Jinx

Jinx
@thescutoid
Not defteri yerine burayı kullanıyorum
giriş
Hristiyanlık, Stoacıların öğretisinde zaten örtük olarak var olan, ama ilkçağın genel ruhuna yabancı olan bir düşünceyi popülerleştirdi, yani bir insanın Tanrı'ya karşı görevinin Devlete karşı görevinden daha mecburi olduğu düşüncesi.
Sayfa 15 - Alfa
Felsefe Tarihi
giriş
Bilim bize bilebildiklerimizi anlatır; ama bilebildiklerimiz azdır ve ne kadar çok şey bilemediğimizi unutursak, çok önemli bir çok şeye duyarsızlaşırız. Diğer yanda teoloji, aslında bilgisiz olduğumuz yerde bilgi sahibi olduğumuza ilişkin dogmatik bir inancı telkin eder ve bunu yapmakla, evrene yönelik bir tür münasebetsiz arsızlık üretir.
Sayfa 13 - Alfa
Felsefe Tarihi
Islah Dünyası
Akıl bozukluğu XVII. yüzyıldan itibaren dünyanın büyük bir saplantısı olmaktan çıkmıştır; aynı zamanda aklın maceralarının doğal boyutu olmaktan da uzaklaşmıştır. Akıl bozukluğu insani bir olgu, toplumsal türler arasında kendiliğinden ortaya çıkan bir cins olma edasına bürünmektedir. Eskiden şeyleri ve insanın dilini, aklın ve ülkesini tehtid eden bir tehlike olan şey, şimdi bir kişilik çehresi kazanmaktadır. Daha doğrusu kişilikler. Aklı bozuk olanlar toplumun tanıdığı ve soyutladığı tiplerdir: sefih, savurgan, eşcinsel, büyücü, intihar eden, âdetleri serbest olan. Akıl bozukluğu toplumsal kuraldan belli bir sapmaya göre ölçülmeye başlanmaktadır. Fakat Deliler Gemisi'nde de kişiler yok muydu ve XV. yüzyıl metinleriyle kutsal yazıların sundukları bu büyük gemiye bindirme hareketi kapatmanın simgesel bir ön belirtisi değil miydi? Yaptırım farklılaştığında, gene eskiden beri sürmekte olan duyarlılıklar söz konusu değil miydi? Nitekim Stultifera Navis'te yalnızca soyut kişiler, durumlarından ders alınacak tipler bulunmaktadır: obur, nefsine düşkün, imansız, gururlu. Ve bunların hiçbir limana uğramayan bir deniz yolculuğunda meczup bir mürettebatın arasına zorla konulmuş olmalarının nedeni, bunların evrensel biçimi altındaki bir kötülük tarafından belirlenmiş olmalarıdır. Akıl bozukluğunun kişisi XVII. yüzyıldan itibaren, yukarıdakinin tersine, gerçek bir toplumsal dünyadan alınan, üyesi olduğu toplum tarafından yargılanan ve mahkûm edilen somut bir kişidir. Demek ki esas nokta şudur: delilik aniden toplumsal bir dünyanın içine konulmuştur, artık hemen hemen sadece burada gözükmekte ve burası onun ayrıcalıklı yeri olmaktadır; ona adeta bir geceden ertesi sabaha (Avrupa'nın tümünde elli yıldan daha az bir sürede) herkesin onu tanıyabileceği ve bu ihbar edebileceği sınırlı
Sayfa 171 - İmge Kitabevi
Islah Dünyası
Büyünün, kutsala yönelik hakaretin, dine küfrün bütün bu eski ayinleri, artık etkisiz kalan bütün bu sözler, anlamlarını kazandıkları bir etkinlik alanından, anlamsız veya aynı zamanda mahkûm edilebilir hale geldikleri bir yanılsama alanına kaymaktadırlar: burası akıl bozukluğunun alanıdır.
Sayfa 161 - İmge Kitabevi