Savulun ...
O, Efrasiyab'tı. Dünyanın gelecekteki fatihi, yiğitlerin omzunda taşınan kahraman, cesaretten başka hiçbir kalkana, serbazlıktan başka hiçbir silaha ihtiyaç duymayan bir cengaverdi..
Alıntı
Babam omuzlarında tonlarca geçmiş taşıyan bir Atlas'tı. Şimdi, o aramızdan ayrılınca, tüm o geçmişin çatırdayarak üze­rime usulca yıkıldığını, beni tüm öğle sonralarının arasına göm­düğünü hissediyorum. Çocukluğun sessizce yıkılıp dağılan öğle sonraları. Ve yardım için çağıracağım kimsem yok.
Reklam
83
Babam omuzlarında tonlarca geçmiş taşıyan bir Atlas'tı. Şimdi, o aramızdan ayrılınca, tüm o geçmişin çatırdayarak üzerime doğru yıkıldığını, beni tüm öğleden sonralarının arasına gömdüğünü hissediyorum. Çocukluğun sessizce yıkılıp dağılan öğle sonraları. Ve yardım için çağıracak kimsem yok.
Sayfa 180·Kitabı okudu
Ki o zaman beni durduran Allah'tı; aksi taktirde o yolun yolcusu olsaydım halim haraptı.
Sabah uyandığımda depresyonum çoktan uyanmış, bana bakıyordu Muazzez. Bana saati gösterdi. Yelkovan hayvanı “haha haha haha haha” diye gülüyordu bana. Kulaklarımı tı­ kadım. Ama yine de gülüyordu sanki. Ben hayatımda bu ka­ dar mutlu yelkovan görmedim Muazzez. Dümdüz bir çizgi ni­ hayetinde ama yemin ediyorum gülüyor gibi.
Sayfa 187
Anne yetişememekti. Kavuşamamaktı. Yine de beklemekti. Bir sarılışın eksikliğini yıllarca aynı göğüste taşıyıp kimseye söylememekti. Eksildikçe insanı tamamlayan yerdi. Doyurdukça sevinen, boşa gitmesin diye biriktirendi. Sabırdı. Sükûnetti. Bazen bir bohça arasından çıkan tığ işi mendildi. Bazen bir fesleğen kokusuydu. Bazen defter kenarına iliştirilmiş heceydi. Rağmen'di. Lakin'di. Fakat'tı. Çocukluğa açılan kapıydı. Birbirine bağlandıkça düğümlenen yutkunmaydı. Yerli yerinde duran ev, hem müstakil hem müşterek dedirtecek sığınaktı. Perdelerden koltuklara uzanan hafif bir esintiyle söylenen türküydü anne. Nakarattı. Ağıttı. Dokunduğu her şeyi yumuşatan, soğuyan hiçbir şeyi elinin altında bırakmayandı. Her şeyi tutan, düşenin dizini, yükselenin başını, kaybolanın yolunu toparlayan o görünür eldi. Şefkatti. Merhametti. Yorgun uyanılan her sabahın tüm nedenlerini kendinden bilerek yaşayandı. Su verip sulayan, susanandı. Şeftalinin, armudun, cevizin, üzümün, incirin en güzel yerlerini yemeyip yedirendi. Ekmeğin en sert yerini kendine ayırandı anne dedikleri.
Sayfa 27·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam