Erdemden söz ettiğimizde bir insanın kendi rolünü oynadığını kastederiz; ahlak bozukluğundan söz ettiğimizde o kişinin işbirliğine engel olduğunu kastederiz. Dahası,ister çocuklar, nevrotikler, suçlular ya da intihar edenler söz konusu olsun bir başarısızlığı oluşturan her şeyin sosyal duyguyu engellediği için öyle olduğunu belirtebilirim.
Romanın kahramanı Nehludov, genç bir hizmetçi kız olan Katuşa’yı baştan çıkarıp hamile bırakarak terk eder. Katuşa toplumdan dışlanır, işsiz kalır ve hayatta kalabilmek için fuhuşa sürüklenir, sonunda hapse düşer. Tolstoy bu eserinde, Katuşa'yı "ahlaksız" ilan eden aristokrat erkek topluluğunun, aslında kadını o bataklığa iten asıl suçlular olduğunu gözler önüne serir. Kadının ahlaksızlığı, erkeğin sorumsuzluğunun ve bencilliğinin bir sonucudur.
“‘Burada tecavüz milli spor,’ dedi şef öfkeyle. Ve suçlular asla cezalandırılmıyordu: Şikâyette bulunduğunuzda neredeyse bir dava bile açılmıyordu, özellikle de kurbanlar alt tabakadan olduklarında.”
Sosyopatlar, ya da psikiyatristlerin deyişiyle “antisosyal kişilikler” şahsi kazanç uğruna yaşamboyu aldatmaca sergilerler. Pişmanlık ve empatiden yoksundurlar ve başkalarını incitme ve kötü davranmayı rasyonelleştirmede sihirbaz gibidirler. İnsanlar genelde sosyopatların hırsız, cani veya katil gibi alışılmış suçlular olduğunu düşünür. Oysa zeki sosyopatlar bazen hiç yakalanmazlar ve büyük şirketlerin, milyar dolarlık saadet zincirlerinin başına geçerler. Bir işte dikiş tutturamayan, uzun vadeli ilişki sürdüremeyen ve sonunda çoğunlukla kendini hapiste bulanlar, genelde yeterince organize olmayı bilmeyen sosyopatlardır.