitene kadar o kitaba bak, bu kitaba bak. “Money For Nothing” çalsın, “Brothers in Arms” çalsın. O bitsin Alan Parsons Project başlasın. Karışan görüşen de yok, son derece özgür bir mekân. Bu yaşımda hâlâ kütüphanemde duran şiir kitaplarımın, özellikle de Özdemir Asafların, Orhan Velilerin hepsi, Bertrand Russell'ların da çoğu oradan alınmadır; yazmışım içine, “3 Aralık 1989 Dost Kitabevi”. Seçtiğimiz tüm kitaplar da, birbirimize aldığımız tüm hediyeler de oradan, sevgili Dost Kitabevi. İsmi gibi dostumuz. Şükürler olsun, Kızılay'daki hâlâ duruyor.
Sayfa 327
Anı Günlük Edebiyat
İnsanın kaç Suratı var
Haftanın koşturmalı, telaşlı iş temposunu, ciddi suratlarımı­zı Cumartesi gecesinden soyunup dolaba kaldırıyoruz. Pa­zar sabahları onda uyanıp, salondaki masaya beyaz örtü se­riyor, gizli bir heyecanla, çocuklar gibi sevinerek harıl harıl kahvaltımızı hazırlıyoruz. Mutlaka Dire Straits dinliyoruz. Becerikli parmakların gitarları eşliğinde uzun uzun yiyor, çene çalıyoruz. Sonra bulaşık yıkıyor ve yürüyüşe çıkıyo­ruz. Her şey Pazar günü tembelliğinde ve yumuşaklığında yaşanıyor. Pastel renklerde, şekerli tadlarda.
Sayfa 125 - Remzi Kitabevi·Kitabı okudu
Alıntı
The Return
I will go back to the great sweet mother, Mother and lover of men, the sea. I will go down to her, I and none other, Close with her, kiss her and mix her with me; Cling to her, strive with her, hold her fast; O fair white mother, in days long past Born without sister, born without brother, Set free my soul as thy soul is free. O fair green-girdled mother of mine, Sea, that art clothed with the sun and the rain, Thy sweet hard kisses are strong like wine, Thy large embraces are keen like pain. Save me and hide me with all thy waves, Find me one grave of thy thousand graves, Those pure cold populous graves of thine, Wrought without hand in a world without stain. I shall sleep, and move with the moving ships, Change as the winds change, veer in the tide; My lips will feast on the foam of thy lips, I shall rise with thy rising, with thee subside; Sleep, and now know if she be, if she were, Filled full with life to the eyes and hair, As a rose is fulfilled to the roseleaf tips With splendid summer and perfume and pride. This woven raiment of nights and days, Were it once cast off and unwound from me, Naked and glad would I walk in thy ways,
Sayfa 17 - Algernon Charles Swinburne·Kitabı okudu
Şiir
"Sultan" Arapça kökenli bir kelimedir. Bizden Batı dillerine de geçmiştir; Dire Straits'in ""Sultans of Swing" Şarkısının isminde olduğu gibi. Sultan kelimesinin çoğulu "selâtin"dir.İstanbul'da selâtin camileri var. Bunlar, sultanların yaptırdıkları camilerdir.
Sayfa 212·Kitabı okudu