Daha birkaç saat evvel, Ben de bir fotoğrafı bulunmadığı için, yüzünü hatırlayamadığımı zannetmiştim. Halbuki bu anda onu, hayattayken gördüğümden çok daha canlı, teferruatlı olarak görüyordum. Aynen tablodaki gibi biraz mahsun, biraz istiğnalıydı. Yüzü daha solgun, ağzı: "Ah, Raif!" demeye hazırlanıyordu. Her zamankinden daha çok yaşıyordu... Demek 10 sene evvel ölmüştü! Ben onu beklerken, evimi ona kabule hazırlarken ölmüştü. Hiç kimseye bir şey söylemeden, beni imkânsızlıklar içinde kıvrandırmamak, beni sıkıntıya sokmamak için, bütün sırrını beraber alarak ölmüştü. On seneden beri ona karşı duyduğum hiddetin, etrafıma karşı kendimi aşılmaz bir duvar içine alışımın hakiki sebebini şimdi anlıyordum: On sene, hiç azalmayan bir aşkla, onu sevmekte devam etmiştim. İçimi ondan başka hiçbir kimsenin girmesine müsaade etmemiştim. Fakat şimdi onu her zamandan ziyade seviyordum. Karşımdaki hayale kollarımı uzatıyor, ellerini tekrar avuçlarıma alıp ısıtmak istiyordum. Onunla beraber geçen hayatımız, o dört beş aylık zaman, bütün teferruatıyla gözlerimin önündeydi. Her noktayı, aramızda konuşulan her kelimeyi hatırlıyordum. Sergide resmini görmekten başlayarak, Atlantik'te şarkısını dinleyişimi, yanıma sokulmasını, nebatat bahçesi gezintlerini, odasında karşı karşıya oturuşlarımızı, hastalığını birer kere daha yaşıyordum. Bir hayatı baştan aşağı dolduracak kadar zengin olan hatıralar, Böyle kısa bir zamana sıkıştırıldıkları için hakikattekinden daha canlı, daha tesirliydiler. Bunlar bana, on seneden beri bir an bile yaşamamış olduğumu; bütün hareketlerimin, düşüncelerimin, hislerimin benden uzak bir yabancıya aitmiş kadar benden uzak olduğunu gösteriyordu. Asıl "BEN", otuz beş seneye yaklaşan ömrümde, ancak üç dört ay kadar yaşamış, sonra, benimle alakası olmayan manasız bir
Sayfa 154·Kitabı okudu
Ha üç gün ha otuz üç sene; ne kadar vakit geçerse geçsin, bu eski püskü zaman bir oğulla baba arasındaki eksik cümleleri tamamlamaya yetmiyor.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Birincisi okey, ama diğer ikisine alışamadı bünye
Yeme alışkanlıklarımız üç kez coğrafi imkansızlıklardan dolayı da değil, büyük değişime uğradı ve üçü de kültürel başarı kayanaklıydı. Birincisi et ve bitkileri pişirmek için kullanılan ateşti. [...] İkinci büyük değişim, on bin sene önce tarıma ve hayvancılığa geçişti. Bunun sonucunda, daha önce gıda listemizde bulunmayan tahıl ana besin kaynağı oldu. [...] Üçüncü büyük değişim de 20.yy'da gerçekleşti ve şeker halindeki konsantre karbonhidrat, beyaz un ve soyulmuş pirinç ile şekil aldı.
Üç dört genç kız var köyde. Karşıda bir tane güzel bir kız duruyor. Yanına yanaştık, kız şöyle bir yüzünü döndü. Ağzı, yüz kısmı içeri doğru batmış, şok oldum. Üç sene önce orada da korucular vardı, teröristler geliyor, tepeden aşağı mermi basıyor, korucu da alttan... Korucuda mermi tükeniyor, terörist elini kolunu sallaya sallaya giriyor köye, tek tek öldürüyor adamları. Bu kız da kümeste yakalanıyor, ağzının içine tam altı mermi sıkıyorlar, kız ölmüyor. Köy o gün tarihten siliniyor..
Sayfa 38 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
Yaşamıyoruz. Resimlerimiz, fotoğraflarımız kadar yaşamıyoruz. Mendilimiz, gömleğimiz, potinlerimiz kadar yaşamıyoruz. Bir sigara kâğıdını şu masaya koy, üstüne bir taş bırak, kapılan kapa ve git! Üç yüz sene sonra gel, yerinde bulursun. Belki sararmış, belki buruşmuş, fakat yine o. Bir sigara kâğıdı kadar yaşayamıyoruz. Kefenimizden evvel çürüyoruz.
Amma ne delikanlı! Başında, o senelerdeki üniversitelilerin şahâne gururu olan, bozkurtlu aptal kasket ve ceketin yakasında yılanlı rozet. "Ve aleykümüsselâm yarının Akil Muhtarı!" Yarın dediğin de nedir ki? Fakülte için beş sene, askerlik için üç sene, Çemişkezek hükümet doktorluğu dört sene.. sonra? Sonrası kolay! Sonrası bunun, para, şöhret, ilim ve... Ve'si yok işte artık! Dişlerim kenetlendi, çene kemiklerim oynadı ve kasketi kaptığım gibi masanın altına savurdum.
Sayfa 153·Kitabı okudu