Beyazıt'ta yıkılan barikatlarla yeni bir Türkiye doğdu. Eylemsizliğe ve örgütsüzlüğe doğan gençliğin etkin olduğu eylemlerle, CHP'nin devasa gövdesine karşın kimin kimi içereceği ve yönlendireceğinin iç içe geçip karmaşıklaştığı bir boyuta geçtik.
Türkler arasında yaygın olan Şamanizm dini de, örneğin İslam öncesi İranlıların dini olan Zerdüşt ile karşılaştırıldığında, çok daha hoşgörülüydü. Şamanizm kadını "kutsal" sayarken, Zerdüştler kadını şeytanın yansıması gibi görüyorlardı, İslam öncesi Araplarda kadının bir deve kadar bile değeri yokken, Türk kadını erkeğe eşitti. "Emirname"ler Hakan ve Hatun tarafından imzalanmadan yürürlüğe giremiyordu. Kadınlar elçi, kale muhafızı ve hatta devlet başkanı olabiliyordu. (Bu konuda geniş bilgi için, Bkz. Ahmet Taner Kışlalı, Siyaset Bilimi, "İslam'da ve Türklerde Kadın" bölümü) Türkler İslam dinini kabul ettikten sonra da, bu farklılık devam etti. Örneğin Türkistan'da Peygamber'den sonra en yüce insan sayılan Ahmet Yesevi (1093- 1166) "cemiyette ve dergahta kadın ve erkek birlikteliği"ni savunuyordu. Timurlenk'in 1404 yılında Semerkant'ta verdiği bir ziyafete, erkeklerin yanı sıra kadınların da katıldığı, Kastilya Elçisi Klaviya 'nın anılarında yazılıdır. Türklerde kadının örtünmesi olayı ise, Fatih döneminden sonra Bizans'ın etkisiyle başladı. Çok kadınla evlilik ve "harem" gibi uygulamalar da, daha çok saray ve saray çevrelerinde yerleşti.
Milkekî diherike ji Mûnzir û Agirî
Ta be Silêmanî tarîx û jîn e.
Dastanek hildibe li bilindayî
Ji kûrahiya xwe bi têkoşîn e.
Bi têkoşîn e, ev mêjû helbet
Nebû cî û war ji tu kesî re
Yên xwestin ji destê me b'zorê derxin
Destvala zivirîn li ser şopa xwe
Ev mêjû
Wê têkoşînê
Bidomîne helbe
Bazen insan bir kitapta kendisinin de aklından geçmiş bir fikre, ta derinden hatıra gelen silinmiş bir hayale rast gelir ki bu, en ince hissi bizi anlatıyor sanırsınız.
XIV. yüzyılın İranlı tarihçilerinden Zekeriya Muhammed Kazvînî'nin Âsâru'l-Bilâd adındaki tanınmış eserinde kaydedildiğine göre, halkının çoğu Türkmenlerden oluşan Sivas'ta camiler genellikle boş idi. Halk ticaretle meşgul oluyor, fakat dini ihmal ediyor, hatta şarap içmekte hiçbir sakınca görmüyordu. Müslümanlığa karşı bu lâkaytlığı anlamayan İranlı tarihçi, Sivaslıları bu vasıfları dolayısıyla ayıplamaktadır.
Beyazıt'ta öğrencilerin barikatı yıkmasıyla başlayan isyan, CHP'yi, Özgür Özel'i sınırlı da olsa sertleştirmiş görünüyor. Gençliğin bu itmesi olmasaydı kim bilir ne boyutta kepazeliklerle karşılaşacaktık.