(...) Dante’nin ilk defa “ben” diye bir üslûbla hikâyeye kendini de dahil etmesi ve bununla irtibatı içinde, konferans sonrası bir rüyâ:
- “Hükümetin yeni bir zulmü”, “hükümetin yeni bir icraatı” minvalinde bir haber okuyorum… Sanki Milli Gazete, Akit gibi, hükümet muhalifi İslâmcı bir yayın organında ve bir tenkid üslubuyla kaleme alınmış… Buna göre, Tilki Günlüğü yasaklanmış… Altıncı cildinden sonra, 2, 3, diğerlerinin de toplatılması söz konusu… Rejim aleyhtarı yönelişlere fidelik etmesinden… Onunla beraber James Joyce’un “Sesleniş” isimli bir romanı da yasaklanmış… Joyce’un böyle bir romanını bilmiyorum… Aklıma Türkçe neşri beklenen Finnegan’s Wake geliyor… “Wake” İngilizce’de “uyanış” demek; ve acaba “uyandırış, uyarış” ve dolayısıyla “sesleniş” mânâsı da var mı?.. Kasdedilen o mu?.. Haberin “ben” diye bir üslûbla yazılmış olması dikkatimi çekiyor; ve kelimeler arasında “benim” diye bir kelime… Bu üslûbun bu habere gitmediğini düşünüyorum… Neden sonra muhabirin imzası gözüme çarpıyor: Hakan Albayrak… Daha önce duymadığım bir isim… “Artık kültür eserlerine de saldırıyorlar, zulüm -28 Şubat Süreci- iyice ayyuka çıktı” derken bir de fark ediyorum ki, uykuda değilim; sanki uyku bir ân gelmiş, açık gözkapaklarımdan içeri sızmış ve bana seslenip gitmiş…”
(30 Ocak 1998)
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 9, Nisan 1998), DANTE'NİN YOLCULUĞU -II- (İlâhî Komedyadan Tilki Günlüğüne)