«Bu işi kabul etmenin anahtarı bu, Mickey. Sen Theseus'un Gemisi'sin. Hepimiz öyleyiz. Vücudumda on yıl önce canlı olan ve benim bir parçam olan tek bir canlı hücre bile yok ve aynı şey senin için de geçerli. Her seferinde bir tahta olacak şekilde, sürekli yeniden inşa ediliyoruz. Bu işi gerçekten üstlenirsen, muhtemelen bir noktada tek seferde yeniden inşa edileceksin ama günün sonunda, gerçekten farklı değil, değil mi? Bir Harcanabilir tanka girdiğinde, vücudunun doğal olarak zaman içinde yapacağı şeyi tek seferde yapmış olur. Hafızası korunduğu sürece gerçekten ölmemiştir. Sadece alışılmadık derecede hızlı bir değişime maruz kalmıştır.»
Theseus'un gemisi tamir için tersaneye çekilir. Bütün parçalar tek tek yenileriyle değiştirilir, iş bittiğinde gemi suya indirilir. Bu arada, bir başkası bu gemiden çıkan bütün parçaları toplayıp yeni bir gemi yapmıştır. Bu gemi de denize açılır. Bu iki gemiden hangisi Theseus'un gerçek gemisidir?
Ama neden bu kadar üzgündü? Bu tavrı Theseus onu ailesinden kopardığı için miydi? Mesele onu saraya yerleştirmiş olmasına rağmen bir eşe gösterilmesi gereken saygıyı göstermemiş olması mıydı? Daha derinlerde, Girit'te yaşanan bir şey olduğunu da düşündüm. Kaynaklarıma başvuracaktım ama prensesin güveni- ni kazanmaya da kararlıydım. Ne de olsa, düşmanımın düşmanı benim dostumdu.
İlk defa hâkimiyetini kaybediyor gibiydi. "Çünkü... kendi çocuklarınızı kaybettiniz."
"Ben çocuklarımı kaybetmedim. Çocuklarım çanta ya da şapkalarım değildi, yanlış yere koyduğum eşyalar değildi onlar," demiştim nihayet konuşabildiğimde. "Theseus ne düşünürse düşünsün, çocuklar değiştokuş edilebilir eşyalar değildir. Bir çocuk başka bir çocukla değiştirilemez, özellikle de diğer çocuk sizin bile değilse. Bence artık gitmelisiniz." Kadehimi devirerek ayağa kalkmıştım. Umurumda değildi. Bu saraydan ayrılma vaktim gelmişti.