Erim Asya

Erim Asya
@titolivio
Nefret ve Irkçılık
Lacan cehalet tutkusu derken öznenin kendi eksiği hakkındaki bilgiyi bilememe isteğini kasteder, kendinize dair eksik hakkında hicbirşey bilmek istemezseniz ya eksiğin cevabının ötekinde olduğunu farz edersiniz yada bu bilgiyi ötekinde bulamaz ve ondan nefret edersiniz...
Jacques Lacan
Jacques Lacan
Psikanaliz
Lacan, insanın kendi içindeki yabancıyı tanımamış olmanın getirdiği ölüm dürtüsü ile birlikte ötekiye karşı oluşan bir saldırganlığın oluştuğunu söyler. Narsistik sorunumuzun ötesinde yani nefret ettiğimiz bu ötekinin tam olarak ne olduğu ırkçılık ile basitçe açıklanamaz. Mühim olan bu nefret ile birlikte öteki'deki hangi gerçeği hedef aldığımızdır. Nitekim Lacan, modern ırkçılığın ötekiye karşı özel yolla uygulanan bir nefret olduğunu söyler. Peki öteki'deki barbar ve saldırgan gerçekliği görmezden mi geleceğiz?
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Zaman sayesinde önceki deneyimlerin sonraki deneyimler tarafından devralınması ve bunların iç içe geçmesi söz konusudur elbette, ama hiçbir yerde bene ben tarafından mutlak şekilde sahip olunmaz, çünkü ne de olsa geleceğin çukuru her zaman yeni bir şimdi ile dolar. Bağlantı olmadan ve özne olmadan bağlanmış olan nesne yoktur, birleştirme olmadan birlik olmaz ama her tür sentez, zaman tarafından hem genişletilmiş hem de yeniden yapılmıştır, zaman tek bir hareketle sentezi sorgular ve onaylar çünkü geçmişi tutan yeni bir şimdi üretir. O halde doğan ve doğuran ikilemi, kurulmuş zaman ile kurucu zaman arasındaki diyalektiğe dönüşür.
Sayfa 328 - İthaki·Kitabı okudu
Felsefe
Ortaya koyduğumuz sorunu duyusallık, yani sonlu öznellik sorununu çözmemiz gerekiyorsa eğer, bu ancak zaman üzerine refleksiyon yaparak ve onun nasıl olup da sadece bir öznellik için olduğunu, öznellik olmadan, kendinde geçmiş artık olmadığına ve kendinde gelecek henüz gelmediğine göre, zamanın da olmayacağını, ama bu arada nasıl olup da bu öznelliğin zamanın kendisi olduğunu, Hegel'in izinden giderek zamanın zihnin varoluşu olduğunu söyleyebileceğimizi veya Husserl'e dayanarak zamanın kendini kurmasından bahsedebileceğimizi göstererek mümkün olacaktır.
Tanrıyı öldürerek hiçliğin aşılması
Nietzsche "İnsan Tanrıyı öldürerek, insan olmanın başka bir boyutuna yükselmiştir der ve ekler ; Daha büyük bir eylem yok, bizden sonra doğacak olan kim olursa olsun, sırf bu eylem uğruna, şimdiye kadarki tarihten daha yüksek bir tarih içinde olacak! Tanrının öldüğü'nün bilinciyle birlikte, şimdiye kadarki en yüce değerleri köktenci bir biçimde değerlendirme bilinci baş­ladı. İnsan bu bilinçle, daha yüksek, başka bir tarihe geçer, çünkü bu bilinçte, bütün değer koymaların ilkesi, güç istemi, gerçekliğin gerçeği, bütün var olanların Varlığı olarak anlaşılıp benimsenir."
Sayfa 47·Kitabı okudu
Niçe tanrıyı değil tanrı düşüncesini öldürdü. Bir şeyin olması değil ona olan inancın yok edilmesi aslında onu hiçleştirir. Ve onun üstün insan dediği kişi tüm değerleri yeniden yaratacak olan düşüncesinde bağımsız insan olanın bir üst modeliydi.
