Geleneksel tarımın temeli olan emek birimi, hiç kuşkusuz, ev-lenmiş ve çoluk çocuk sahibi olmuş erkek köylünün simgelediği köylü ailesidir. Bu rejimde, köylü aile ünitesi esas itibarı ile, koca, kadın ve çocuklar ve çoğu zaman evlenmiş oğullarla torunlardan oluşur; bu "patriarchal" ve "patrilineal" bir aile tipidir. Koca, aile ekonomisinin, işletmenin son söz sahibi ve örgütleyicisidir. Ekonomik örgüte hâkimdir. Devlet, vergi mükellefi olarak onu tanır. Buradan toplumumuzda bugün bile, hiç olmazsa kır sektöründe patriarchal aile tipinin neden hâkim aile tipi olduğunu anlıyoruz. Osmanlı Devleti, kocası ölen kadının erkek evladı yoksa, elinden tarla arazisini alır ve başka bir köylüye aktarır. Eğer dul kadın, oğulları çalışma çağına gelinceye kadar, ırgatla idare edebilirse, onu bîve adıyla işletmenin sahibi tanınabilir. Birçokları genel kanûnnâmede, müzevvec yani evli erkeğin, neden o kadar önemli bir yer tuttuğunu açıklayamamışlardır. Bütün Osmanlı tahrîrlerinde, yani vergi kaynaklarını belirleyen defterlerde, vergi-nüfus sayımında hâne, aileyi temsil eden kocanın adıyla tespit edilir.
Sayfa 246 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Qui dicit? söz konusu olunca, A kişisinin A tipi kimselere X demesi uygundur. Ancak A kişisinin X'i B tipi kimselere söylemesi oldukça fena, uygunsuz ve haksız bir hitap biçimidir. Bunun yanında ayrıca, B kişisinin herhangi bir kimseye X demesi kesinlikle yasaktır. Örneğin, bir Yahudi'nin diğer bir Yahudi'ye, Yahudi klişeleriyle ilgili sırf komiklik olsun diye bir şaka yapması genellikle hoş görülebilir, fakat Yahudi'nin aynı şakayı Yahudi olmayan birine yapması kötü karşılanabilir. Daha da önemlisi, Yahudi olmayan biri, aynı şakayı Yahudi olan veya olmayan başka birine yaparsa, bu, Yahudi olmayan o kişiyi anında Yahudi karşıtlığı suçlamalarıyla karşı karşıya bırakır. Hiç adil değil gibi görünüyor, ama homines zaten budur.
Sayfa 101·Kitabı okuyor
KiTaPHaNe
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sabah tipi olmak, erken kalkmak ve gece erken yatmak depresyon açışından koruyucu bir rol üstleniyor. Neden mi? Aslında sorunun cevabı çok zor değil. Doğal olan güneşin doğuşu ve batışına göre organize edilen bir yaşam ve biyolojik ritim, sabah tipi bireylerin yaşamı ile son derece uyumlu görünüyor.
İndie Yayınları·Kitabı okuyor
Arzu ederseniz hepiniz gidebilirsiniz!
“Arzu ederseniz hepiniz gidebilirsiniz. O takdirde asker Mustafa Kemal mavzerini [bir tüfek tipi] eline alır, fişeklerini göğsüne dizer, bir eline bayrağını alır, Elmadağı’na çıkar, orada tek kurşunu kalıncaya kadar vatanı müdafaa eder. Kurşunlarım bitince bu aciz vücudumu bayrağıma sarar, düşman kurşunlarıyla temiz kanımı kutsal bayrağıma içire içire tek başıma can veririm. Ben, buna ant içtim!”
Sayfa 109 - Mustafa Kemal Atatürk, Masa Kitap 1. Baskı·Kitabı okuyor
Vatan
BÜYÜK FACİA Pazar günkü maçta bir kulübün kalecisi, hakemi evire çevire dövmüş. Dişlerini kırmış, suratını kan içinde bırakmış. Hâdiseye dair fazla hiçbir izaha lüzum yok... Bir maçta kaleci, her sınıftan binlerce seyirci karşısında hakemin kafasını kırmış, işte bu kadar... Benim rejimimde bu külhanbeyinin cezası, onu dünyaya geldiğine pişman edecek kadar merhametsizdir. Çünkü bu harekette, ne kulüp, ne ocak, ne makam, ne halk, ne matbuat; maddî ve manevî bütün memleket müeyyidelerinden hiçbirine metelik vermiyen bir eda var... Soruyorum size a dostlar, kanatları henüz çıkmıya başlıyan delikanlı çerçevesindeki korkunç başıboşluk ve küstahlık tezahürlerini sineye çekmekte daha ne kadar devam edeceğiz? O delikanlı ki, mektepten, aileden, cemiyetten, devlete kadar, derece derece tabiiyet boyunduruklarında terbiyeli öküzler gibi kıskıvrak bağlı duracaktır. Veyl onu elinden kaçıran cemiyetlere! Size açıkça haber veriyorum ki şehirli Türk cemiyeti bugünkü haliyle onu elinden kaçırmış olamasa bile yüzde yüz avucunda bulundurmak hakimeyetinden mahrumdur. Muallimlerini öldürenleri, dövenleri, bıçaklıyanları; evde, bahçede, sokakta hayale sığmaz münasebetsizlikler yapanları hatırlamıyor muyuz? Hele sporcu gömleği altında o, ya arkadaşını pataklıyacak, ya mahallesini haraca kesecek, yahut böylece hakemin kafasını kırmaya kadar giden misilsiz bir cüretle, uzun atlama kepazelik rekorunu kıracaktır. Düşünün ki, spor maddî ahengin, nizamın, disiplinin en mükemmel tecelli perdesi! Bu tarzda bir kepazeliği Rusyada, Almanyada veya İtalyada bir çocuk yapsın da görün başına geleceğini! Sade onu değil kulübünü de, sınıfını da, muhitini de sivilce koparır gibi kesip atarlar. Zaten böyle bir hareket oralarda yapılamaz. Küfürlü demokrasyaların yağlı derisinden başka hiçbir rejim havası
FAŞİZMİN ŞEKİLLENDİRDİĞİ İNSAN TİPİ...
(...) Nedir? Faşizm, kötüdür. Faşizmin şekillendirdiği insan ve toplum tipi de kötüdür. Herkesin devlete taptığı bir yerde, ne insan vardır, ne toplum. Toplum olmayınca, toplumculuk adına ortaya konulan şekiller de, devletin buyruklarından ibarettir. Toplumun, spontane biçimde katılacağı, devletin sadece düzenleyici olarak arada bulunacağı bir ruha, taban tabana zıttır. Faşizm, ırk esasına dayalı, devlete kulluk esasına dayalı, hamasete dayalı bir sistemdir. İBDA ise ahlâka, imâna ve Allah’tan gayrısına kul olmama esasına dayalıdır. Şu hâlde, faşizmle İBDA’nın farkı, “kötü” ile “iyi”nin farkı kadardır. Siz bunlar aynı şey diyorsanız, o başka tabiî…
İktisat ve Ahlâk -İktisada Giriş -V-, 21 Şubat 2014, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Deneme, İnceleme