Al bakayım şu diyetini!!
10/10
·204 syf.··
2026 39. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:44
Ömer Seyfettin aklıma Diyet hikayesiyle kazınmış bir yazardı. Yıllar sonra umumi bir kitaplıkta Gizli Mabet adlı eseri görünce anılarımı tazelemek adına okumaya karar verdim. Kitabın giriş kısmında yazarın Türk Edebiyatımıza katkıları, kendi döneminde etkilendiği kişiler ve düşünce akımları özetle anlatılmış ayrıca kısa bir şekilde yaşamıda yazılmıştır. Kitapta bulunan Ömer Seyfettin’in kaleme aldığı kıssadan hisse hikayelerde (1910-1920) İstanbul ve Osmanlı coğrafyasının havasını buram buram teneffüs ediyorsunuz. Hikayelerde yer verilen karakterlerin iç dünyası ve yaşama biçimleri dönemin zorluklarından izler taşımakta. Hikayelerin kısa ve merak uyandırması okuyucuyu sıkmadan sonuca ulaşması benim en beğendiğim yanı oldu. Ayrıca hikayelerde mekanların aşırı güzel ve kolay betimlenilmiş olması o kadar güzel ki tabiri caizse "yağ gibi akıyor mübarek.” Diyaloglar gündelik hayatta kullanılan samimi sohbetlerle süslenilmiş dönemin kozmopolit yaşamı tebessüm ettirerek eleştirilmeye çalışılmış. Çok fazla yazacağım kısımları mevcut ama tadı kaçsın istemiyorum. Siz en iyisi bu kitabı okuyarak deneyimleyin. Keyifli okumalar :)
Edebiyat
Gizli MabetÖmer Seyfettin · Kurgan Edebiyat · 2013902 okunma
Puan vermedi
... "Annem hakkında yazıyorum çünkü onu dünyaya getirme sırası sanırım bende." "Özen gösterdiği yegane nesne kitaptı. Kitaplara Dokunmadan önce ellerini yıkardı." Bir Kadın Annie Ernaux Özgün Adı:(Une Femme) 2022 Nobel Edebiyat Ödülü Zihinsel ve fiziksel olarak çökmüş, hafızası sıfırlanmış bir anne, küçük bir Normandiya kasabasında doğmuş, Paris banliyölerınde bir hastanenin Geriatri koğuşunda ölen annesinin portresini çiziyor okura. Bır anne ve kızı arasındaki hem zayıf hem de sarsılmaz bağı, onları ayıran dünyaları anlatan, tarafsız bir dille yazılmış bir eser, yazarın belki de en dokunaklı metni. Yazar, okurken Fransa yakın tarihi ve devrin sosyolojisini derinlemesine teneffüs ettiriyor, annesi bu sosyolojide yaşamış bir kadın, girişimci ruhuyla bir kahve dükkanı açıyor ve işletiyor, kitap annesinin cenazesini almasıyla başlayarak geçmişe bir yolculuğa götürürken, jenerasyon farkı nedeniyle annesiyle ilişkisinin azaldığı yetişkinlik dönemlerini okumak çok ilginçti. Otososyobiyografi #toplumsalbellek Bireysel anılardan yola çıkılarak toplumsal olayları da anlatan edebi tür. Uzun zamandır listemde olan kitabı sonunda okudum. __"Burada Platon dinleyebilmem için annem patates satıyor" diye düşünmek beni derin bir üzüntüye boğuyordu." #birkadın #unefemme
Bir KadınAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20233,873 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·248 syf.··
