"İşte, bütün bunlar," dedi işaret parmağıyla hızlı hızlı sallayarak; "işte bütün bunlar, lüzumundan fazla televizyon seyretmenin neticesi! Tabii, iş yok güç yok, yayılıyorsunuz ekranın karşısına, sabahtan akşama kadar o abuk subuk programları seyrediyorsunuz. Seyrettikçe de beyniniz uyuşuyor sizin, Allahıma, keçe gibi oluyor.
Bir süre önce ünlü bir televizyon programında başka konuların yanı sıra modern üreme yöntemlerinden de söz edildi. Çocuk sahibi olmak için tanımadığı bir donöre başvuran genç bir kadının durumu ele alınıyordu. Üç yıldır gebe kalmaya uğraşan bu kadın 38 yaşındaydı, mutsuz evliliğini geride bırakmıştı ve anne olma konusunda derin bir arzusu vardı. "Baba mı?" dedi. "Eğer görürse, aynı kulaklara, aynı burna sahip olduğunu fark edecek ve sonra... Sonrası yok işte. Bunun ne önemi olabilir ki zaten?"Yeryüzündeki her yeni hayatın her zaman neşe ve mutluluk kaynağı olduğunu göz önünde bulundurursak, insanoğlunun, DNA'mızın doğal modellerini altüst eden bu yeni üreme şekillerini sorgulamamak mümkün olmaz. Ansızın eril, erkek gereksiz olur. Tekniğin yardımıyla her kadın sadece kendisine ait olan çocuklar doğurabilir. Ötekinin yüzü -bir gecelik birininki de olabilir -yok olmuştur ve onun yerini test tüpleri ve dondurucular almıştır. Gebe kalmayı mazur kılmak için anne sevgisinin yeterli olduğu, bunun kesinliği düşüncesi geçerlidir artık.Tabii ki yalnızca anneleri tarafından büyütülmüş çocuklarla doludur dünya -ben de onlardan biriyim- ama kısa bir süre öncesine kadar, boşanmış, kaçmış, ölmüş yani adı sanı olan babalar söz konusuydu. Ama baba bir katalog numarasıysa, bir dondurucudan çıkartılmış test tüpüyse bazı şeyler farklı olur. Bir laboratuvarda gebe kalmak nasıl bir anlam taşır? İnsanın, babasının tohumunu para karşılığı satan bir kişi olduğunu bilmesi nasıl bir duygudur? Bu sadece bir kulak burun konusu mudur, yoksa asla tanınmayacak olan o ikinci kişi daha büyük, daha derin bir konu mudur?
Birtakım insanlar, tanrılardan daha iyi iş yapmayı öğrendiklerinde iktidara geçerler; özellikle halklarını dinleme yetisini edindiklerinde, itirazlarını ve hafızasını kaydedebildiklerinde, bağırışlarını susturabildiklerinde ve tarihlerini benimsediklerinde.
Gösteri, müziği satın almaya ihtiyacı ve imkânı olanlara yeterli hizmeti veremediğinde, daha geniş kitlelere ulaşabilmesi için onu uzaklara götürmek veya gösterinin kaydedildiği nesneler satmak gerekir. Partisyon yetersizdir: Hiç kimse akıldan dinleyerek tatmin olamaz.
Böylece müzik ihtiyacından yola çıkılarak ve henüz teknik imkânlar yok iken, XIX. yüzyılın ortasında piyasa, bir gün isimleri gramofon, telefon, sinema, plak, radyo, televizyon olacak nesnelerin taslağını yapar. Ve bununla beraber otomobil ve ev eşyaları gibi seri halde üretilen diğer nesnelerin taslağını da.
Bir kez daha, her şey müzikle ve müzik sayesinde başlar.
Bazı pazarlama profesyonelleri sosyal medya konusunda hâlâ karamsarlar, çünkü artık tüketicilere eskiden yaptığınız basılı reklamlar ya da televizyon reklamları gibi aynı şekilde reklam yapıp satamazsınız.
Tutsak kalmış duygularla sürekli karşı karşıya gelen dokular, sonunda bu duygulardan etkilenmeye başlar.
Bir mıknatısı tüplü bir televizyon ekranına ya da bilgisayar monitörüne yaklaştırırsanız, görüntünün bozulduğunu
görürsünüz. Bunun nedeni, mıknatıstaki manyetik alanın, ekran içerisindeki elektronların normal akışını bozmasıdır.
Eğer mıknatısı çok yakın tutarsanız ya da uzun süre yakınında bırakırsanız, kalıcı bozukluğa sebep olur. Tutsak kalmış
duygular da vücudu aynı şekilde etkiler. Nihayetinde vücut da bir enerjidir, tutsak kalmış duygular da. Ancak tutsak kalmış
duygular olumsuz enerjidir ve tıpkı mıknatısın televizyon ekranındaki görüntüyü bozduğu gibi, tutsak kalmış duygular da vücut dokularını bozar. Vücut dokularının uzun süre yıpratıcı bir etkiye maruz kalmaları ise, acıya ve işlev bozukluğuna yol açar. Tutsak kalmış duyguları serbest bıraktığınızda
hemen rahatlamamızın, arazların geçmesinin ve hatta bazı hastalıkların iyileşmesinin nedeni budur.