Canan Tan’ın Piraye'sine Eleştirel Bir Bakış
5/10
·431 syf.··
2026 30. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 18:24
Canan Tan’ın Canan Tan Piraye Piraye romanı, okuyucuya "modern, özgür ruhlu, kendi ayakları üzerinde duran ve çok yükseklerde yaşayan bulunmaz bir kadın" imajı pazarlayarak başlar. Ancak sayfalar ilerledikçe yazarın bakış açısıyla okurun gerçekliği arasındaki o derin uçurum açılır. Çünkü karşımızda iddia edildiği gibi ne destansı, büyük bir aşk vardır ne de gerçek anlamda güçlü bir kadın karakter. Karşımızdaki Piraye, aslında son derece silik ve çelişkilerle dolu bir figürdür. Piraye’nin bu ikiyüzlü duruşu, hayatındaki erkeklere gösterdiği o muazzam tolerans tezatlığında saklıdır: İlk Perdede Kolayca Silinen Masumiyet: Üniversite yıllarında hayatına giren, kendisiyle Nazım Hikmet şiirleriyle konuşan, edebiyatla iç içe o masum çocuğu en ufak bir şeyde "benim dengim değil" kibriyle tek kalemde hayatından çıkarır, üzerini acımasızca çizer. Kendini çok yüksekte gördüğü için ona hiçbir tolerans göstermez. Feodalitenin Karşısında Eğilen Gurur: Aynı Piraye, üniversite ortamında kendini "ağa" gibi tanıtıp hava atan, ama kendi memleketine ve töresine girdiğinde ailesinin karşısında tek bir kelime bile edemeyen, kendi kararlarını alamayan muazzam ezik ve silik bir adam olan Haşim’in karşısında ise adeta el pençe divan durur. Haşim’in ve ailesinin o baskıcı, feodal dünyasına gösterdiği ucu bucağı gelmeyen tolerans, Piraye’nin o "bağımsız kadın" maskesini tamamen düşürür. Bu durum, ortada kör kütük bir aşk olmadığını; aksine Piraye’nin bilinçaltında o ailenin gücüne, toplumdaki yerine, zenginliğine ve statüsüne duyduğu gizli bir hayranlık olduğunu gösterir. Kendini erişilmez ve bulunmaz Hint kumaşı zanneden bu kadın, gerçek hayatın içine ve o töre çarkının çelişkilerine daldığında hiçbir ağırlık koyamaz. Ne o hayata tam anlamıyla isyan edebilir ne de savunduğu değerlerin arkasında
PirayeCanan Tan · Altın Kitaplar · 201350,4bin okunma
4/10
·320 syf.··
2026 41. kitabı
Başarılı bir psikolojik gerilimde, karakterlerin iç dünyasını derinlemesine işlerken sağlam ve mantıklı bir kurgu üzerine kurulmalıdır. Gerilim hem “kim yaptı?” hem de “neden yaptı?” sorularıyla desteklenmeli, ipuçları dengeli verilerek final hem şaşırtıcı hem de tutarlı olmalıdır. Tüm bunlar, akıcı bir anlatımla birleştiğinde hikâye güçlü bir etki bırakır. Ancak bu kitap merak uyandıran bir girişine rağmen, zayıf kurgusu ve etkisiz sürprizleriyle benim için beklentimin çok altında kaldı. Sürpriz sonları seven bir okur olarak, kitabın finalinden büyük bir etki bekledim. Fakat ortaya çıkan gerçekler, bırakın şaşırtmayı, neredeyse hayal kırıklığı yaratan bir seviyede ilerledi. Özellikle son bölümlerde olayların aşırı hızlı gelişmesi ve bir karakterin adeta ezberlenmiş bir metni okur gibi her şeyi açıklayan uzun monoloğu, hikâyenin inandırıcılığını zedeledi. Üstelik ikinci bir sürprizle etki artırılmak istenmiş olsa da, yeterli altyapı ve ipuçları sunulmadan gelen bu gelişme, okurda beklenen şok etkisini yaratmak yerine yapay bir his bıraktı. Tüm bu unsurlar birleştiğinde, kitap ne yazık ki güçlü başlangıcının hakkını veremeyen bir hayal kırıklığına dönüştü. Öyle ki, bu kadar da saçmalık olamaz diyerek kitabın son 10 sayfasını okumayı düşünmeyip başka kitaba geçmeyi