2026 9. kitabı
Bu kitabı bitirdim ve ilk düşündüğüm şey şu oldu: "Şermin Yaşar gerçekten insanın kalbine dokunmayı biliyor." Altı Harfli Bir Tatlı öyle hızlı akan, sürekli olayların yaşandığı bir kitap değil. Daha çok birinin karşısına oturup geçmişini dinliyormuşsun gibi. Sayfaları çevirdikçe bazen gülümsedim, bazen de durup düşündüm. En sevdiğim tarafı da buydu aslında; karakterler o kadar gerçek geldi ki sanki bir yerlerden tanıyormuşum gibi hissettim. Kitap boyunca aileyi, geçmişi, özlemi ve insanın kökleriyle olan bağını hissettim. Bazı kitaplar bittiğinde sadece kapağını kapatırsın. Bazıları ise bitse de aklında kalır. Bu kitap benim için ikinci gruptaydı. Bu arada Şermin Yaşar okuyanlar burada mı? En sevdiğiniz kitabı hangisi oldu? Ben yeni önerilere açığım. İnsanın içi dışı bir mi ki evler öyle olsun. Olmadı.Olmamasına şaşırmadım da üzülmedim de.Ama uyandım. Beni,benimle aynı sınavlardan geçmemiş hiç kimsenin asla anlayamayacağına uyandım. Dağ ardında olsunda taş altında olmasın. Herkesin derdi ötekine masal gelir. Kimsesizin halinden kimsesiz anlar. Kimsesizlik başka yalnızlık başka. Olan biten her şey bizi bugüne hazırlamak içindi,talihsizlikler de öyle. Herkes dertte değil,herkes derste. Herkes derdiyle dersini alıyor. Ders alinacak sınav geçilecek. Teneffüs ancak o zaman.
1000Kitap
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,7bin okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2026 26. kitabı
“Kostantiniyye elbet fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur” hadisi şerifi, asırlarca İslam dünyasının en büyük ideallerinden biri olmuştur.O övgüye mazhar olabilmek için bir çok komutan defalarca İstanbul’u kuşatmıştır ama Fatih Sultan Mehmet’e nasip olmuştur.(Nasıl harikasın sen) Tabiki atalarımız fethettikleri şehirlere sahip çıkıp onarmışlar ve ellerinden geldiğince değişiklik yapmamışlar.Konstantini Theodoru Sofiayı ve Fatih Sultan Mehmet’imizi selamlayan ve o günlere şahitlik eden o tarihi kapılara dokunabilmeyi, hissedebilmeyi etimle kemiğimle çok istedim sayfaları bir bir çevirirken. Uzun uzun incelemeyi, o manevi atmosferi teneffüs edip ciğerlerimi o yosun kokan oksijenle doldurabilmeyi ne çok istedim.İstanbul yaşanması zor ama bir o kadar da güzelliğiyle büyüleyici bir şehir benim için. Hem korkmuşumdur ondan ama hem de çok sevmişimdir İstanbul’u.O kapıları tahayyül etmeye çalıştım acaba birbirlerine yakın mı yoksa uzak mı bilemiyorum.Savaşı savunması o yılları gözümde canlandırmaya çalıştım ama kafamda oturmayan şeyler oldu.Görsem belki daha iyi olurdu. Neyse nasip. İnşallah bir gün
Payitahtın KapılarıTalha Uğurluel · Timaş Yayınları · 202552 okunma
Soldan sağa altı harfli bir tatlı...
