8/10
·312 syf.··
2026 43. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 19:23
“Bu dünyadayım ve bu insanlarla iyi geçinmek zorundayım. O yüzden gülüyorum. Çünkü bir şeyler yapmak zorundayım, bir ses çıkarmak zorundayım, bağırmak, çığlık atmak, ağlamak, küfretmek, ulumak zorundayım; o yüzden gülüyorum. Bunlar duyguları boşaltmanın değişik yolları.” Chuck Palahniuk'tan okuduğum ilk kitaptı ve itiraf etmeliyim ki beni beklediğim kadar rahatsız etmedi. Hakkında yıllardır "sert", "rahatsız edici", hatta "mide bulandırıcı" bir yazar olduğu söylenir. Fakat ben okurken bunların hiçbirini yoğun bir şekilde hissetmedim. Muhtemelen bunun sebebi uzun zamandır yeraltı edebiyatıyla iç içe olmam. Yine de Palahniuk'un en büyük marifetinin okuru şoke etmekten çok, onu rahatsız edici gerçeklerle yüz yüze bırakmak olduğunu düşünüyorum. Gösteri Peygamberi, ilk bakışta şöhret, din ve medya üzerine kurulmuş kara mizahi bir hikâye gibi görünse de aslında modern insanın portresini çiziyor. Beğenilmek, izlenmek ve alkışlanmak uğruna her şeyini ortaya koyan insanın hikâyesi bu. Kapitalizmin yalnızca emeğimizi değil, kimliğimizi ve ruhumuzu da satın alabildiğini anlatan karanlık bir masal. Tender Branson, üyelerinin topluca intihar ettiği Creedish tarikatından geriye kalan son kişidir. Bu trajedi onu özgürleştirmek yerine medyanın eline teslim eder. Bir anda ekranların, reklamların ve pazarlama uzmanlarının şekillendirdiği bir ürüne dönüşür. İnsanlar onu bir kurtarıcı, bir peygamber, hatta neredeyse bir tanrı olarak görmeye başlar. Oysa ortada kutsal olan hiçbir şey yoktur. Sadece satılabilir bir hikâye ve onu tüketmeye hazır milyonlar vardır. Palahniuk burada yalnızca dinleri değil, modern dünyanın yeni dinlerini de hedef alıyor. Televizyon ekranlarını, şöhret kültürünü, tüketim çılgınlığını ve insanların ait olma ihtiyacını acımasızca masaya yatırıyor. Kitap boyunca
Gösteri PeygamberiChuck Palahniuk · Ayrıntı Yayınları · 20206,8bin okunma
Starnone Modern Edebiyatın Başta Gelen Temsilcilerinden
9/10
·166 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
Bu hikâyeyi anlatan adam otuz sekiz yaşında ve senarist. On yıldan fazla süredir zeki, güzel ve işinden memnun bir kadın olan Livia ile evli. Çiftin üç çocuğu var (en küçüğü on aylık) ve evlilik hayatları tutkulu ve kusursuz. Ancak özellikle kaotik bir öğleden sonra, önemsiz bir olay meydana geliyor. Genç koca ve baba, karısı bir konferansta olduğu için çocuklarıyla ilgilenirken, bir yandan da televizyon senaryoları yazdığı meslektaşı Claudia ile acil iş mesajları alışverişinde bulunuyor. Aceleyle bir hata yapıyor: Livia'ya göndermesi gereken bir aşk mesajını Claudia'ya gönderiyor. Elbette, ciddi ve güvenilir meslektaşının da onu sevdiğini ve uzun zamandır sevdiğini söylememesi sorun olmazdı. Yanlış anlaşılmayı gidermek acil olurdu, ancak bunun yerine bir tereddüt her şeyin hızla ilerlemesi ve kahramanın zihninde gizli bir şeyin, yeni bir olasılığın ortaya çıkması için yeterli oluyor. Birdenbire, Claudia farklı bir ışıkta görülüyor; O, artık sadece bir iş arkadaşı olmaktan çıkıp, "sinirsel patlamalar, sabırsızlık, alaycılık, net onaylamalar ve aynı derecede net inkarlar, tutku patlamaları, mantıksız talepler" sergileyebilen, büyüleyici ve karmaşık bir kadına dönüşüyor. Bunu yapmaya karar vermeden –ya da herhangi bir anda karar vermeden– kahraman, asla yapacağını düşünmediği bir şeyi yapıyor. Hafif ve zarif bir adımla, üzerinden geçtiği uçurumu görmezden geliyormuş gibi yaparak, Yanlış Hedef bize kesinliklerimizin ne kadar kırılgan olduğunu, en küçük düşünce ve eylemlerin bile bazen yarattığı dayanılmaz ağırlığı anlatıyor. Giderek artan bir anlatı gerilimiyle büyülenmiş bir şekilde, kaçınılmaz bir şekilde bir gemi enkazına yapılan pervasız hazırlığa tanık olurken, sözde mutlu bir varoluşu mahvetmenin ne kadar kolay olduğunu fark ediyoruz. Alıntıdır:
