Çünkü gerçek dünyada aslanlar minibüs büyüklüğünde değildir ve konuşamazlar
Sayfa 143 - April Yayıncılık·Kitabı okuyor
«Türkiye'den güzel ülke var mıdır dünyada Durmuş abi?» Savurup sigarasını, «Yoktur köylüm!» «En güçlü ulus da Türk ulusudur değil mi?» «Ne hususta?» «Her hususta canım...» «Valla... Güreşte desen "belki" diyebilirdim, onda da geçtiler bizi; sondan birinci geliyoruz!» «Güreşe bakma! Öteki hususlarda...» «Hangi hususlarda mesela?» «Mesela savaşta!..» «Neremiz güçlü savaşta?» «Her yanımız! Biz dünyada her ulusu yeneriz!..» Gülüyor Karataşîı şoför Durmuş. «Bir Türk dünyaya bedeldir, ne gülüyorsun?» «Savaşta güçlü olmak için sanayide güçlü olmalı...» «Güçlü değil miyiz sanayide?» «Nasıl güçlü? Baksana, şu kamyon İngiliz, gelen İtalyan, giden otomobil Amerikan, gelen jeep Amerikan, gelen minibüs Alman! Hepsi böyle Alman, İtalyan, İngiliz, Amerikan... Nazilli'de bir basma fabrikası var, onu da Sovyetler Birliği kurdu Atatürk sağken. Şu gelen traktör de Amerikan; bak dingilli...» «Biz istesek Yunanistan'ı alamaz mıyız?» Güldü Durmuş, «Bilmem!» «Avrupa'yı alamaz mıyız?» «Bilmem...» «Yenemez miyiz Sovyetler'i filan?» «Bilmem...» «Beni kızdırmak için böyle diyorsun!..» «Niçin kızdırayım? Sen okulda okudun, ama yapmadın askerlik! Görmedin büyük şehirleri, büyük fabrikaları, araçları. Biz, gerekirse yurdumuzu savunabiliriz kahramanca. Ama ötesine aklım ermez. Dünyada çok ulus var, Sovyetler filan çok ilerledi! Biz...» «Biz de geri kaldık öyle mi?» «Geri, yoksul, hem de cahil...» «Padişahlar yüzünden değil mi?..» «Siyasete aklım ermiyor köylüm! Yalnız, çok düşmanımız var dışarda, içerde; her biri ötekinden baskın...»
Sayfa 69 - Literatür yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Soyguncu Sermaye ve Siyaset İlişkileri Son günlerde ülkemizin sorunu sermayenin emeği, ülkeyi soyması olduğu halde bir holdingin yaş günü bu ülke de herkesin kutladığı bir görüntü olarak kitle imha silahı medya tarafından sunulması bilinçli kötülüğü aklamak adına bir çabaydı. Son çeyrek yüzyılda başta Tüpraş olmak üzere enerjide toptancı ve perakende satış gücü mevcut siyasi yönetim tarafından adeta bu holdinge tekel tehdide dönüşme fırsatı sundu. Siyaset ile sermayenin kavgası danışıklı dövüş oyunudur. Siyaset toplumdan yetkiyi alır sermaye planlarını halka hizmet diye satar. Ülkenin doğal kaynakları ve emek sermaye tarafından sömürge edilir. Sözde planlı ekonomi olduğu dönemlerde bile bu küresel destekli soyguncu sermaye korunmuştur. Planlı kamu ekonomisinde tekel sektör oluşturmak mümkün değildir. Bu holding minibüs satarak zengin olsun diye metro ile elli yıl gecikmeli o olanağa sahip olabildik. Yine biz oluruz vb bayileri aracılığıyla verdiği mesajlar oldukça üzücüdür. Sermaye kanlı askeri ve sivil darbelerle zengin edilmiş utanmazlığın zirvesidir. Bunların siyasette, medyada ve algı operasyonu aracı olarak kimsenin farkında olmadığı lobileri vardır. Holding iktisatçıları ve bilgisini, emeğini satan uzman kadroları vardır. Devletin içinde bürokrasi de kullandıkları unsurlar vardır. Çünkü ele geçirdikleri sektörler para basarak sermeyeye sermaye katan sektörler olup bu gücün hukuk içinde tekel oluşturmayacak, siyasete ayar vermeyecek toplumu soymaya ve bu tür güç gösterileri yapamayacak bir düzeye düşürmek gerekir. 21 Aralık 2015 tarihinden bugüne sermayenin karanlık sicil geçmişini ve son on yılda ki tutumunu takip ediyorum. Çok daha sinsi ve kötülük üretme çabası içine girdiler. Bunu hem içeride siyaset ve dış bağlantılar ile yapıyorlar. Türkiye
Hayata Dair
Mavi
Romalılar, XIX. yüzyıldaki kimi uzmanların sandığı gibi, "mavi körü" değildiyse de, maviye, en iyi ihtimalle ilgisiz, en kötü ihtimalle düşmandılar. Gerçekte mavi, onlara göre, özellikle Caesar'ın ve Tacitus'un söyledikle­rine bakılırsa, düşmanlarını korkutmak için bedenlerini bu renge boyama alışkanlığı olan Barbarların, Keltlerin ve Germenlerin rengidir.
Sayfa 29·Kitabı okudu
Alıntı
Nihil rerum mortalium tam instabile ac fluxum est quam fama potentiae non aua vi nixae. (Hiçbir şey kendi öz gücüne dayanmayan bir iktidar sanı gibi tutarsız ve hastalıklı olamaz.) -Tacitus, Annales, XII, 19.-
Sayfa 55 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Otobüs durağındaki havuçlar içi tıka basa dolu otobüslere, minibüslere binebilmek için savaş veriyorlardı. Saat dokuz buçuğa gelmesine rağmen millet işten geri dönüyordu. Emekçiysen böyleydi. Üç kuruşa gecenin bir vaktine kadar çalışıp minibüs tepelerinde yorgun argın eve dönerek ay sonunu getirmeye çalışırdın.
Sayfa 21 - Maceraperest Kitaplar·Kitabı okudu
Alıntı