bile düşündüm. Çünkü ters köşe yapayım derken yazar fazlasıyla saçmalamıştı. Baştan sona kadar yalanları okumamız bir yana, yazarın tıbbi bilgisinin de sıfır olduğunu gördüm. Beyin oksijensizliğe ortalama 4-6 dakika dayanabilir. On dakikadan fazla oksijensiz bir beynin nasıl eski sağlığına dönüştüğünü okumak saçmalığın daniskası değildir de nedir? Daha öncede belirttiğim gibi hiçbir kitap dört dörtlük değildir. Bazen mantığa uymayan gelişmeleri okurken tolerans edebiliriz amenna, ancak bu kitap bu sınırı
Kocamın KarısıAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 2026104 okunma
Reklam
Duygu düzenleme rehberi
10/10
·143 syf.··
2026 6. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 22:01
Duygularınızı Keşfedin, duygularını daha iyi anlamak ve günlük yaşamda daha etkili yönetmek isteyenler için hazırlanmış bir kendine yardım kitabı. Kitap, önce duygular hakkında temel bilgiler veriyor, ardından bilimsel çalışmalara dayanan farklı duygu düzenleme yöntemlerini anlaşılır bir şekilde sunuyor. Kitapta aşamalı kas gevşetme, bilinçli farkındalık, dikkat dağıtma, olumlu içsel konuşma, yeniden değerlendirme, kabul ve tolerans, olumlu deneyimleri zihinde canlandırma, olumlu deneyimleri günlük yaşama taşıma ve duygulara yönelik plan oluşturma gibi çeşitli yöntemler yer alıyor. Her bölümde ilgili yöntemin ne olduğu, nasıl uygulanabileceği, hangi durumlarda işe yarayabileceği ve uygulama sırasında karşılaşılabilecek olası güçlükleri açıklanıyor. Akıcı ve anlaşılır bir üslubu var, duygularını daha iyi tanımak isteyen herkese öneririm.
Psikoloji
Duygularınızı KeşfedinOrçun Yorulmaz · Altınordu Yayınları · 202020 okunma
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 12:54
Kelimeler ve gerçekler. Gerçekler ve cümleler. Ardı ardına sunulan hayaller, rüyalar, istekler, öfkeler. Hepsi bir arada bir süreç içinde etkileşim sağlar. Etkileştiğin ise bazen bir misafirdir. Bir şekilsiz varoluş aslında. Bu tanımın içine neler ve kimler sokmayız ki. Bir kedi, bir köpek, bir komşu, bir düşman, bir eşya, bir metafiziksel varlık. Çocukken kimsenin görmediği arkadaşlar yapardık kendimize. Misafir işte o’dur. Misafir hanemize gönlümüze konuk olandır. İşgal eden ve boşluk bırakan. Geldiği yerde boşluk bırakır bizi bırakınca boşluk kalır. Kapının önünde karşıladığımız gibi bir istasyonda bir tren garında da karşılarız misafiri. Kapınızda geldiği anda davetsiz olan misafir kapıdan içeri girince artık davetlidir. Hane artık yalnızlıktan kurtulduğu gibi özel alanın olmaktan çıkmıştır. Artık bir mahremiyet söz konusu değildir. Ve misafir kaldığı sürece mahremiyet tek size ait olmayacaktır. Artık misafirinizle birlikte bir varoluş içindesinizdir. Ve bu bir gerilim yaratır. Bu gerilim bir çok şeyi çağrıştırır insana. İş ilişkilerini, komşuluk hallerini, aile bağlarını. Misafir ile kurduğun bağın içinde bir sürü geçmiş bir sürü dogmanın izleri vardır. Belki de asıl soru bu ilişkiler ağında “ben” ve “misafir”in sınırıdır. Kim misafir kim ev sahibidir. Kim yolcu kim kalıcıdır. Kalan gerçekten burada mıdır? Kalınca bile misafir olmak mümkün müdür? Yoksa hareket misafirlik için tek gerek şart mıdır? Misafir olanı kovabilir miyiz “ben”in içinden yoksa her daim içimizde midir misafir? Bizim misafirliğimiz nerede başlar nerede biter? Misafir olan kendimiz olabilir miyiz kendimize. Kitap bir misafirlik üzerine olsa da bu tam bir tanım içinde değildir. Bir bulut içinde tüm sınırları sorgular. Aile ilişkilerini, iş ilişkilerini, toplumla olan bağı, kendine konuk olan
