Râbbü'l-âlemîn bunu, böyle bütün kalbini kavramak üzere Ruh-u emîn ile indirdi ki, temamen emniyyet hasıl edip لِتَكُونَ مِنَ المُنْذِرِينَ O münzirlerden olasın. Yâni inzar ile risaletleri meşhur olan bâlâdaki Peygamberler gibi Resul-i emin olup inzar edesin. بلسان عربى مبين Mübin yâni anlattığını açık ve güzel bir ifade ile anlatır bir Arabî lisan ile. Arabca hadd-i zatında her mânâyı iyi anlatabilen bir lisan olmakla beraber Kur'ân, onu en yüksek bir nekahat ve vuzuh ile parlatmıştır.
Binaenaleyh yukarıki kıssalarla edilen inzarların mânâsını anlamamakta Arablar'ın hiç bir özrü yoktur. وأنه لفي زير الأولين Bununla beraber O, şübhesiz evvelkilerin kitablarında da vardır, yani evvelki kitablarda da bu Kur'ân'ın zikri geçmiştir. Böyle olduğunu inkâr ediyorlarsa أَوَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ آيَةً أَنْ يَعْلَمَهُ عَلَمَنُوا بَنِي اسرائيل Beni İsraîl ulemasının O'nu bilmesi bile, O'nu inkâr edenlere bir delîl değil midir? Beni İsraîl ulemasından bir kısmı Tevrat ve İncil'de Aleyhissalâtü vesselâm'ın sıfat ve na'ti zikrolunduğunu söylüyorlardı. Kureyş de, gidip onlardan bu haberi öğreniyorlardı. وَلَوْ نَزَّلْنَاهُ عَلَى بَعْض الأعْجَمِينَ Eğer Biz, O'nu Arabca bilmeyenlerin birine indirseydik (böyle bir mu'cize yapsa idik) de فقراء عليْهِمْ onlara O'nu O, okusa idi ki, bu surette okunan Kur'ân hadd-i zatında bir mucize olduğu gibi, okuyuş da başkaca bir mucize olurdu ما كَانُوا به مؤمنين yine ona inanmazlardı. "Acemî değil, pek a'lâ Arabca biliyormuş" derlerdi.
İşte bu Kur'ân'ın Allah'dan inme bir mu'cize olduğuna inanmayanlar, böyle inadcı kâfirlerdir. كذلك سلكناه في قلوب المجرمين Biz O'nu mücrimlerin kalblerine böyle sokmuşuzdur. Mânâsını anlarlar, fesahat-ü belâgatinin güzelliğini tanırlar. Gerek nazmı ve gerek mânâsındaki gayb haberleri i'tibariyle i'cazını ve