Ülkeye ilk televizyon geldiğinde sohbete değil, televizyon seyretmeye gelen misafirler eve girer girmez ekrana teslim olurdu. Gün boyunca açık bırakılan televizyon karşısında yemek yenirken pek konuşulmaz, özellikle haberlerde, "Herife bak, yine saçmaladı!" türünden laf atılırdı. Zamanla televizyon baş köşeden kalktı, sofra sohbetlerine geri dönüldü. Telefonla da eskiden ev ziyaretindeymişsin gibi saatlerce konuşulurken şimdi anlık mesajlarla haberleşiliyor. Her teknolojinin adabı zamanla gelişiyor.
Sayfa 165·Kitabı okuyor
Ne güzel yapıyoruz bunu dimi, kendi kendini yargılamayı..
Bu arada zihnindeki kötücül sesler yine izleyici koltuğunda en ön sıraları işgal ediyordu. "Yalancı, ikiyüzlü, sahtekar..."
Sayfa 14·Kitabı okuyor
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Sokakta, seyahatte, yürüyüş ve koşuşlarda, oturduğum sırada, evde, yatakta, hastalıkta, sağlıkta, uykuda, bir eğlencenin tam ortasında, televizyon ekranlarında, gazete haberlerinde, radyoda çalan en sevdiğim şarkıda, sevinç ve gözyaşlarında, umut ve hayal kırıklıklarında, kalabalık ve yalnızlıklarda, her yerde ondan kaçmaya çalışıyor, saplantılı bir aşık gibi kaçmaya çalıştıkça kendimi onun kapısında buluyordum. Öyle ki bir süre sonra ondan kaçış onu arzulayışa bile evrilmiş olabilir."
Sayfa 16·Kitabı okudu
Sömürgeciler ve işbirlikçileri müslümanın günlük hayatını batı kültürünü aşılayan etkilerle doldurdular. Gazeteler, dergiler, kitaplar, radyo ve televizyon, sinema ve tiyatro, plâklar ve kasetler, afişler ve ışıklı reklamlar onu her gün bu etkiler bombardımanına tuttu. Müslüman hükümetler başkentlerinde iki yanı batı tarzı gökdelenlerle çevrili yeni bir ana cadde açılınca gururlandılar, ama kentlerinin öteki mahallelerinin ve köylerinin sefaleti, viraneliğinden pek utanmadılar. Batılılaşmış seçkinler film, opera, piyes seyretmek, konser dinlemek üzere salonları doldurdular, çocukları da dünyevîleşmiş, misyoner yönetimindeki okullarında, üniversitelerinde aynı konularda kitaplar okudular. Hiç biri, bunların yaptıkları öteki şeyler veya düşünceleriyle uygunsuzluğunu fark etmedi. Kendi kendini batılılaştırmayı tamamlayanlar çevreleriyle geçmişleri arasında sırıtır hale geldiler. İslâm kültürünün bütünlüğü ve İslâmî hayat tarzının birliği bunların kişiliklerinde, düşünce ve eylemlerinde, evleri ve aile çevrelerinde parça parça oldu. Batılı sosyal kurumlar ve adetler tereddüt gösterilmeden kabul edildi. Bulunduğu aşağılık durumdan İslâm tarafından öngörülen, izzet ve sosyal yararlılık zirvesine çıkarmak yerine, müslüman kadının peşinde koştuğu Batı'nın bozuk yönleri oldu: gittikçe artan çıplaklık ve erkek-kadın karma yaşam, kendi hayatını yaşamak üzere ekonomik bağımsızlık, zevk tatmini ve ailesine karşı görevlerini ihmal...
Alıntı
Televizyonda bir program izlersiniz ve depresyon hakkında uyarılırsınız. İlginç olan herkes kendinde bir pay bulur bu hasta-lıktan. "Tam da beni anlatıyor" dersiniz. Programın sonunda "Bu belirtiler varsa mutlaka doktorunuza başvurun" uyarısı olmazsa olmaz. Avlar artık hazırdır. Psikiyatri polikliniklerinden SSRI re-çetesiyle ayrılan milyonları gördükçe ilaç firmalarının dergiler, dernekler, televizyon kanalı ya da gazete küpürü ile kurdukları dâhiyane reklam sistemini hayretle müşahede ederiz.
Sayfa 206
Alıntı
“Ne kitap okuyabildim, ne televizyon izledim.”