Uzun biliyorum ama okuyup, yorumlarsanız sevinirim :)
Önüne iyileşme imkanı ve araçları (dürtünün yok edilmesi, değiştirilmesi, yüceltmesi) gayet açık bir şekilde konulmalı, işlerin kötü gitmesi durumunda bunun olanaksızlığı da gösterilmeli;
Felsefe
Aslında bu Greek felsefesinin ve Batı felsefesinin temel taşlarından biri olan güçsüz olanı korumaya yönelik hukuk ve ahlak anlayışına sert bir eleştiri. Öncelikle şunu bilmemiz gerekiyor Nietzche fikirlerinde insan varoluşuna dair gerçekten çok gaddar bir filozof. Hatta insanı, üst insan ile hayvan arasında ki bir uçurumda asılı kalmış vaziyette betimler. Şu meşhur sözleri bu alıntısını daha anlamlı kılacaktır "İnsan aşılması gereken bir şeydir.". Peki Nietzche neden bunu istiyor? Aslında Alman idealizmi ile de sürdürülen Hristiyan ahlak seviciliği ve Hümanizme karşı bir isyan bayrağı açıyor. Nietzche'ye göre bazı insanlar toplumu geliştirebilecek, yüceltebilecek kadar güçlü yapıdadır, bazıları ise bu güçten yoksun zayıf insanlardır. Bu uçuruma karşı bize önerisi doğa gibi davranmamız gerektiğidir. Güçsüz olan yok olmaya mahkum olacak güçlü olan ise toplum içerisinde yüceltilecek ve suçlu bile olsa topluma tekrardan geri kazandırılacaktır. Çünkü Nietzche'ye göre zarara uğrayan güçsüz, zayıf insan toplumun gelişimini tıkayacak, Hristiyan seviciliği ile toplumun ahlakında rol oynayıp yine toplumun ilerlemesini durdurmaya çalışacaktır. Nietzche'nin istediği üst insan kendi deyimi ile bir "Hasat edicidir". İnsan tıpkı varoluşunun kaynağı olan doğa gibi adaletsiz, acımasız ve vicdansız olmak zorundadır aksi halde son cümlesinde yazdığı gibi kendi iğrençliğinden dolayı ölmeye mahkumdur. Nitekim Nietzche bu sözlerinde pekte haksız sayılmaz makro kozmostan mikro kozmosa kadar uygarlığın veyahut varoluşun ilk ve en önemli temel şartı güçlü olanın ayakta kaldığı bir düzendir. Kara deliklerin yamyam gibi kendi cinslerini yemesi evrenin en ıssız köşelerinde sürmekte olan kaotik zaman akışı, doğa da daha henüz doğamadan diğer türler tarafından öldürülen hayvanlar. Hal böyleyken varoluşumuzun kaynağı olan evrenden veya doğa'dan kopuk bir vicdan, ahlak ve adalet anlayışına sahip olmamız beklenebilir mi?
Önceki 2 yanıtı göster
Üzerinde yaşadığımız Dünya'nın 5 şeffaf olan 1 de şeffaf olmayan 6 adet yok oluşu mevcuttur. Bu yok oluşlarında hepsinde canlı varlıklar soykırım yaşamışlardır. Yine evrimsel olarak bir çok canlı türü bir diğer canlı türünü tüketerek neslini sona erdirmiştir. Nietzche'nin bu felsefesi öncelikle bireysel değildir. Stephen Hawking gibi bireysel örnekler vermek yersiz olacaktır. Eğer yine de bireysel bir cevap vermek gerekirse eğer siyasal çıkarlar Nazi Almanyasın'da ki gibi ön planda olmayacaksa şuan da yaşamış olduğu gibi Hawking 76 yaşına kadar yaşayabilecektir. Çünkü toplumu yüceltmiş ve geliştirmiştir tıpkı Nietzche'nin önerdiği gibi. Kimin güçsüz veya güçlü olduğu konusu. Bunlara bireysel cevaplar verilemez toplumun tamamını kapsayan basit örnekler verilebilir. Örneğin şuan ki Kürt halkının öyle ya da böyle sebeplerden dolayı gelişememiş, ilerleyememiş ve aydınlanamamış bir halk kitlesi olması onları Nietzche'ye veya "Sosyal Darwinizm"e göre hedef haline getirmiştir. Sağlıksız olması konusu Nietzche'ye göre de hümanizm, vicdan ve ahlak mide bulandırıcı unsurlardır.
1 yanıtı göster
10/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2018 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2018 01:07
"Hegel Günlükleri" serimin üçüncü kitabı ve incelemenin başında belirtmek istiyorum ki adeta nutkum tutuldu daha önceleri Hegel'in idealizmine ve varlık düşüncelerine azda olsa aşina
Felsefe
Mantık Bilimi (Küçük Mantık)Georg Wilhelm Friedrich Hegel · İdea Yayınevi · 201490 okunma
Hegel'in "radikal Katolik görüşleri"inden söz etmişsiniz ama Hegel bildiğim kadarıyla protestandı.
Hegel'in diğer eser incelemelerinde bahsettiğim gibi Hristiyan seviciliğini eleştirmek adına kullanıyorum.