Puan vermedi·245 syf.··
2026 21. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 01:33
Sütlaç, keşkül, künefe, güllaç? Doğru cevabı görünce yüzünüzde bir tebessüm oluşacak. 》Şermin Yaşar bu kitabında, çocuklarının dünyasında yer bulamayan Selime Teyze ile kimsesizlik hissini sonuna kadar yaşayarak büyüyen Meltem'in hayatlarını kesiştiriyor. Yine çok samimi, cok duygusal, insanın içine dokunan bir üslup ve kurguyla... 》Selime Teyze, bir gün çocuklarına sinirlenir ve çekip gider, bir köyün sessizliğine sığınır. Kimseye haber vermeden, ardında iz bırakmadan. Ama bir yandan da bulunmayı bekler. Meltem ise çocukluk yaraları olan, babaannesi ve dedesiyle büyümüş, hayatta her zaman tek başına mücadele etmek zorunda kalmış bir kadındır. Onun yolu da Selime Teyze'nin köyüne düşer. Ve başlarlar birbirlerine hikayelerini anlatmaya. 》İki hayat, iki kayboluş, iki yaralı yürek, iki yabancı ama bir o kadar tanıdık kadın bir evde buluşur. Bir sedire oturmuş, ellerinde çay bardakları, Kaz Dağları'nın eteklerinde, yeşilin, sakinliğin huzuruna sığınmışlar ve dökülüvermiş bütün sırlar dudaklardan... 》Selime teyzeyi okurken yaşlı insanlara, Meltem'i okurken de bir kız çocuğunun ihmal edilmişliğinin ruhunda bıraktığı hasarlara empati ile yaklaşacağımız bir yolculuk aslında bu kitap. 》Selime Teyze bir anne olarak evlatlarıyla sınanmış. Belki yeterince sevgi ve hürmet görmemiş kendi açısından bakınca. Anlaşılamamış onlar tarafından, belki de çocukları gözünden bakmamış bazı şeylere. Çocuklarının da mücadeleleri var elbette. Oğlunun onun dizine yatıp içini döktüğü kısım çok güzeldi. 》Meltem'in hikayesi ise beni daha çok etkiledi. Kimsesiz olmak, seni koruyan, sana sahip çıkan, çocukluk anılarının başrolünde olması gereken, seni seven ve yetiştiren bir ailenin olmaması dünyadaki en kötü şeylerden biri. Bunun yanımda evliliğinde de istediği aile sıcaklığını bulamıyor. Onun
Alıntı
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,7bin okunma
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2022 5. kitabı
George Orwell’in "1984" romanı, bireyin devlet aygıtı karşısındaki mutlak çaresizliğini ve hakikatin sistematik imhasını konu alan sarsıcı bir distopyadır. Yazarın bizzat şahit olduğu totaliter rejimlerin bir izdüşümü olarak kurguladığı evrende, "Büyük Birader" figürü üzerinden toplumun her an izlendiği, "Düşünce Polisi" ile zihinlerin denetlendiği ve "Yenisöylem" aracılığıyla dilin (dolayısıyla düşüncenin) sınırlandırıldığı bir düzen hâkimdir. ​Roman, Okyanusya’nın kasvetli başkenti Londra’da, Hakikat Bakanlığı’nda çalışan Winston Smith’in rejime karşı içten içe duyduğu nefreti bir günlük tutarak somutlaştırmasıyla başlıyor. Julia ile yaşadığı yasak aşk ve O'Brien üzerinden kurduğu sahte umut bağı, Winston’ı trajik bir sona sürükler; 101 Numaralı Oda’da yaşadığı ağır işkencelerle ruhu kırılan Winston, sonunda celladına âşık hâle getirilerek, sistemin kusursuz bir dişlisine dönüştürülür. ​Winston, geçmişin izlerini arayan "son insan" prototipidir; Julia bu başkaldırıyı daha fiziksel ve anlık hazlar üzerinden yaşarken, O'Brien entelektüel sadizmin ve sistemin sarsılmaz mantığının ürkütücü bir temsilcisidir. ​Orwell "1984"'de gücün, sadece güç için istendiği bir geleceğe dair dünyayı uyarmayı hedeflemiş. Tarihin sürekli yeniden yazılmasıyla hafızasızlaştırılan bir toplumun, mantıksal çelişkileri aynı anda kabullenme yetisi olan "Çiftdüşün" ile nasıl köleleştirildiğini anlatıyor. Yazar; demokratik değerlerin kırılganlığına dikkat çekerken, propagandanın gerçeği nasıl eğip bükebileceğini göstermektir. ​1903-1950 yılları arasında yaşayan, asıl adı Eric Arthur Blair olan George Orwell, adaletsizliğe ve baskıcı yönetimlere karşı duruşuyla tanınan, İngiliz bir gazeteci ve yazardır. Anlatım tarzı; süsten uzak, çıplak, doğrudan ve okuru rahatsız edecek kadar gerçekçidir.
1000Kitap
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,2bin okunma