Pusula

Pusula
@theoverthinker
İflah Olmaz Bir ASOSYALİM : Yaşamak zorunda bırakıldığım bu son derce garip gerçek dışı dünya sanki hasta bir beynin ürünü kötü bir fantezi.
LİSE
İSTANBUL
İSTANBUL, 3 Aralık
1069 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
➤Ne olurdu. Ölüler yılda bir gün Evlerine gelseydi Ne olurdu. Mezarlar yılda bir gün konuşsaydı ➤Keşke diyorum. İnsan insanı hiç tanımasaydı. ➤Annem benim. Neden yorgunluktan ve merhametten başka fotoğrafın yok evimizde. ➤Dünya ağır. İnsan korkunç. İnanacak gücüm kalmadı. Her şeye bulantıyla bakıyorum. ➤Bir çürümenin ortasında Utancımıza tutunmuş İyi şeyler düşünerek Yaşamaya çalışıyoruz.
Kırmızı Kedi Yayınevi
Edebiyat
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
➤Yalnız olun. Keşfetmenin sırrı yalnız olmaktadır. Ancak yalnız kaldığınızda yeni fikirler bulabilirsiniz. ➤Düşünmek için aklı başında; derin düşünmek için oldukça deli olmalısın. ➤Bilim insanı çabuk sonuç almayı hedeflemez. Bilim insanın amacı gelecek için bir temel hazırlamaktır. ➤Çok çalışkan biri olduğum söylenir ve belki de gerçekten öyleyimdir. Özellikle düşünme süreci de çalışmak olarak kabul edilirse. Çünkü uyumadığım saatlerin neredeyse tamamını düşünerek geçiriyorum. ➤Çoğu kimse dış dünyayı düşünmekle o kadar meşgul ki: kendi içlerinde neler olup bittiğini anlamadıkları gayet açık. ➤8 yaşıma kadar zayıf bir karakterim vardı. Ne cesaretim ne de gücüm vardır bir şeyler yapmaya. Duygusal olarak uçlarda yaşıyordum. Yıllarca hayattan ölümden korktum. Sonra birden tüm korkularımdan kurtulup özgürleştim.
Güney Kitap
Kişisel Gelişim
Ölüm bir ejderha gibi devamlı yutuyor. Madem Allah bizi hiç yoktan var etti, var ettiği gibi öldürecektir de. Gün gelir, ölüm bizi dostlarımızdan ayırır. Bugün ve yarın diye gafil olmamak lazımdır. Ölüm geldiğinde kimseye aman vermez. Hz. Davud(as) evinde, taht gibi yüksekçe bir yer yapıp dört ayaklı bir merdivenle buraya çıkarak ibadet edermiş. Bir gün abdestini alır, taht gibi duran bu yere çıkıp namazını kılmak ve Mevla’ya niyazda bulunmak ister. Merdivenin birinci basamağını çıkıp ikincisine geçince ölüm meleği gelir, ruhunu almak ister. Hz. Davud, ölüm meleği Azrail’e, “Ya Azrail! Müsaade et, yukarı çıkıp başımı seccadeye koyayım. Başım secdedeyken ruhumu al.” der. Azrail(as), Hz. Davud’un iki basamak yukarı çıkıp başını secdeye koymasına müsaade etmez. Olduğu yerde ruhunu kabzeder. Şimdi, Azrail(as) Davud Peygamber’e dahi bu kadarcık mühlet tanımazken, sana ve bana tanıyacağını mı sanıyorsun? Davud’a(as), “Bu kadar yıl yaşadın, dünyayı nasıl görüyorsun?” diye sorduklarında, “Nasıl göreyim? Dünya iki kapılı bir handır. Çıkış kapısında Azrail yalın kılıç bekler.” diye cevap vermiştir.
Sayfa 91 - Sufi Kitap
Din
Ashabından bazıları Resulullah’ın(sav) huzuruna gelip, “Ya Resulallah, bize nasihat edin.” derler. Resulullah(sav) sorar: “Aranızdan, yakınlarından birini kaybeden var mı?” “Ya Resulallah, dünyada ölümün olmadığı yer var mıdır?” “Yoktur. O halde, nasihat olarak size ölüm yeter. Dünyaya gelen nasıl olsa ölüyor. Ama ölenlerden hayırlı olan var, şerli olan var. Siz hayırlı olanlara uyun, kötü olanlardan da uzaklaşın. Dünyada bırakacağınız şeylere bağlanmayın. Yerim ve yurdum diyerek uğraşıp imar ettiğiniz mülklerinizin ıssız kalacağını düşünün, bunların hepsi viraneye dönecek. Şimdilik elinizde olan, hazinelerinizde sakladıklarınız, hepsi başkasına kalacaktır. Onlardan da başkasına geçecektir. Gün gelir, hakiki sahibiniz üzerinizde tasarruf eder. Bunu kabul etmek gerekir.”
Sayfa 91 - Sufi Kitap
Din
Hz. Ömer(ra) şöyle der: “Ölüm neye benzer? Mesela bol dikenli bir ağaç, birinin boğazından içeri sokulsa, her diken bir damara saplansa, bu dikenli ağaç çekilip damarların hepsi yırtılsa… Boğazına dikenli ağaç sokulmuş ve bu ağacın çekilmesiyle damarları yırtılmış kişi nasıl acı çeker? İşte ölümün acısı da böyledir.” Abdullah bin As(ra) anlatıyor: Babam, “Ölenler niçin ölümü tarif edemezler?” dediğinde, “Herhalde o sıra delirirler de ondan tarif edemezler.” derdik. Nihayet babam için de ölüm ânı vaki oldu. Başının ucuna oturup, “Babacığım, bize ölümü tarif edebilir misin?” dedim. Babam, “Ey oğul!” dedi, “Ölüm denen şey, büyük bir halmiş. Onu dille tarif etmek mümkün değil. Dilimin döndüğü kadarıyla halimi anlatayım: Bağrıma çok büyükçe bir dağ konuldu. Canım, iğne deliğinden geçer gibi çıkmaktadır. Yer ile gök arasında sıkışmış gibiyim.”
Sayfa 88 - Sufi Kitap
Din İslam