Kendilerini doğuştan "akıllı" olarak düşünen insanlar bir şeyi yapamadıklarında, bunun nedeni yeterince zeki olmamalarıdır... ya da bu başka birisinin hatasıydı... ya da zaten yapılması zorunlu değildi... sonra vazgeçerler.
"Azimli" insanlar bir işi yapamadıklarında... bunun birçok denemeden sadece bir tanesi olduğunu bilirler. Ve pes etmez ler... gerçek bir savaş vermeden. Çünkü yeterince çaba sarf ettiklerinde her şeyi yapabileceklerine inanırlar.
Yaratmak suphesiz, Allaha mahsustur; fakat o yaratılmışa ilk eğitimi vermek, terbiye etmek, cemiyete faydalı bir insan kazandırmak anneye ait bir şereftir. Annenin ihmal ettiği ve eksik bıraktığı terbiyeyi hiçbir kurum tamamlayamaz.
Okul, ancak annenin attığı temel üzerine bir şeyler koyabilir.
Bana göre başlıca hata şudur: Biz, çocuklardan
bizi mesut etmelerini bekliyoruz.Halbuki çocukları mesut insanlar olarak yetiştirmek bizim vazifemizdir. Saadetimizi bu ödevin ifasında bulmalyız.
“Kafama bir düşünce saplandı: Yaşamımda ilk kez, onca şair tarafından dile getirilen, onca düşünür tarafından nihai bilgelik olarak ortaya konan gerçeği gördüm. Gerçek: İnsanın özleyebileceği nihai ve en yüksek hedef, sevgidir. O anda, insan şiirinin ve insan düşünce ve inancının vermesi gereken gizin anlamını kavradım: İnsanın sevgiyle ve sevgi içinde kurtuluşu. Dünyada hiç bir şeyi kalmayan bir insanın, kısa bir an için de olsa, sevdiği insana ilişkin düşüncelerle ne kadar mutlu olabileceğini anladım.”