Truman Doktrini çerçevesinde 1947'de 100 milyon dolar olarak tespit edilen Amerikan askeri yardımının 48,5 milyon doları Kara Kuvvetlerine, 26,8 milyon doları Hava Kuvvetlerine, 14,8 milyon doları ise Deniz Kuvvetlerine tahsis edilmişti.
Sayfa 21 - Kronik·Kitabı okuyor
Alıntı
Kıyıcı bir tespit. Aksini kim iddia edebilir?
Düş kırıklığı anlam arayışına gerekçe oluşturur, anlam arayışı, mutlu olmak için yaşadığımıza inanmakla ilgili temel yanılsamadan bir kurtuluş biçimidir. Bizi mutsuz eden nedenler ortadan kalktığında, mutlu olabileceğimizi sanıyoruz; oysa acı yok olduğunda ortaya çıkan mutluluk değil, sıkıntıdır. Mutluluğun koşulları acıyla birlikte yok olur, insan yaşamının kısır döngüsü budur; acı ve sıkıntı, mutluluk yanılsaması ve acının gerçekliği arasında sürekli gidip gelmektir.
Sayfa 120 - Say Yayınları, 2017.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
S Q U A T
Çeşitli ayak aralıklarında çömelme yapan 11 tecrübeli erkek sporcu, araştırmanın diğer kısmında da hem yüksek hem de alçak ayak pozisyonlarında leg press egzersizini yapmışlardır. Araştırma sonunda çömelme hareketinin hem quadriceps (ön bacak) hem hamstring (arka bacak) hem de calf (baldır) kaslarını leg press'e kıyasla daha fazla çalıştırdığı sonucuna varılmıştır. Benzer bir araştırma da Kevin Wilk ve ekibi tarafından yapılmıştır. Bu araştırmada squat, leg press ve leg extension olmak üzere üç egzersiz karşılaştırılmış ve %60 uyarıyla ön bacağı en çok çalıştıran egzersizin squat olduğu tespit edilmiştir. En büyük fark ise arka bacak kaslarında ortaya çıkmıştır. Leg press ve leg extension en fazla %12-13 hamstring aktivasyonu sağlarken, squat %36 aktivasyonla üç misli daha fazla arka bacağı çalıştırmıştır. Çalışan kasların yanında işin bir de hormonsal boyutu var. Amerikan Kuvvet ve Kondisyon Derneği'nin Kasım 2013 tarihli bülteninde yayımladığı bir araştırmada, tecrübeli ağırlık sporcuları maksimal kaldırabilecekleri ağırlığın %80'i ile squat ve leg press çalışmışlar. Bu esnada kol damarlarına yerleştirilen ve kateter adı verilen tüpler sayesinde kan örnekleri hızlıca alınabilmiştir. Araştırma sonunda squat çalışmasının leg press'e göre çok daha fazla testosteron ve büyüme hormonu salgıladığı ortaya çıkmıştır. Tam çömelme esnasında testosteron üretimi leg presse göre %25 daha fazla iken, büyüme hormonu üretimi neredeyse %200 daha fazla sağlanmıştır. Hatta antrenmandan yarım saat sonra dahi çömelme yapan sporculardaki büyüme hormonu seviyesi %100 daha fazla seyretmekteydi.
Türk tarihine bu kadar damga vurulur ancak.
