İnsanın başında bekleyen olası musibetler ve kederler de nihayetsizdir. Dünyasına bir gezegen çarpabilir, içinde bulunduğu yaşlı gezegen dönmekten vazgeçebilir, güneş bir gün doğmayabilir, yeryüzünü sular kaplayabilir, gözle görülmeyen bir mikrop tarafından insan nesli tükenip gidebilir. Böyle tehlikeler altında yaşayan bu acınası varlığın arzuları yerlere göklere sığmamaktadır. Yaşamı istemektedir, sonsuzluğu istemektedir, uzayın her tarafını bilmek istemektedir, atomun en altını mü-şahede etmek istemektedir. ub alle sekind t
Bu derece zayıf olan insanın, bunca musibet ve ihtiyaçlar ordusu karşısında beliren görevi tevekkül; sığınağıysa duadır. Çünkü bu sınırsız ihtiyaç ve sorunların üstesinden ancak te-vekkül ve dua ile gelinebilir. Rabbinin insana alabildiğine bir acz, sınırsız bir zayıflık ve bitimsiz ihtiyaçlar vermiş olmasının hikmeti, hiç şüphesiz onu duaya ve tevekküle sevk etmektir.Dua ve tevekkül, insanın aczini ve haddini ilan ettiği bir etkinliktir. İnsanın gerçek görevi ve ana caddesi olan dua ve tevekkülün en mühim motivasyonları ihtiyaçlar, musibetler ve hastalıklardır.