Edebiyat
MisafirAriane Koch · Düşbaz Kitaplar Yayınları · 202614 okunma
Homo Ludens
Puan vermedi·288 syf.··
2025 18. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2025 00:00
Modern kültür tarihi kurucularından Kültür tarihçisi Johan Huizinga’nın eseri Homo Ludens’ten bahsedeceğiz. Bu kitabı ilginç yapan çok detay var, ki sanırım en önemlisi insanın varoluşunu yansıtma biçiminin oyun oynama eylemine dayanması. Diyebilirsiniz ki oyun, rahatlama için,enerji boşaltmak için hatta çocukların daha çok yaptığı bir şey olduğunu düşünüp yetişkinliğe hazırlanma, bir eğitim şekli olduğunu söyleyebilirsiniz.Veya zararlı dürtülerden kurtulmak için bir yöntem olduğunu. Ancak tüm bu hipotezler belirli bir fayda güdüyor.Ama oyun öyle bir etkiye sahiptir ki istemsizce bir bebeğe çığlık attırır,kumarbazı tutkuya boğar. Bir fayda gözeterek bunun istemsizce nasıl yapabilirsiniz? içgüdüsel dediğimizdeyse cevapsız bırakmış olursunuz sebebini. Eğer içgüdüsel ise; bu defa da nasıl fayda gözettiğini söyleyebiliriz? Huizinga der ki ‘Bir çocuk fayda gözetmeden oyun oynar,tıpkı hayvanlar gibi. yavru köpeklerin birbirlerini oyuna davet edişi,birbirlerinin kulaklarını ısırmamaya riayet edişi bir fayda bir neden gözetilmeden yapılan bir eylem olduğunu gösterir. İnsan alet yaptığı,aklını kullandığı kadar,özgürce beklentisizce oyun oynar. Ve bunu oyun oynadığını bile bile yapar.Herhangi bir mantık onu oyuna sürüklemez. İnsan mantıkdışı doğayı teyit eder oyunla.bu durum bizi salt rasyonel varlıklardan daha fazlası olduğumuzu gösterir.yani oyun oynama eylemi İrrasyoneldir. Huizingaya göre insan; dış dünyayı açıklarken Mitleri kullanır,imgeleştirme yapar,ritüeller ve ayinler ile hayata anlam katar,şiirsel bir dünya yaratır metaforlarla.Bu bir oyun eylemidir. Elbette Shakespeare’in Dünyayı bir oyun sahnesi olarak tanımladığı bir perspektiften bahsetmiyoruz. Oyunun; medeniyeti, kültürü nasıl inşa eden bir eylem olduğundan bahsediyor olacağız. Oyunun özelliklerine bakalım.
Felsefe ve Düşünce
Homo LudensJohan Huizinga · Ayrıntı Yayınları · 2021428 okunma
7/10
·125 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 20:27
Eser Diyanet İşleri Başkanlığınca yayınlanan aylık dergisinde yer alan makalelerin kitap halini almış halidir. Eser; modern insanın kimlik arayışını, zihinsel tıkanmalarını ve bilinç düzeyindeki kırılmaları ele alan düşünsel bir çalışma niteliğinde. Kitap, bireyin hem toplumsal hem de kişisel düzeyde yaşadığı kimlik kaymalarını analiz ederken, bunu felsefi, psikolojik ve sosyolojik bir çerçevede yapıyor. Eser aşağıda yer alan konu başlıklarını içeriyor . Önsöz. Bilinç Tıkanması.. Yabancılaşmanın Abc'si İnsanın Arayış Hikâyesi Komşunun Tuzu.. İnsanlık Kaç Sıfır. Arafta Bekleşenler.. Korku Kültürü ve Tünel Vizyonu Şiddete Sıfır Tolerans. Küçük Bedenlerin Büyük Öfkesi. Acıkana Kadar Uyu, Uyuyana Kadar Ye. İntihar: Nihilist Zihnin İnfilakı Yapay Zekâ Pazarı. Teknoloji ve Kadavra Bedenler. İnternetin 'Bulamaç' Dinleri. Tanrı'yı Arıyorsan O Burada.
1000Kitap
Kayıp Kimliklerin Bilinç TıkanmasıAdnan Bülent Baloğlu · Diyanet İşleri Başkanlığı · 2022173 okunma
Reklam
Reklam