Gerçek bir tarih için arşivlerimizin tasnifi ve tam açıklığı tezini savunuyordum. Değerli bir tarihçi olan İsmail Soysal ile birlikte Türk arşivlerinin herkese açılması yönünde bir kampanya başlattık. Yakın tarihimizde yeniliklerin, belki bugünkü gelişmelerin ilk mimarı Turgut Özal ve onun müsteşarı Hasan Celal Güzel bize destek verdiler. Hasan Celal benim SB Fakültesinde öğrencim olmuştur; onun müsteşarlığı zamanında Özal’ın takdiri sayesinde İstanbul’da, 1985’te bir sempozyum örgütledik. İlk iş 150 milyon belgenin tasnifiydi, ama arşivin o zamanki kadrosuyla bu iş 100 yıl sürebilirdi. Sempozyumda arşivlerimizin herkesin her türlü vesikaya engelsiz erişebileceği bir duruma getirilmesinin, Türkiye’nin ve tarihimizin doğru biçimde araştırılması için gerekli olduğu vurgulandı. Başbakan Turgut Özal bu sempozyumda hazır bulundu, bunun önemini çok iyi kavradı ve arşivlerimizin bilimsel modern bir arşiv olması için hızla gerekli önlemleri gündemine aldı. Özal her sahada olduğu gibi burada da radikal bir önleme başvurdu: Arşivin süratle tasnifi için bir fon ayırarak imtihanla 500 uzman alınmasını sağladı. Böylece arşivimiz süratle tasnif edilmeye başladı. Eski harfleri öğrenen uzmanlar, Osmanlı yazı çeşitlerini de öğrenip divanda çeşitli seriler üzerinde ihtisas kazanarak arşivimizdeki belgeleri tasnif ettiler. Bugün bu tasnif katalogları sayesinde aradığımız bir belgeyi derhal tespit edebilmekteyiz. Artık Japonya’dan, Almanya’dan, Amerika’dan, Fransa’dan, Yunanistan’dan araştırmacılar geliyor.
Sayfa 252·Kitabı okudu
"'Hayatı ve eserleri'. Hiç bıkmıyorum bunları tekrar tekrar okumaktan. Yazarın her kitabını okurken 'Hayatı ve Eserleri' yeniden karşıma çıkıyor. Bir daha, bir daha okuyorum. Sanki önceden 'Hayatı ve Eserleri'ni bilmiyormuş gibi yapıyorum: yeni baştan heyecanlanmak için. Yalnız, yazarlar arasında bir birlik bulunmaması beni yoruyor. Hiç olmazsa önsözleri yazanlar, yılda bir kere toplanmalı ve aralarında ortak esaslar tespit etmeli. Bugünkü durum esef verici. Bakıyorsun bir yazar, çok zor birleştiriyor kelimeleri. Bir türlü cümleleri kuramıyor. Öyle diyor önsöz amca. Geçer karatahtanın başına diyor, yazar, bozar, uğraşır. Bütün bunları da yarı karanlıkta yapar. İstediği cümleyi bulunca da koşar, bütün ışıkları yakar. Ben de tam bu üstadın huylarını benimsemek üzereyken, bir önsöz daha geçiyor elime. Bu önsözde yazarın coşkun bir ırmak gibi yazdığını anlatıyor. Kendisini tutamıyor bu adam: bıraksan günde 100 sayfa yazacak.(...) Kime hizmet edeceğimi şaşırıyorum. Onlara uşaklık etmekte zorluk çekiyorum. Biri İnsanlardan kaçıyor, öteki 1 dakika yalnız kalamıyor. Sonunda hükümet el koyacak bu işe. Hepsine haddini bildirecek. Bizi zehirlemeye ne hakları var?"
Sayfa 9·Kitabı okudu
... mesela birileri çıkıp size "Bu Freud da her şeyi cinsellikle açıklıyor canım!" diye bir efsane söylediğinde sakın inanmayın. Freud öyle bir şey yapmıyor. Tam tersine, cinselliği kendisine verilen o aşırı anlam ve önemden kurtarmaya çalışıyor. Ama bu "kurtarma" operasyonunu gerçekleştirmenin yolu, önce durumu tespit ve teşhir etmek, olmakta olanı üzerine örtülen mistik perdeden, "sessizler suç ortaklığından", "kol kırılır yen içinde kalır" dan, "ayıp yorgan altında"dan kurtarmak. Freud'a duyulan o müthiş öfkenin nedeni tam da bu zaten: Ele vermesi, teşhir etmesi, saklanacak delik bırakmaması.