Yanlış HedefDomenico Starnone · Tersine Kitap · 202672 okunma
Reklam
Puan vermedi·168 syf.··
2026 21. kitabı
Sabahattin Ali, 1907 yılında dünyaya gelmiş ve 1948 yılında aramızdan ayrılmıştır. Kısa yaşamına sığdırdığı romanlarıyla edebiyat dünyasında kendisine kalıcı bir yer edinmiş ve kendisinden sonra gelen romancıları da etkilemeyi başarmıştır. Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna kitabı bir dönem fazlasıyla ünlü olan bir kitap. Sosyal medya ve televizyon programlarında dahi paylaşılan bu kitap kısa zamanda pek çok insan tarafından okundu. Sayfa sayısına baktığımızda oldukça kısa bir roman olarak karşımıza çıkıyor Kürk Mantolu Madonna. Kitabın içerisinde Sabahattin Ali’nin kendisine dair izler de bulunuyor. Ayrıca yazarın yalın yazım dili ve akıcı anlatımı bu kitapta da kendini göstermiş. Romanın içerisinde karakterlerin ağızlarından okuduğumuz metinlerde insanın anlam arayışına dair ifadeler yer alıyor. Ayrıca insanın kendi içine yönelmesi ve sorgulamalara da sıklıkla yer verilmiş. Toplumsal kabul gören bazı tutum ve davranışların ise kitabın bazı bölümlerinde karakterler vasıtasıyla eleştirildiği görülüyor. Bu yönüyle kitabın satır aralarında oldukça etkileyici psikolojik çözümlemeler gözlemlemek mümkün. Bu yönüyle de oldukça dikkat çekici bir kitap. Kürk Mantolu Madonna, her ne kadar bazı çevrelerce basit bir aşk romanı olarak görülse de kitabı okuduğunuz zaman hak vereceğiniz üzere aslında salt bir aşk romanı değil. Zira kitaptaki karakter tahlilleri aslında romanın kahramanının âşık olma sürecine nasıl geldiğini, onun karakterinin nasıl oluştuğunu oldukça akıcı bir şekilde anlatıyor. Keyifle okunması dileğiyle…
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025375,8bin okunma
7/10
·384 syf.·
2026 6. kitabı
SPOİLER İÇERİR!!! Kitap ilgi çekici başlasa da,kitabın ortalarından sonra akış hepimizin televizyon ekranlarından aşina olduğu zengin kız-fakir oğlan dizileri tadında bir pembe diziye dönüyor. Kitap ilerledikçe, olayların nereye evrileceğini, hangi karakterin kiminle nasıl bir bağ kuracağını az çok tahmin etmeye başlıyorsunuz. Açıkçası kurguda beni gerçekten şaşırtmayı başaran tek ters köşe, banka soyguncusunun bir kadın çıkması oldu. Bunun dışındaki tüm o "büyük" gizemler, kitabın sonuna doğru adeta bir aile dizisine dönüşüyor. İcinizi ısıtabilir, tüm karakterlerin iç dünyasına değiniyor ve hepimizin insan olmaktan mütevellit yaşadığımız kaygılara değiniyor ama edebi zevki biraz arka planda kalıyor. Yaşlı Estelle’in aslında o evin sahibi olduğunu, köprüden kurtarılan Nadia’nın Zara'nın psikoloğu kız olduğunu ve dönüp dolaşıp bankacı Zara ile yollarının birleşeceğini sayfalar öncesinden seziyorsunuz. Hatta final sayfasını açarken içinizden şu his geçiyor: "Tamam, şimdi kesin o polis karakter gidip madde bağımlısı ablasıyla olan bağlarını bile toparlar ve herkes mutlu mesut yaşar. Ha bir de kesin Nadia ve Jack sevgili olur." Ben şahsen edebiyatta bu kadar yoğun bir "pembe dizi" tadını çok sevmem. Bu kitap da hızlıca akan o klasik popüler kültür kitapları gibi noktalandı. Kafa dağıtmam lazım diyorsanız okunabilir. Sevenine iyi okumalar dilerim.
