Hardal tanesinden daha küçük bir tohumdan doğan ağaç, beş yüz arabayı barındırabilir ve fazla gölge yapabilir. Buddhaya yapılan en küçük sunuştan kaynaklanan erdem hesapsızdır. Bu dünyadaki eylemleriniz tohum gibidir; o zamanlardaki ödülünüzün ağaç gibi olacağını bilin.
Peki, Türk tarihinin Cengiz Han’a bakışı nasıldır? İşte burada, özellikle Cumhuriyetin ilk yıllarında ortaya çıkan millî tarih anlayışı ve Türkçü bakış açısı Moğol Cengiz Han'ı adeta Türkleştirmektedir. Kaldı ki, Cengiz/Çingiz ismi Orta Asya'daki Türk boylarından Kırım’a; Anadolu coğrafyasından Balkanlar'a kadar Türklerin yaşadığı pek çok yerde bir Türkleşmiş isim olarak kullanılmaktadır.
Örneğin Kırgızistan'ın ve Türk dünyasının en büyük roman yazarı olarak kabul edilen Cengiz Aytmatov bu ismi taşıdığı gibi, Kırım Türklerinin sesi olan büyük romancı Cengiz Dağcı da aynı isme sahiptir. Bu anlamda Cengiz Han'la Türklük arasında etnik bir bağ kurulması tartışılsa bile birtakım şeylerin kültürel olarak iç içe geçtiğini kabul etmek gerekir.
Halka ne götürüldüğü önemli değil, önemli olan götürmek. Her konuda fikri olan, ama hiçbir konuda derinlemesine bilgisi olmayan medyatik çehreler toplumu yönlendiriyor. Ve, onların etrafında dönüyormuş gibi gösteriliyor dünya. Piyasa aydını medyatik statüsüne göre kendini meşrulaştırıyor. Yüzeysel bilgisi ise, gücünü içerikten değil, sunuştan alıyor. Amaç, kitlelerin mevcut durumu onaylamalarını sağlamak. Yığınlar ise, bu süreçte daha az bilgilendirilecek (ya da kısmi bilgilerle donatılacak) insanlar olarak görülmektedir. Onların verilen mesajlar doğrultusunda hareket etmeleri istenmektedir. Böylece yüzeysellikle birlikte bilinçler köreltilmektedir. 245
Sayfa 163 - 243 Yavuz G. Yıldız, "Türk Aydını ve İktidar Sorunu", Türk Aydını ve Kimlik Sorunu. Yay. haz. Sabahattin Sen, Bağlam Yayınları, İstanbul, 1995, s. 355-378.·Kitabı okudu
Uluğ Bey Medresesinin girişinde, "ilim öğrenmek erkek-kız bütün Müslümanlara farzdır." hadisi yazılıdır ve onun döneminde kız-erkek birlikte eğitim yapar. Aslında Atatürk’ten 500 yıl önce atılmış bir laik eğitim adımıdır bu.
Entelektüel bireyin hangi partiye yakınlık duyarsa duysun,hangi ülkeden gelirse gelsin ve kendini aslen neye bağlı hissederse hissetsin, insanların çektiği acılar ve yaşadığı baskılar konusunda belli doğruluk standartlarından şaşmaması gerektiğini söylemeye çalıştım.