Friedrich Nietzsche
“Aşk” diye adlandırılan, ama henüz aşktan başka her şey olan şu sarhoşlukla ne olağanüstü bir başarıya ulaşabilir!— Ne var ki herkesin bu konuda kendi bilgisi vardır. Bir genç kızın yakınlarına bir erkek geldiğinde, o kızın kas kuvveti anında artar, bunu ölçmek için aletler vardır. Cinsiyetler daha yakın temasa geçtiklerinde, örneğin danslarda ve diğer toplumsal etkinliklerde, bu kuvvet öylesine artar ki gerçekten bedensel güç isteyen başarılar mümkün olabilir: Sonunda insan kendi gözlerine—ya da gözlemine pek inanmaz. Böyle durumlarda elbette ki kendi içinde dans etmenin, tüm diğer hızlı hareketler gibi, tüm damar, sinir ve kas sisteminin bir nevi sarhoşluğunu da beraberinde getirdiği gerçeğini de hesaba katmak zorundayız. Böylece iki kat sarhoşluğun kombine etkilerini dikkate almak zorundayız.— Ve ara sıra biraz çakırkeyif olmak ne kadar bilgecedir! İnsanın kendine asla itiraf edemeyeceği gerçeklikler vardır; her şeyden önce birileri kadındır, her şeyden önce birileri bir kadının pudeurlerine [utangaçlıklarına / mahremiyetlerine] sahiptir— raks eden şu genç yaratıklar açıkça tüm gerçekliğin ötesindedirler. Hissedilebilir fikirlerden başka bir şeyle dans etmemektedirler; hatta etraflarında ideallerin oturduğunu bile görürler: Anneleri!— İşte Faust’tan alıntı yapmak için bir fırsat— Şu güzel yaratıklar, biraz çakırkeyif olduklarında kıyaslanamayacak kadar daha iyi görünürler— Ah, bunu kendileri de ne iyi bilirler. Aslında bunu bildikleri için sevimli hale gelirler. Sonuç olarak kendileri de süslü giyimlerinden ilham alırlar; süslü giyimleri onların üçüncü sarhoşluğudur; elbiselerine tıpkı Tanrılarına inandıkları gibi inanırlar— zaten onları bu inançtan kim vazgeçirebilir ki? Bu inanç kutsallaştırır! Ve kendini beğenmek sağlıklıdır! Kendini beğenmek, soğuğa karşı
Felsefe
Hakkıyla anlaşılamamış her şiir yalnızdır, üzerinde yeterince tefekkür edilmemiş her söz, aşkla dinlenmemiş her şarkı, şükürle temaşa edilmemiş her manzara, gerçek bir teslimiyetle varılmamış her secde yalnızdır.
Sayfa 138
Din
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kur'an'ın uslûbu, beyân, ifâde tarzı
Kur’ân’ın cazibedar özelliği mucize oluşudur. Mucizelik ise, belâgatın yüksek tabakasından doğar. Belâgat ise özellikler ve meziyetler bilhassa istiare ve mecaz üzere kurulmuştur. Kim istiare ve mecaz dürbünüyle temaşa etmezse, meziyetlerini göremez. Zira, insanların zihinlerinin ünsiyet edebilmesi için, Arap üslûplarında, ilim pınarlarını akıtan Kur’ân’ın içinde “ ilâhî tenezzüller” yani “İnsanların anlayış seviyelerine inişler” tabir olunan anlayışlara riayet etmek ve hissiyata hürmet etmek ve zihinlere uygun ve hoş gelmek söz konusudur.
Sayfa 138·Kitabı okuyor
Din
Ali Haydar Paşa, Lübnan'da yaşadığı günlerde Irak veya Suriye tahtlarından birini elde edebilmek için Müttefikler ile tekrar tema­sa geçti ama bütün girişimlerinde yine hayal kırıklıkları yaşadı! Müttefikler harp sırasında devletini, yani Osmanlı İmparatorlu­ ğu'na sadık kalmış bir Mekke Şerifi'ni Ortadoğu'da istemiyorlardı ve bölgeyi kendilerine bağlı olan Şerif Hüseyin ile oğullan arasın­da, yani sözlerinden çıkmayacak kişiler arasında taksim etmişlerdi. Ankara'nın gözünde ise, Şerif ailesi hain ve İngiliz uşağı idi. Şe­rif Hüseyin'in isyanının sebep olduğu acılar hafızalarda hala tap­ taze yaşadığı için aileden kimseye güvenilmiyor, kendisine karşı isyan eden Şerif Hüseyin ile sadık kalan Şerif Ali Haydar Paşa'nın arasında bir ayırım yapılmıyor ve ìi Haydar Paşa'nın taht sahibi olması da önlenmeye çalışılıyordu. Genç Cumhuriyet, benzer önle­me çabalarını Birinci Dünya Savaşı'nda Şerif Ali Haydar Paşa gibi Türkiye'ye sadık kalan Mısır Hıdivi Abbas Hilmi Paşa için de gös­ teriyor, Abbas Paşa haýında bir taht söylentisi çıktığı anda, ger­ çekleşmesini önlemek maksadıyla hemen temaslara girişiliyordu.
Sayfa 50 - Turkuaz kıtap 2026
Araştırma-İnceleme Tarih
Güzellik ancak durup onu temâşa edecek zamanınız varsa size bir şey söyler.
Sayfa 28·Kitabı okuyor
Caesar-Pompeius-Crassus Üçlü Yönetim. [Trivium.]
Pompeius ile Crassus'un Senatus muhalifi olan parti ile temasa geçmesinde özellikle Caesar rol oynamıştı. Crassus. Caesar'ın kabiliyetini sezdiği ve onun gelecekte büyük bir devlet adamı olacağına inandığı için, Caesar'a kariyeri için lüzumlu parayı vermiş, böylece Caesar 68 senesinde Questor seçilerek Senatus'a girmiştir.
Sayfa 163 - Türk Tarih Kurumu·Kitabı okudu