Eve döndüğümde çocuklar avluda top oynuyordu. Eşim her zaman olduğu gibi kendine yapacak ev işi bulmuştu. Biraz uyuklamak üzere odama doğru gittim. Dalgınlıkla kıyafetimi çıkardığımda hızlı bir ışık huzmesi beni şiddetle sarsarak yaşadığım eve geri getirdi. Sandık bıraktığım yerde duruyordu.Ev aynı ev, yer aynı yer, sadece ben değişmiştim. Bıraktığım yerdeki kişi uyuyor muydu? Olanın farkında mıydı? Kim olduğunu biliyor muydu? Tam olarak ne oluyordu? Paralel evren dedikleri bu muydu? Bu sorulara cevap bulamayacağımı bildiğimden kafamı boş yere yormak istemedim. Bildiğim şey insanın da sonuçta enerji olduğuydu. O yüzden termodinamik yasası gereği hiçbir şey vardan yok yoktan var olmazdı.
Fabrikanın askeri katkıları aslında daha İstiklal Harbi yıllarda başlar. Henüz adı Eskişehir Şimendöfer İmalathaneleri iken teknik kapasitesi sayesinde İmalat-ı Harbiye olarak vazife görmüş; İsmet Paşa’nın emriyle top kamaları burada imal edilerek cepheye gönderilmiştir. Bununla da kalmayıp dönemin tayyarelerinin kanat kaplamasında kullanılan emayit malzemesi bulunamayınca patates, paça suyu ve yumurta akı karışımından bir çözüm üretilmiş ve tayyareler güvenle uçabilmiştir.
Adını bir rivayete göre hemen yanında bulunan Osmanlı ordusunun toplarını çeken top arabacıları ocağına bağlı atların ahırlarından almıştır. Diğer rivayete göre ise Marmara Denizi kıyısındaki son kapı olmasından dolayı, halk arasında bu kapıya ahir-kapı (Ahir: son, en son) adı verilmişti.
"İnsanlar da biraz bozulmuş olsalar gerek" diyordu. Çünkü insanlar kurt doğmadıkları halde kurt oluyorlar. Tanrı, ne yirmi dörtlük top, ne de süngü verdi onlara. Oysa insanlar, birbirlerini yok etmek için top ve süngü yaptılar. İflaslarla, alacaklıları yoksun kılmak için batanların mallarına el koyan adaleti de bunlar arasına katabilirim.
"Şimdi size ihtiyar bir adamdan bir iki nasihat vereyim. Bir yandan top sürerken diğer yandan asla topu paslamayın. Son çeyrekte 20 sayı gerideyken oyunu bırakmayın ve son olarak birden fazla kedisi olan hiç bir kadınla çıkmayın"