Endişeli İnsanlarFredrik Backman · Kairos Kitap · 2024879 okunma
OKUMASANIZDA OLUR
2/10
·299 syf.··
2026 45. kitabı
İlk olarak kitabın konusu biraz ilgimi çektiğinden okumaya karar vermiştim ama okumasaydım da olurmuş diyebilirim. 2 puan vermemin sebebi de kitabın akıp gitmesinden kaynaklı bir puan daha verdim yoksa 1 verirdim Okursanız bir şey kaybetmezsiniz çerezlik bir kitap eğer sinirleriniz bozulsun istiyorsanız okuyabilirsiniz zira okurken sinirlerimi bozduğunu söyleyebilirim. Neyse Konusuna gelirsek eğer ana karakterimize bir mektup geliyor (kitap direkt konuya giriyor) ve bu mektupta prensin eş seçimi için aday olabileceğini öğreniyoruz şimdi burda aslında mektup göndermeleri de saçma geldi bana televizyon ve telefonlar var kitapta mektup ne alaka? Neyse çok detaya girmeden devam ediyorum. İşte sonrasında kız gitmek istemiyor. Bu kızın bir tane sevgilisi var ve o da diyor ki git gitmen daha mantıklı olur?? Burası ne alaka falan olmuştum. sonrasında başka gece geldiğinde (bu arada kız karakter 16 yaşındaydı sevgilisi kaç yaşında bilmiyorum) kız evlenelim beraber yaşayalım diyor çocukta diyor ki para sıkıntı olur ki bana mantıklı geldi sonra kız diyor ki para sıkıntı olmaz ben seni böyle de seviyorum?? Bunlar ayrılıyor sevgilisi gururlu davrandığından ve iletişim kopukluğu oldu bence birbirlerine karşı dürüst olabilirlerdi planlarından bahsedebilirlerdi ama yok illa gurur ve kız bir iki gece ağladı o kadar sonrasında sanki hiç sevgilisi yokmuş gibi davranıyordu ama sözde öyle hissediyormuş yazar yazınca anladım onu da! Neyse çok saptım sonuç olarak prensin eş seçim töreni sanırım ona katılıyor ve tabiki de seçiliyor ( her ne kadar kız karakter kendisinin seçilmesinin imkanı olmadığını söylese bile!) Ve toplamda 35 kişi seçiliyor bu arada. 35 kız prensin baştan çıkartıp prenste ona uygun olan eşi seçimine dayalı bir roman tüm olay bu ( tabi kitap içerisinde biraz tarih
Beni SeçKiera Cass · Dex Yayınevi · 20131,455 okunma
9/10
·724 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 01:27
Turgut Özben'in kaybıyla yolumuza başladık... ya da kaybettik mi demeliyim? Kitap, daha ilk sayfalarda okuyucuyu bir belirsizliğin içine itiyor. Turgut Özben'in üç yıldan beri 'kayıp' olduğu bilgisi, aslında sadece fiziksel bir kayboluşu değil; bir insanın kurulu düzeninden, kimliğinden ve toplumsal rollerinden kopuşunu temsil ediyor. Bir insan neden tüm izlerini silip gitmek ister?.. Belki de 'tutunmak' o kadar ağır gelmiştir ki, kaybolmak tek kurtuluştur... Sayfa 29 (Alıntı): Havaya kaldırdığı Selim'i duvara sürüklendi. Siyah saçlarından yakalayarak başını duvara dayar: "Dökülmeyen saçlarından asacağım seni." diye bağırırdı. "Erkeğin kılları göğsündedir, oğlum Selim." Hemen gömleğini çıkarır ve boynuna kadar bütün gövdesini kaplayan kıllarını gösterirdi Selim'e. "İğrençsin Turgut. Sen onları, üniversite kantinindeki kızlara göster. Kapat şu ormanı." Bir erkeğin yanında soyunmasından sıkılırdı Selim. "Beni, aşağılara çekiyorsun Turgut. Senden kurtulmalıyım." Turgut, pantolonunu da çıkarır, kollarını açarak bağırırdı. "Ben, senin bilinçaltı karanlıklarına ittiğin ve gerçekleşmesinden korktuğun kirli arzuların; ben senin bilinçaltı ormanlarının Tarzanı! yemeye geldim seni. Benden kurtulamazsın. Ben, senin vicdan azabınım!" "Bağırma, anladık. Benim vicdan azabım bu kadar kıllı olamaz. Ruhbilimci Tarzan, lütfen giyin."[Bu sahnede sinirlenmem gerekiyordu ama kahkaha attım. Aklıma bir anda televizyon ekranında beliren Yaprak Dökümü (Orman Tarzanı) Tahsin'in duş alma sahnesi geldi.] Sayfa 33-34-35: Turgut'un Rüyası üzerine 1) Aslında Selim’i değil, kendi kibrini gömüyor. Selim’in ölümü bir mikrop gibi Turgut’un zihnine giriyor ve onun o 'mühendis titizliğiyle' kurduğu düzenli hayatını çürütmeye başlıyor. 2) Cenaze töreni, toplumun her şeyi nasıl bir 'tiyatroya' çevirdiğini
2024 Okuma Raporları
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,8bin okunma
Reklam
Reklam